Untitled Document Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
 
 
 
bitkilerin
toplanması
bitkilerin
kurutulması
çay hazırlamak
tentür hazırlamak
özsu çıkarmak
bitki lapası
bitki-buhar
kompresi
banyo katkısı

-merhem ve yağ -
-hazırlamak

 

 
 


Bebekler İçin En İyisi

(Anne Sütü)

Untitled Document

 

 

 

Site İçi Arama
 
 
 
anal fissür
boyun fıtığı
hemoroid
 

 

 
 

Dünya Sağlık Örgütü ve çocuk sağlığı alanında çalışan bilim adamları, bebeklerin 6 ay yalnız anne sütüyle beslenmelerini ve 6 aydan sonra uygun ek gıdaya başlanarak emzirmenin 2 yaşa kadar sürdürülmesini önermekteler. Bu şekilde, 1,5 milyon bebeğin ölümünün, 10 katı bebeğin de hastalanmasının önlenebileceği bildiriliyor. Anne sütü bebeklerin beslenmesinde en ideal besin ve yerini tutabilecek başka hiçbir besin maddesi de yok. Sağlıklı bir annenin sütü ilk 4-6 ay kadar bebeğinin beslenmesinde tek başına yeterli. Anne sütü 6. aya kadar bebeğin gereksinim duyduğu tüm gıdaları miktar ve biyolojik yararlılıkları en uygun şekilde içeriyor. Aynı zamanda bebeği enfeksiyondan koruyarak sağlıklı şekilde büyümesini ve gelişmesini sağlıyor. Annenin sütü yeterliyse 4-6 aya kadar bebeğin ne mamalara, ne tamamlayıcı besinlere, ne de suya gereksinimi var.
Bebeğin doğumundan hemen sonra ve ilk günlerde (3-14 gün) anneden sarı renkli ve koyu kıvamlı, "kolostrum" denen süt salgılanır. Anne, gebeliği sırasında başka bir çocuğu emziriyor olsa bile yine doğumdan hemen önce ve sonra da kolostrum salgılanır. Günlük salgılanan kolostrum miktarı 10-100 ml'dir. Doğumdan 30-40 saat sonra salgılanan miktar artar ve 3-14 gün sonrada anne sütü haline dönüşür. Kolostrum'un yoğunluğu yüksektir. Anne sütüne göre daha az laktoz içeren kolostrum, protein, yağda eriyen A, D, K gibi vitaminlerle çinko ve sodyum gibi mineraller bakımından da olgun süte göre daha zengindir. Böylece anne karnından dış ortama gelen bebek, kolostrum sayesinde ilk birkaç gün içerisinde enfeksiyondan en iyi şekilde korunmuş olur. Doğar doğmaz ilk olarak anne sütüyle beslenen bebeklerin, ağızdan başlayarak mide bağırsak sistemleri tamamen immünoglobulinlerle kaplanır (mukozal bir tabaka oluşur) ve böylece dış ortamdan gelecek hastalık yapıcı mikroorganizmalara karşı korunması sağlanır. Bebeğin kolostrumdan yararlanması için doğumdan sonra mümkün olan en kısa zamanda emzirilmeye başlanmalıdır (yarım saat içinde). Bazı yörelerde bu sütün bebeklere verilmemesi kesinlikle yanlış bir uygulamadır. Kolostrum'un damlası bile ziyan edilmeden bebeğe verilmesi, bebeğin sağlığı açısından son derece önemlidir.

Anne Sütünün Üstünlükleri

- Anne sütü güvenlidir, ekonomiktir. Bozulma ve ekşime riski yoktur.

- Anne sütü kullanışlıdır, her zaman temiz ve hazır bir besindir. Hazırlama ve ısıtma gibi zorunluluklar yoktur. Önceden planlanması, paketlenmesi gerekmez, her zaman kullanılabilir (arabada, uçakta, gece yarısı) ve hep uygun ısıdadır. Anne ve bebek birlikte değilse (örneğin anne dışarıda çalışıyorsa) süt önceden sağılıp daha sonra kullanılmak üzere buzdolabında saklanabilir. Anne sütü oda ısısında 6 saat, buzdolabının rafında 24 saat, buzluktaysa 6 ay bozulmadan saklanabilir.

- Anne sütü tek başına ilk 4-6 ay, D vitamini dışında bebeğin tüm besin ihtiyacını karşılar.

- Anne sütü allerjik değildir. Buna karşılık inek sütünde bulunan betalaktoglobulin allerji yapabilir, hatta antikor oluşumuna neden olarak bebeği anaflaktik şoka (bebeklerde yaşamı tehdit eden bir allerjik tepki) sokabilir.

- İnek sütünde ve hazır mamalarda bulunmayan ama anne sütünde bulunan en az 100 besin maddesi vardır.
Anne sütü her bebek için özeldir; gerektiği kadar hammadde annenin kan dolaşımında seçilir; sütün bileşimi günden güne bebeğin gereksinimine göre değişir.

- Anne sütünün sindirimi inek sütünden daha kolaydır. Çünkü anne sütü bebekte bulunmayan ve sindirime yardımcı olan enzimleri (lipaz, amilaz gibi) içerir. Anne sütünün protein oranı (%1,5) inek sütününkinden (%3,5) düşüktür; bu da bebeğin hazmını kolaylaştırır. Ayrıca fazla protein ve mineralin idrarla atılması gerekmediği için, anne sütüyle beslenen bebeklerde, böbreğin yükü hafiftir.

- Toronto'daki Genel Sağlık Araştırmaları Enstitüsü uzmanlarıyla Japonların ortaklaşa yaptıkları çalışmalarda, anne sütünde bulunan bir proteinin, bebeğin hücrelerinde daha fazla antikor oluşmasına neden olduğu bildirilmiş bulunuyor.Araştırmalar,süt veren annenin kendi vücudunda bulunan, virüslere ve mikroplara karşı vücudu koruyucu özelliği olan antikorları bebeğe naklettiğini, ancak bu korumanın, bebeğin anne sütü aldığı sürece geçerli olduğunu gösteriyor. Aynı çalışmalarda yeni keşfedilen bu proteinin yoğurt, bebek maması ve tahıllı yiyeceklere katılabileceği de belirtiliyor.

- Anne sütü alan bebekler yaşamın ilk yıllarında daha az hasta olurlar. Bu korumayı kısmen anne sütünde ve süt öncülü kolostrumda bulunan bağışıklık etmenleri sağlar.

- Anne sütünün içerdiği yağ miktarı emme süresine bağlı olarak değişir. Öğünün sonunda gelen sütün yağ miktarı daha fazladır ve bebekte tokluk hissine yol açar. Bu durum bebeğin şişman olmasını önler ve böylece ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek şişmanlığa bağlı hastalıklardan bebeği korur.

- Anne sütündeki kolesterol miktarı hazır mama ve inek sütüne oranla daha yüksektir. Ancak bu yüksek kolesterol miktarı ilk aylarda gerekli enzim sistemlerini geliştirir. Böylece ileri yaşlarda damar sertliğine yol açan yağların birikimi önlenmiş olur.
- Anne sütündeki laktoz miktarı çok yüksektir. Laktoz kalsiyumun emilimini artırır. Bağırsakta vücut için yararlı olan laktobasillerin üremesini sağlar.

- Anne sütündeki şeker, bebeğin enerjisinin %40'ını sağlar ve merkezi sinir sisteminin gelişimine yardımcı olur.

- Anne sütünde kalsiyum/fosfor inek sütüne oranla 2:1'dir ve bu nedenle anne sütündeki kalsiyumun emilimi yüksektir. Anne sütü daha az fosfor içerir. Anne sütündeki demirin biyoyararlılığı yüksektir ve % 70'i emilmektedir.

- Anne sütü alan bebeklerde ortakulak iltihabı, solunum yolları hastalıkları ve mide-bağırsak hastalıkları daha az görülürken, bazı kronik hastalıkların oluşma riski de azdır (Tip 1 diabet, çölyak hastalığı, obesite, koroner kalp hastalığı gibi).

- Bebeğin anne sütüyle beslenmesi anne-çocuk ilişkisini kuvvetlendirerek bebeğin ve annenin duygusal doyumunu sağlar.- Yenidoğanın anne vücudunda ihtiyaçlarını sağlayan plasentanın yerini, doğumdan sonra anne memesi alır. Biyolojik ve psikolojik yönden bebek, sıcak, güvenli ve kendini koruyan bir çevreye gereksinim duyar" . Ayrıca, bu temasın bebeğin annesini daha iyi tanımasına neden olur."Araştırmalarda, hırpalanan ve sömürülen çocukların, doğum sonrası erken dönemde annelerinden ayrılmak zorunda kalan ya da yakınlaşma sağlanamayan çocuklar olduğu saptanmıştır. Doğumdan hemen sonra anne beyninin, özellikle yenidoğandan gelen uyarılara karşı hassaslaştığı bilinmektedir. Bebek ile anne arasında doğumdan sonra kurulan göz göze, ten tene temas, anne-bebek ilişkisini güçlendirir."

- Anne sütü, bebeğin ruhsal, bedensel ve zeka gelişimine yardımcı olur. Anne sütü alan bebekler daha az ağlar.

- Emzirmek gebelik sırasında biriken yağların yakılmasına yardımcı olur. Eğer anne yalnızca süt vermeye ve gündelik yaşamına yetecek kadar kalori almaya devam eder ve tüm kalorilerin besleyici gıdalardan gelmesine özen gösterirse, kendi bedenini şekle sokmanın yanı sıra bebeğinin tüm beslenme ihtiyacını da karşılayabilir.

- Erken doğum yapan annelerin süt bileşimi, zamanında doğum yapanlardan farklıdır. Daha fazla protein ve tuz içerir. Bu farklılık erken doğan bebeğin ihtiyacını karşılamaya uygundur.

" Doğumdan sonra mümkün olduğunca erken dönemde bebeğini emzirmeye başlayan ve sık aralıklarla emziren annelerde oksitosin hormonunun salgılanmasındaki artışa bağlı olarak rahim kasılmaları da artar. Bunun sonucunda rahim daha çabuk toparlanacağı için doğum sonrası kanama miktarı da azalacaktır.

- Emziren annelerde adet kanamalarının, emzirmeyen annelere göre daha geç başladığı, böylelikle yeniden gebe kalmalarının önlendiği çok eski çağlardan beri bilinir. Emzirmenin, anneyi yeni bir gebelikten korumadaki rolü, bebeğin meme emme sıklığına ve yoğunluğuna bağlı olmakla birlikte, doğurganlığı azaltan bir etmen olarak da önemlidir. 1988'de Kennedy ve arkadaşları gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yapılmış 13 çalışmanın verilerini gözden geçirmişler ve etkin bir doğum kontrolü için tam ve tama yakın emzirme gerektiğini, kadının böylece adetten kesileceği sonucuna varmışlar. Bu şekilde emziren kadınlarda doğumdan sonraki ilk altı ayda gebelikten korunma oranı %98'e kadar çıkabilmekte. Bu korunma derecesi ABD'deki modern doğum kontrolü yöntemlerinin bir yıllık kullanımıyla eş değerde. Ancak uygun emzirme sağlanmazsa ve adet başlarsa etkin bir doğum kontrol yöntemi kullanılması gerekir.
Yapılan araştırmalar, bebeklerini emziren kadınlarda meme ve yumurtalık kanserinin daha az sıklıkta ortaya çıktığını göstermiş bulunuyor.

Kolostrumun Özellikleri

1- Enfeksiyon önleyici etmenlerden zengindir.

2- Olgun sütten daha fazla oranda protein içerir.

3- Bağırsağı geliştiren, allerji ve intolerans gelişmesini önleyen büyüme faktörlerini içerir.

4- Yağ ve laktoz içeriği olgun süte göre azdır.

5- Enfeksiyonların daha hafif geçirilmesini sağlayan A vitaminini yüksek oranda içerir.

6- D, B12 ve K vitamini kolostrum da yüksek oranda bulunur.

7- Sodyum ve çinko içeriği, olgun süte oranla daha yüksektir.

8- Mekonyumu temizleyerek sarılığın önlenmesine yardımcı olur (müshil etkisi). Kolostrumdan sonra annenin sütü olgun süt niteliğini kazanır.

 

Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|haberler|ilk yardım|sağlıklı yaşam|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document