Bebekler İçin Fazla Hijyen de Tehlikeli
Daha çok endüstrileşmiş toplumlarda görülen bebek ve çocuk egzaması son yıllarda Türkiye'de de yaygınlaştı. Bunun en önemli sebeplerinin başında hem alerjenlerin hem de hijyene verilen önemin artması geliyor.
Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Öztürkcan, kırmızı ve genellikle çok kaşıntılı ve pul pul döküntüyle belirgin bir deri iltihabı olan egzamanın son yıllarda bebeklerde ve çocuklarda görülme sıklığının arttığını söyledi.
Bu artışın nedenine ilişkin, Prof. Dr. Öztürkcan, şunları anlattı:
''Bebek egzamaları endüstrileşmiş toplumların sorunuydu ve biz Türkiye'de çok fazla olduğunu düşünmüyorduk. Ancak son yıllarda oldukça arttı. Bunun nedeni, alerjenlerin artması, hijyene verilen önemin artmasıdır. 'Korunma hipotezi' diye bir şey var. Korundukça daha çok bebek egzaması çıkıyor. Annelerin bebeklerini sürekli sakınması, çevreden, doğal şartlardan sakınması, koruyarak büyütmesi ters etki yapıyor. Çocuk bu alerjenlerle karşılaşması gerekirken karşılaşamıyor. Daha sonra karşılaştığında da vücut buna tepki veriyor. Dünyanın, yaşadığımız ortamın değişmesiyle alerjenlerin artması da bir diğer etken.''
Hekimlerin eskiye oranla egzama konusunda daha çok bilinçlenmesinin ve doğru tanı koyabilmesinin de bir başka etken olarak gösterilebileceğini dile getiren Öztürkcan, ''Çünkü bebek dönemi egzamaları pekçok hastalığını taklit edebiliyor ve atlanabiliyordu'' dedi.
TEDAVİ EDİLMEZSE...
Öztürkcan, egzamanın tedavi edilmese bile erişkin dönemlerde tekrarlayabileceğine dair genel bir kanının bulunduğunun belirtilmesi üzerine, hastalığın tedavi edilebilir olduğunu anlattı.
Öztürkcan, çocukluk dönemi egzamasının en önemli özelliğinin astım, saman nezlesi gibi hayatı tehdit edebilecek önemli diğer hastalıklarla birlikte meydana gelebilmesi olduğunu söyledi.
''KRONİK HALE GEÇEBİLİYOR''
Dermatologların çok erken dönemde egzamayı tanıyıp, diğer hastalıklar yönünden de hastayı takibe alması ve pediastristlerle işbirliğine gitmesi gerektiğine işaret eden Öztürkcan, ''Tedavi edilir bir hastalık. Ama tamamen geçirebiliyor muyuz? Bir kısmını... Çocukluk döneminde iyi tedavi edilirse, hekim-aile işbirliğiyle çocuk gerçekten uzak durması gereken maddelerden uzak duruyorsa, aile yapılması gerekenleri yapıyorsa, büyük bir kısmı düzelebiliyor. Ama bir kısmı devam edip kronik hale geçebiliyor'' dedi.
Öztürkcan, bebeğinin ya da çocuğunun derisinde bu tip döküntü gözlemleyen ebeveynlerin öncelikle dermatoloji uzmanına gitmesi gerektiğinin altını çizerek, ''Dermatoloji uzmanı mutlaka diğer alerjik hastalıklarla birliktelik açısından pediatristlerle, çocuk doktorlarıyla da işbirliğine girmeli'' dedi.
Egzama tedavisinde önceki dönemlerde kortizon dışında alternatifin bulunmadığını, ancak günümüzde kortizon dışında da tedavilerin geliştirildiğini belirten Öztürkcan, ''Aslında kortizon hala tedavide ilk aşamada tercih edilen ajan. Ancak alternatiflerimiz var şu an. Kortizonun yan etkilerini görmediğimiz ajanlar. Bunlarla tedavi edebiliyoruz'' ifadelerini kullandı.
ntvmsnbc, 14/06/2011
Demir Eksikliği Zekâyı Etkiliyor
Çocuklarda demir eksikliği olursa bu nasıl anlaşılır? İştahsızlık, uykusuzluk, huzursuzluk, ağlama, hatta katılma nöbetleri, anneye aşırı düşkünlük, tırnakların kaşığı andırır bir şekil alması, gözün beyaz kısmının maviye dönmesi ve renk solukluğu bebeğinizde demir eksikliği olabileceğini aklınıza getirmeli.
Bebeklerin 6–36 aylık döneminde demir eksikliği ihmal edilmemeli. Prof. Dr. Hilal Mocan, bu aylardaki demir eksikliğinin bebeğin beyin gelişimini olumsuz etkileyeceğini ve bu aylardan sonra demir takviyesi yapılsa bile telafisinin mümkün olmayacağını söyledi.
Mocan, demir eksikliği anemisinin ileriki yaşlarda okul başarısını ciddi etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıktığını ifade etti. Demir eksikliği, çocukların beyin ve bedensel gelişimini olumsuz etkiliyor. Çocuklarda demir eksikliği tedavisi için hızlı büyüme dönemi kaçırılır ise kaybın geri dönüşü mümkün olmuyor. Çocuk sağlığı hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Hilal Mocan, bebeklerin sağlıklı fiziksel ve zihinsel gelişimleri için, ilk bir yıl demirden zengin beslenmenin önemli olduğunu söylüyor. Yapılan araştırmalara göre, Türkiye'de 5 yaş altı her 2 çocuktan birinde demir eksikliği görülüyor. En sık görülen yaş grubu 6-36 ay arası çocuklar. Sinir sisteminin gelişmesinde önemli olan demir, eksikliği halinde süt çocuğunun gelişimini yavaşlatıyor. Böylece çocuklarda beyin gelişimi olumsuz etkileniyor. Tedavi için hızlı büyüme dönemi kaçırılırsa kaybın geri dönüşümü mümkün olmuyor. Prof. Dr. Hilal Mocan'a göre bebeklerin 6. aydan daha uzun süre "tek başına" anne sütü ile beslenmesi, sadece inek sütü veya pirinç unu maması alması gibi yanlış beslenme alışkanlıkları demir eksikliğini kolaylaştırıyor. 1 yaşından önce inek sütü kullanımının demir eksikliğine yol açtığını belirten Mocan, inek sütünün demir açısından fakir olduğunu ifade ediyor.
Ülkemizde inek sütünün hem sıvı olarak hem de ek besinlerle karıştırılması sebebiyle sık tercih edilen bir gıda olduğunu söyleyen Mocan şöyle konuşuyor: "Süt çocuklarında en önemli demir eksikliği sebepleri, takip edilmeyen erken doğumlar ve inek sütü verilmesi. Ayrıca ek gıdaların hazırlanmasında demirden zengin gıdalar yerine pirinç unu, bisküvi, ekmek kullanımıdır. Demir, uygun olmayan gıdalarla verilirse onların içindeki demiri bağlar ve işe yaramaz hale getirir. Erken inek sütü alımı da içerisinde yeterli demir olmayışından dolayı demir eksikliğine yol açar. Demir eksikliği de zekâ geriliğine davetiye çıkarır."
DEMİR EKSİKLİĞİ OLAN ÇOCUKLAR NASIL BESLENMELİ?
6. aydan sonra hiçbir şekilde yeterli anne sütü alamıyorsa, litresinde 6–12 mg demir içeren formül mamaları tercih edilmeli. Ayrıca demirden zengin beslenme sağlanmalı. Et, balık, tavuk, yumurta, baklagiller, yeşil sebze ve meyveler, yumurta sarısı, pekmez özellikle de dut pekmezi gibi yiyecekler zengin demir içerir.
cihan, 22/04/2011
Bebeğiniz İçin ikinci El Yatak Tercih Edin
Medical Park Göztepe Onkoloji Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, 2011 yılında kanserden korunmanın yollarını yazdı...
Kansere yakalanmamak için alınacak önlemler anne karnından da önce başlar. Anne ya da baba devamlı sigara içip alkol tüketiyorsa veya kimyasal bir fabrikada çalışıyorsa bu etkenler doğrudan doğruya sperm ve yumurtaya geçiyor. Anne alkol kullanıp sigara içiyorsa, kötü hava koşullarında çalışıyorsa, hormonlu gıdalar tüketiyorsa bütün bunlar doğrudan doğruya çocuğa geçiyor. Bir kadın gebeyse en az altı ay organik gıdalarla beslenmeye çalışmalıdır.
ZEHİRİ UÇURUN
Çocuğun kanser riskiyle yüzleştiği daha pek çok alan var. Örneğin plastik oyuncaklar... Çocuğun yatağı cilalanıyor, bu da kanserojen. Amerikan halkı bu riski ortadan kaldırmak için ilginç bir yöntem benimsemiş. Amerika’da bilinçli ebeveynler çocuklarına ikinci el yatak alıyorlar. Böylece mobilyanın bütün zararlı kimyasalları uçmuş oluyor.
BİRE BEŞ SEBZEYLE BESLEYİN
Çocuğa doğumundan itibaren beslenme alışkanlığı kazandırmak, bire beş sebzeyle beslemek, bunların da temiz ve organik olmasına dikkat etmek büyük önem taşıyor. Çocuk haftada birkaç kez kırmızı et yemeli. Yetişkinlerse kırmızı eti mümkün olduğunca az tüketmeli.
YÜZEY BALIĞI YİYİN
İstanbul’da dip balığı kesinlikle yenmemeli, midye ve karides gibi deniz ürünlerinden uzak durulmalı. İstanbul’da ancak birkaç tür yüzey balığı yenilebilir.
GENETİK YATKINLIK
Genetik faktörlü kanserlerin önlenmesinde de çocuğun beslenmesi çok önemli... Ailede kolon kanseri varsa, çocuğu beslerken sebze, meyve tüketmesine dikkat edilmeli ve çocuk kabız kalmamalı. Fast-food’dan kaçınılmalı. Yapılan bir çalışmada, haftada üç kez fast-food ile beslenen çocuklarda beyin tümörü, lenfoma ve lösemi riski üç kat daha fazla görülmüştür.
ANNE SÜTÜ ALSIN
Çocuk doğduktan sonra anne sütüyle beslenmeye başlıyor ve dolayısıyla annenin iyi beslenmesi yine önem arz ediyor. Anne sütü dünyanın en sağlıklı besinidir. Hatta çocuk ne kadar anne sütü alırsa, ileride kansere yakalanma olasılığı da o kadar düşük olur.
ERKEN BULUĞ TEHLİKELİ
Çocuklar ayrıca, büyürken hormonlu gıdalar tükettikleri için erken gelişiyorlar. Fast-food yedikleri için obez oluyorlar. Bu da demek oluyor ki; kansere yakalanma riskleri oldukça artıyor. Yine çocuklarda erken buluğ da meme kanserinin sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.
sabah,11/01/2011
Bebeğinizi Yürüteçle Yürütmeyin
Bebeklerin yürüme sürecinde en sık tartışılan konulardan biri olan yürüteç kullanımında ezber bozan uyarı !
 |
Bebeklerin kendi başına ayakta durmayı öğrenip yürümesi her anne ve babaya büyük heyecan verir. Doğduğunda refleksif hareketlere sahip olan bebek yürüme becerisini kazanarak etrafında hareket eden bir bebeğe dönüşür.
Bebeklikteki bu gelişme, hareketlerle ilgilidir ve "motor gelişim" olarak adlandırılır. Motor gelişim, olgunlaşma ve öğrenme yoluyla gerçekleşir. Yürüme, konuşma, elle tutma ve el kontrolü gibi beceriler temelde olgunlaşmaya dayalı becerilerdir. Bebeklerin yürüme sürecinde en sık tartışılan konulardan biri de yürüteç kullanımıdır. Aileler özellikle 4-7. aylar arasında, biraz da çevrenin baskısıyla çocuklarına yürüteç alırlar ve kullandırırlar. Yürüteç bebeğin doğal yürüme dönemleri sırasında (tam basamadığı çökme dönemi, tekrar ayakları üzerine bastığı istemli ayağa kalkma dönemi ve sıralama - yürüme dönemleri) duraklamaya ve kesintiye sebep olur.
Yürütecin bebek için olumsuz etkileri:
Vücudu yer çekimine karşı dik durmaya hazırlıklı olmayan bebek, yığılarak duracağı için gibi omurga eğriliklerine sebep olabilir.
Ayak yapısı daha hazır olmadan bastırıldığı için ayak deformiteleri oluşabilir.
Kalça yapıları tam gelişmeden, tüm vücut ağırlığının simetrik ya da asimetrik olarak kalçalara yüklenmesi sonucu kalça problemleri oluşabilir.
Bebek yürüteçte aslında yürümez, ayakları ile iteleme yapar. Bacak boyu kısa geldiği ve tam basmayı bilemediği için parmak ucuna basar ve bu, alışkanlığa sebep olabilir. Böylece yürüdüğü zaman parmak uçlarında yürüyebilir.
Bebek, kaşla göz arasında masa örtülerini tutup çekerek masa üzerindeki ağır cisimleri üzerine düşürür veya akla gelmedik bin bir türlü tehlikeye maruz kalabilir. Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan araştırmalarda 1-12 ay arasında geçirilen kafa travmalarının sebepleri arasında, yüzde 90 oranında yürüteç kazaları tespit edilmiş.
Bebek kısıtlı bir mekanda kaldığı için psikolojik gelişimini de olumsuz yönde etkiliyebiliyor.
Uz. Dr. ESRA DOLAR
zaman, 14/02/2009
Şampuandan Bebeğe Kimyasal Geçebilir
ABD'de yapılan yeni bir araştırmada, bebek losyonları, pudraları ve şampuanlarında bulunan "phthalates" adlı zararlı kimyasalların bebeklere geçebildiği belirtildi.
Pediatrics dergisinin internet sitesindeki habere göre, Washington Üniversitesinden Dr. Sheela Sathyanarayana'nın başkanlığında yapılan araştırmada, 2 ila 28 aylık 163 bebeğin bezlerindeki idrarda bulunan çeşitli türdeki "phthalates" seviyesine bakıldı.
Araştırmada, tüm idrar örneklerinde, ölçülebilir seviyede en az bir phthalates bulunduğu, örneklerin yüzde 81'inde ölçülebilir seviyede 7 veya daha fazla phthalates bulunduğu tespit edildi.
Sathyanarayana, bebek losyonu, bebek şampuanı ve bebek pudrasının kullanımının, bebeklerin idrarında artan miktarda monetil phthalates (MEP), monometil phthalates (MMP) ve monoisobutil phthalates (MIBP) bulunmasıyla bağlantılı olduğunu söyledi.
Bilimadamları, bu bağlantının 8 aydan küçük olan bebeklerde daha güçlü olduğunu bunun sebebinin küçük bebeklerin söz konusu maddelerin zehirleyici etkisine karşı daha hassas olmaları olabileceğini belirttiler.
Sathyanarayana, "Şu anda bunun potansiyel uzun dönemli etkisinin ne olabileceğini bilmiyoruz, ancak hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar bu maddelerin gelişme ve üreme sağlığı üzerinde etkisi olduğunu, insanlar üzerindeki bazı araştırmalar da sağlık üzerindeki olumsuz etkisini gösteriyor" dedi.
Phthalates, plastikleri daha esnek ve kokuları kalıcı kılmak için kullanılıyor. Bu maddeler oyuncaklar ve kişisel bakım ürünlerinde de bulunuyor.
ntvmsnbc, 08/02/2008
Aşırı Hava Kirliliği Çinli Bebeklerin Genetiğini Bozdu
ÇİN'de yeni doğan bebeklerde fiziksel ve genetik bozuklukların oranı büyük artış gösterdi.
Parmakların fazla olması gibi bozuklukların artmasının başlıca sebebi olarak gelişen endüstriyle durdurulamayan hava kirliliği görülüyor.
Uzmanlar, "2001 yılından beri yüzde 40'lık artış var. Ülkede her yıl doğan ortalama 20 milyon bebekten 800 bininde böyle olaylar yaşanıyor" dedi.
akşam, 31/11/2007
Sağlıklı Bebek İçin, Gebelikte Sağlıklı Beslenin
Annelerin gebelik süresince beslenme durumları ve doğumdan sonra bebeklerini besleme şekli çocuklarının sağlığını doğrudan etkiler. Bu nedenle gebelikte beslenme diğer dönemlerdeki beslenmeden çok daha büyük önem taşır.
Anadolu Sağlık Merkezi'nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için gebelik süresince annenin nasıl beslenmesi gerektiğini anlattı.
Gebelik döneminde bebeğin tek besin kaynağı vardır o da anne! Bunun bilinciyle gebelik döneminde ve gebelikten sonraki emziklilik döneminde çocuğa optimal bir beslenme sağlanması gerekir.
Gebe beslenmesinde temel ilkeler:
- Fizyolojik gereksinmelerini karşılamak
- Besin ögesi depolarını dengede tutmak
- Emziklilikte yeterli süt salınımını sağlamak
- Bebeğin normal büyüme-gelişmesini sağlamak
Yetersiz ve dengesiz beslenmenin çocuk sağlığına etkileri:
- Ölü doğum
- Erken doğum (prematüre)
- Düşük doğum ağırlığı
- Bedensel ve zihinsel özürlü çocuk doğumu
Gebe kaldığınızda;
- Ağırlığınız normal ise (şişman ya da zayıf değilseniz) her ay 1-1.5 kg ağırlık kazanmalısınız.
- Çok zayıfsanız her ay 1.5-2 kg ağırlık kazanmalısınız.
- Şişmansanız gebelik süresince 7 kg ağırlık kazanmanız yeterlidir.
Beslenme önerileri:
- Fazla kilo alımını önlemek için şekerli, unlu yağlı besinler az tüketilmeli
- Beyaz et (tavuk, balık) tercih edilmeli
- Kırmızı et tüketildiğinde yağsız olmalı
- Organ etleri, sosis, salam, sucuk, pastırma gibi ürünlerin tüketimi bırakılmalı
- Kızartma, kavurma yerine haşlama, ızgara, fırında pişirme tercih edilmeli
- Yiyecekler az tuzlu olmalı, sofrada tuz kullanılmamalı, tuz iyotlu olmalı.
- Sebze/meyve, kurubaklagil ve tahıllar birtakım kimyasal maddeler (pestisit) içerebildiğinden iyice yıkanmalı.
- Kahve-çay tüketimi azaltılmalı ve yemeklerden en az 45 dk. önce veya sonra içilmeli
- Her öğünde 4 besin grubundan da yiyecek tüketmeye özen gösterilmelidir.
- Bulantı ve kusma durumlarında; küçük, sık öğün tüketilmeli ve sabah yataktan kalkmadan kraker, tost, sıcak bitkisel içecek gibi besinler tüketilmeli
Besin grupları ve tüketilmesi gereken miktarlar:
Süt ve süt ürünleri:
(Süt, yoğurt, peynir, çökelek)
Protein, kalsiyum, B2, B12 yönünden oldukça zengindir. Günde 3 porsiyon tüketilmelidir. 1 su bardağı süt veya yoğurt veya 2 kibrit kutusu peynir 1 porsiyondur.
Et grubu:
(Her çeşit et, tavuk, balık,yumurta, kurubaklagil)
Protein, B1, B6, B12, niasin, demir, çinko, magnezyum yönünden zengindir. Günde 3 porsiyon tüketilmelidir.
Taze sebze ve meyvalar:
Karoten, C vitamini, folat, demir, magnezyum, kalsiyum, posa yönünden zengindir. Günde 4-6 porsiyon tüketilmelidir. Bunun 1 porsiyonu yeşil yapraklı sebzelerden, 1 porsiyonu turunçgil veya domatesten karşılanmalıdır.
Tahıllar:
B1, niasin, demir, protein, magnezyum, folat ve posadan zengindirler. Gebe kadının kilosuna göre tüketim miktarı değişmektedir.
Yeterli ve dengeli beslenme önerileri:
- Besin çeşitliliği sağlanmalıdır.
- Öğün atlanmamalıdır.Günde 3 ana 3 ara olmak üzere 6 öğün beslenilmelidir.
- İdeal vücut ağırlığı korunmalıdır.
- Şeker ve tatlı tüketimi azaltılmalıdır.
- Posa alımı arttırılmalıdır.
- Sebze ve meyve tüketimi arttırılmalıdır.
- Düşük yağlı ve düşük kolesterollü besinler tüketilmelidir.
- Yüksek kalsiyumlu besinler tüketilmelidir.
- Tuz tüketimi azaltılmalı, tüketilen tuz İYOTLU TUZ olmalıdır.
- Sıvı tüketimi arttırılmalıdır.
- Etli sebze yemeklerinin içerisine ayrıca yağ konmamalıdır
- İçeriği bilinmeyen yüksek enerjili besinler tüketilmemelidir.
- Fiziksel aktivite arttırılmalıdır.
- Ağız ve diş sağlığına dikkat edilmelidir.
- Kesinlikle sigara içilmemelidir.
- Alkol ve kafein alımı sınırlandırılmalıdır.
- Besinler doğru hazırlanmalı ve doğru pişirilmelidir.
ntvmsnbc, 13/08/2007
Bebekler Sanıldığı Kadar Masum Değil
Çocuklar üzerinde yapılan son araştırmalar,
bebeklerin sanıldığı kadar masum olmadığını, 6 aylıktan itibaren yalan söylemeye başladıklarını ortaya koydu.
İngiltere'nin Portsmouth Üniversitesi psikoloji bölümü tarafından 50 çocuk ile ailelerinin katılımıyla yapılan araştırmada, bebeklerin tahmin edilenden çok daha önce, 6 aylıkken aldatmaya ve yalan söylemeye başladıkları, küçük yalanların ileride daha karmaşık aldatmacalara olanak sağladığı belirlendi.
Şimdiye dek psikologlar gelişmekte olan beyinlerin 4 yaşına kadar "yalan söyleme sanatını" beceremeyeceklerini düşünürken, Portsmouth Üniversitesi psikoloji kürsüsünün araştırmasıyla, 6 aylık ile 3 yaş arasındaki dönemde söylenen yalanlar 7 kategoride tanımlandı.
Araştırmanın başında yer alan Dr. Vasudevi Reddy, bebeklerin sahte ağlama ve dikkati çekmek için sahte gülüş gibi taktikler kullanmayı hemen öğrendiklerine işaret ederek, 8 aylıkken bebeklerin yasak şeyleri saklama veya anne-babalarının dikkatlerini çekme gibi daha zor aldatmacaları yapabildiklerini belirtti.
Bebeklerin yürümeye başladıkları iki yaşında yaptırım tehdidi içeren blöfler yapabilme gibi daha karmaşık teknikler kullanabildiklerini belirten Dr. Reddy, "Yalandan ağlama, bebeklerin ilk yalanlarından biri olarak ortaya çıkıyor ve bunu durup dururken dikkati çekmek için yapabiliyorlar. Yeniden ağlamaya başlamadan önce, annelerinden bekledikleri tepki geldiğinde hemen bu sahte ağlamaya ara verebiliyorlar" dedi.
Dr. Reddy, çocukların ilk aldatmacalarıyla ne tür yalanın hangi durumlarda işe yaradığını keşfettiklerini ve fazla yalan söylemenin olumsuz sonuçlarını öğrendiklerini de kaydetti.
ntvmsnbc, 03/07/2007
Bebeğinizin Gözlerine Bakın
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celal Devecioğlu, anne ile bebek arasındaki göz temasının, bebekte güven duygusunu artırdığını söyledi.
Devecioğlu, doğumdan sonra ilk yarım saat içerisinde annenin çıplak olarak bebeğiyle temas sağlamasının anne ile bebek arasında psikolojik bir bağ oluşturduğunu kaydederek, "Bebek, annenin sesini duyarsa, kokusunu alırsa ve sıcaklığını hissederse, gelişmesi daha sağlıklı oluyor.
Anne ile bebek arasındaki göz göze temas bebekte güven duygusunu artırıyor.
Ayrıca bebek ile anne aynı odada bulunmalıdır. Aynı odada bulunmak, annelik duygusunu geliştiriyor.
Hem de bebeğin diğer bebeklere göre daha iyi gelişmesini sağlıyor. Anneden ayrı kalan bebeklerde ise gelişme geriliği oluyor" dedi.
Emzirilen Bebekler Daha Zeki Oluyor
Amerika'da yapılan bir araştırma doğumdan sonraki ilk altı ay emzirilen bebeklerin,
emzirilmeyenlere oranla IQ ölçümlerinin 11 puan fazla çıktığını ortaya koydu.
Ancak uzmanlar, anne sütünün gıda ihtiyacını tek başına karşılayamayacağını, 6'ncı ayın
sonunda anne sütünü takviye edecek mamalar verilmesini öneriyor. |