Untitled Document Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
 
 
 
 
 
kaynaklar
site haritası

 


Tıbbi Bitkilerin Doğru Kullanımı

Untitled Document
yaklasansaat.com

 

 

 




Site İçi Arama
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
 

 

 

Bazı Bitki Çayı Tarifleri

Tıbbî bitkiler hakkında ders veren Nazım Tanrıkulu, Türkiye'de eğitimine henüz 10 yıl önce başlanan Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümü'nü bitirmiş. Dağlardan, köylerden topladığı bitkileri Zeytinburnu'ndaki bahçeye ekmiş. Köylere gittiğinde yaşlılardan "koca karı ilaçları"nın tariflerini alıyor, literatürdeki bilgileriyle karşılaştırarak doğruluğunu sınıyor. Böyle keşfettiği formülleri, düzenlediği eğitim seminerlerinde paylaşıyor.

Bitkilerden merhem, krem ve ilaç yapıyor

Tanrıkulu'nun öğrenciliği sırasında bu bölüm yalnızca Celal Bayar ve Selçuk Üniversitesi'nde varken son 5 yılda 16 farklı üniversitede daha açıldı. Bitkisel ilaç ve gıda takviyesi hazırlayan şirketlerin de mutlaka tıbbi bitkiler uzmanı bulundurması gerektiğini söylüyor.

'Bitki çaylarını yanlış demliyoruz'

"Çiçek ve yaprağı kullanılan bitkiler kaynatılmaz 3-5 dakika demlenir. Ihlamur gibi. Kökler, kabuklar ve sert tohumlar 10- 15 dk. kısık ateşte kaynatılarak hazırlanır. Keten tohumu, hatmi çiçeği, öksürükotu, ebegümeci gibi bitkilerse müsilaj içerdiğinden, müsilaj da sıcakta bozulan bir madde olduğundan, en az 4 saat soğuk (içilebilir sıcaklıktaki su) bekletildikten sonra kullanılmalı.

Eklem ağrılarını hafifleten masaj yağı: 60 ml organik zeytinyağı (yaklaşık bir çay bardağı), 20 damla biberiye uçucu yağı. Yapılışı: Zeytinyağının içine 20 damla biberiye yağı damlatıldıktan sonra 10-15 dakika saat yönünde, metal olmayan bir karıştırıcı ile iyice karıştırılır. Süre sonunda koyu renkli bir şişeye konulup 8 saat dinlendirilir. Kullanılacağı zaman iyice çalkalanır. Eklemlere masajla sürülür."

Ev yapımı ilaçlar

Uykusuzluk ve endişe için kedi otu. Kediotunun köklerinden hazırlanan çay uykusuzluk, bedensel ve zihinsel yorgunluk, yüksek tansiyon, asabiyet, endişe, menopoz ağrıları ve aşırı stres durumunda kullanılır.

Sinirliler için oğulotu. Oğulotu halk arasında melisa ve arıotu olarak da tanınıyor. Sinirsel kalp rahatsızlıkları, kalp çarpıntıları, sinirsel baş ağrılarına iyi geliyor. Oğulotu yaprağını demleyip çay gibi içebilirsiniz. Ülkemizde melisa adıyla limonotu bitkisi satılıyor. Alırken buna dikkat etmek gerekiyor.

Sarı kantaron, yaraları iyileştiriyor. Sarı kantaronun zeytinyağında bekletilerek elde edilen yağının, yara ve yanık iyileştirici etkisi var. Çiçeklerinden hazırlanan çayı ise mideye iyi geliyor, antidepresan etki yapıyor. Diğer antidepresan ilaçlarla birlikte kullanmamak gerekiyor.

Çobançantasının yaprakları kanama durdurucu özelliğe sahip. Olur da sokakta düşerseniz, Türkiye'de her yerde yetiştiği için muhtemelen düştüğünüz yerde de bulunan çobançantasının yaprağını kopartıp yaranızın üzerine koyabilirsiniz. Kanamayı durdurur. Yaprağı kurutulup çayı yapılırsa tansiyonu dengeler, kabızlığa iyi gelir.

Dereotu yaprakları iştah açıcıdır. Tohumları gut hastalığında kullanılır.

iyibilgi, 28/01/2011

Bu Bitkilere ve Vitaminlere Dikkat!

Tanı ve tedavi imkanlarının her geçen gün gelişmesine rağmen görülme sıklığı artan kanser tedavisinde, medikal tıbbın yanı sıra kontrolsüz kullanılan bitkisel ürünlerin ve vitamin takviyelerinin, kanseri önlemek, durdurmak yerine olası riskleri artırabildiği, tedavinin etkinliğini azaltabildiği ve komplikasyonlara neden olarak ciddi sonuçlara yol açabildiği bildirildi.

Uzmanlar, beta karotenin özellikle sigara içenlerde akciğer kanseri gelişimini önlemek yerine kolaylaştırdığını, tüm anti-oksidanların potansiyel olarak kemoterapi ve radyoterapinin etkisini azaltabildiğini, kalsiyum-magnezyum-potasyum ve çoğu zaman vitamin karışımları içeren minerallerin özellikle kemik metastazı olan veya kalsiyum yüksekliği bulunan hastalarda sakıncalı olabileceği uyarısında bulunuyor.

Isırgan otunun, kan pıhtılaşmasını sağlayan hücreler üzerindeki olumsuz etkisinin kemoterapi yan etkileri ile karışabildiği, aşırı sarımsak tüketiminin kanama problemine yol açabildiği için kemoterapi-radyoterapi alanlarda kullanılmaması geretiğine dikkati çeken uzmanlar, japon eriğinin ölümcül kanamalara yol açabileceğinden kemoterapi ve radyoterapi etkisini azaltabildiğini belirtiyor. Meme ve rahim kanseri hastalarının soya ve ginseng'ten uzak durması gerekiyor.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Onkoloji Enstitüsü Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik, yaptığı açıklamada, bitkisel karışımlar ile vitamin takviyelerinin, kanser ve kanser tedavisi üzerine olumsuz etkileri olduğunu söyledi.

Kanserden korunmak için bir ilaç olmadığını, tütün kullanımı ya da pasif içicilik, yanlış beslenme, aşırı kilo, fizik aktivite eksikliği, güneş ışığı maruziyeti gibi etmenlerin kansere yol açtığını, bunlardan kaçınılarak kansere yakalanma riskinin ciddi oranda azaltılabileceğini vurgulayan Çelik, sağlıklı kişilerin gereksiz ilaç ve vitamin desteklerinden uzak durması, hasta olan kişilerin hekim bilgisi dahilinde ilaç kullanması gerektiğine işaret etti.

Çelik, vitamin takviyelerinin temel beslenme ögeleri arasında yer almadığını ve bunların kesinlikle ''ilaç'' olmadığını ifade ederek, ABD başta olmak üzere birçok ülkede vitamin takviyelerinin kullanımının arttığını söyledi. ABD'de saygın bir kurum olan FDA'nın (Food and Drug Administration, Besin ve İlaç Kurumu) bile bu tip ürünleri denetleyemediğini, onaylamadığını ve tehlikeli olabilecekleri konusunda uyarılarda bulunduğunu dile getiren Çelik, aynı etken maddeyi içeren ürünlerin birçok değişik ambalaj ve marka adı altında satılabildiğini ve içerdikleri miktarların üründen ürüne ya da markadan markaya farklılık gösterebildiğini söyledi.

''TEDAVİ SÜRECİNDE, ÖNCESİNDE VE SONRASINDA KULLANILMAMALI''
Çelik, bu ürünlerin etki veya yan etkisi konusunda bilimsel olarak bir veri elde etmenin mümkün olmadığına dikkati çekerek, kanser tedavisi öncesinde, esnasında ve sonrasında bitkisel karışımlar-vitamin kapsüllerinin kullanımına ''kesinlikle'' izin verilmemesi gerektiğini belirtti.

İsmail Çelik, ''Çünkü, bitkisel ürünlerde, içine karışmış toksik maddeler olabileceği gösterilmiştir. Bu ürünlerin saflığı ve güvenilirliği kuşkuludur. Özellikle aktarlardan elde edilen bitkisel ürünlerin, doğrudan doğadan toplanmış ve işlenmemiş olduğu unutulmamalıdır. Dolayısı ile bunlar 'steril' değildir, mantar sporları, çeşitli bakteriler içerebilirler. Kemoterapi altında enfeksiyon riski olan hastalar bu tür ürünleri tükettiklerinde temizlik kurallarına çok dikkat etmelidirler'' uyarısında bulundu.

''Bu ürünlerin, kemoterapi ilaçlarının etkilerinde azalmaya yol açarak hastalığın etkin tedavisini sekteye uğrattığına'' dikkati çeken Çelik, ''Bu karışımların yan etkileri, kemoterapi yan etkisi zannedilip gereksiz doz azaltımına gidilebilmekte ve tedavinin eksik verilmesine neden olabilmektedir. Sıklıkla kanamaya yol açmaları nedeniyle kanserli hastalarda ciddi kanamalara ve ölüme neden olabilirler'' diye konuştu.

''BETA KAROTEN, AKCİĞER KANSERİ GELİŞİMİNİ KOLAYLAŞTIRIYOR''
HÜ Onkoloji Enstitüsü Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik'in verdiği bilgiye göre, antioksidanlar ve vitaminlerin olumsuz etkileri bulunuyor. Bunlar içinde yer alanlardan biri olan beta karoten tüketilmesi, özellikle sigara içenlerde akciğer kanseri gelişimini önlemek yerine kolaylaştırıyor. Sigara içenlerin kesinlikle B-karoten almaması gerekiyor.

Tüm antioksidanlar, potansiyel olarak kemoterapi ve radyoterapinin etkisini azaltabildiğinden tedavi altında antioksidan alınmaması isteniyor. Antioksidan kullanan 200 binden fazla hastanın katıldığı bir analizde, Vitamin A, E ve Beta-karoten kullananlarda ölüm riskinin daha çok olduğu gösteriliyor. Vitamin C ve selenyum için durum belirsizlik gösteriyor. Hekim takviyesi olmadan vitamin A ve E kullanılmaması gerekiyor.

Kalsiyum, magnezyum, potasyum ve çoğu zaman vitamin karışımları da içeren mineraller, özellikle kemik metastazı olan veya kalsiyum yüksekliği bulunan hastalarda sakıncalı olabiliyor.

Halk arasında çok faydalı olarak bilinen ısırgan otu, yapılan gözlemlerde kan pıhtılaşmasını sağlayan hücreler üzerinde olumsuz etki yapabiliyor, bazı alerji yaratan ve toksik proteinler içerebiliyor. Karın ağrısı, ishal, ateşe yol açabiliyor. Bu bulgular da kemoterapi yan etkileri ile karışabiliyor.

Sarımsak aşırı tüketildiğinde veya yoğunlaştırılmış tabletler şeklinde alındığında kanama problemine yol açabiliyor, bazı antiviral ilaçların etkinliğini azaltabiliyor. ''Kumadin'' adlı ilaç kullanıldığında veya kemoterapi-radyoterapi alındığında sarımsak tüketilmemesi ya da hap olarak alınmaması öneriliyor. Çünkü, kemoterapinin etkinliğini azaltabiliyor.

''JAPON ERİĞİ, ÖLÜMCÜL KANAMALARA YOL AÇABİLİYOR''
Japon eriği olarak bilinen Ginkgo Biloba, içeriği nedeniyle kanamaya eğilimi artırıyor. Özellikle kanı sulandıran ilaçları kullananlarda (Kumadin-Heparin) ölümcül kanamalar görülüyor.

Üründe mevcut olan antioksidan özellikler kemoterapi ve radyoterapi etkisini azaltabilir. Bu ürün ayrıca karaciğerdeki bazı enzimleri etkileyerek, kanser ilaçlarının etkinliğinde azalma ya da yan etkilerinde artmaya yol açabiliyor ve antitümör-antibiotik alanların uzak durması gerekiyor. Kemoterapi ve radyoterapi sırasında Ginkgo kullanılmaması gerekiyor.

Koni çiçeği, kirpi otu olarak bilinen Echinacea da karaciğerde yıkılan bazı ilaçların etkinliğini azaltabildiğinden kemoterapi ile birlikte alınması önerilmiyor. Iressa, tarceva, irinotecan, topotecan, siklofosfamid, etoposide, teniposide, taxol, docetaxel, vincristine, vinblastin ilaçlarını kullananların bu üründen kesinlikle uzak durması isteniyor.

''MEME VE RAHİM KANSERİ HASTALARI SOYA VE GİNSENG'DEN UZAK DURMALI''
Soya ürünleri ise içerdiği isoflavonların östrojenik hormonal etkisi nedeniyle meme ve rahim kanseri olan hastalarda zararlı olabiliyor. Soyada bulunan ''genistein'' adlı bir madde, tamoksifenin etkinliğini azaltabiliyor. Tamoksifen kullanan meme kanseri hastalarının soya ürünlerinden uzak durması gerekiyor.

Soya ürünleri farmakolojik dozlarda bazı ilaçların emilim ve dağılımını da etkileyebiliyor. Yeşil çayın tablet halinde yüksek dozlarda alınması, mide rahatsızlıklarına, ishale ve kramplara yol açabiliyor.

Bazı ginseng preparatlarında östrojenik maddeler olduğundan, meme ve rahim kanserli hastaların bunları kullanmaması gerekiyor. Ginseng, bazı ilaçların kan düzeyini azaltabiliyor, bazılarını da artırabiliyor. Iressa, tarceva, irinotecan, topotecan, siklofosfamid, etoposide, teniposide, taxol, docetaxel, vincristine, vinblastin alanların, ginsengden uzak durması gerekiyor.

Cüce palmiyenin, içerdiği hormonal maddelerden ötürü meme ve rahim kanseri hastalarının tüketmemesi gerekiyor. Tedavi için hormonal preparatlar alan meme kanserli hastalarının da tedavi etkileşimi olabileceğinden bu üründen uzak durması isteniyor.

Hipericum perforatum, binbirdelik otu da ilaç etkileşimlerinden dolayı kanser ilacının kan seviyelerini ve etkisini azaltabiliyor. Bunun dışında birçok ilacın etkisini azaltma ya da arttırma yönünde etki edebiliyor. Kemoterapi alan hastaların, bu ürünü kesinlikle kullanmaması gerekiyor.

KEMİK METASTAZI OLANLAR, KÖPEK BALIĞI KIKIRDAĞINDAN UZAK DURMALI''
Kedi otunun, ''Tamoksifen kullananlar ve siklofosfamide, etoposide, teniposit'' kullananlarca tüketilmemesi, ezan çiçeği ile gece mumu yağının serum proteinlerine bağlandığı için ilaç etkinliğini değiştirebildiğinden kemoterapi ile birlikte kullanılmaması gerekiyor.

Kaya Koruğu, bazı kanser tedavisinde kullanılan ilaçların etkinliğini azalttığından kemoterapi ile alınmaması ve karaciğer sorunu olanlarca kullanılmaması isteniyor. Özellikle karaciğer toksisitesini arttırabiliyor.

Yaban mersinini, kanama problemi olanların, kemoterapi-radyoterapi alanların, ''kumadin'' kullananların tüketmemesi gerekiyor.

Siyah üzüm çekirdeği, yüksek dozlarda alındığında bazı ilaçlarla etkileşebiliyor. Bu nedenle, ''Iressa, tarceva, irinotecan, topotecan siklofosfamid, etoposide, teniposide, taxol, docetaxel, vincristine, vinblastin ve platin'' kullananlarca alınmaması vurgulanıyor.

Köpekbalığı ve sığır kıkırdağı, kalsiyum yüksekliğine yol açabiliyor. Özellikle kemik metastazı olan hastalar ya da vit-D, kalsiyum kullanan hastalarda sakıncalı olabiliyor. Bulantı, kusma, mide rahatsızlığı, hipotansiyona ve alerjik reaksiyona yol açabiliyor.

Sekiz farklı karışımdan oluşan Pc-Spes, içeriğinden ötürü östrojen ve diğer bazı maddelerle kontamine olabiliyor. Jinekomasti, libido azalması, mide rahatsızlıkları, kramplar, damar pıhtılaşması, ishal, kalp problemleri, sıcak basmasına yol açabiliyor. Pc-Spes'in herhangi bir amaçla kullanılmaması gerekiyor. Zakkum, mevcut hali ile kanser tedavisinde kullanılmamalıdır. Olumlu etki yaptığına dair bilimsel veri bulunmuyor.

''AKUPUNKTUR'UN DOĞRUDAN KANSER TEDAVİSİNDE YERİ YOK''
Akupunktur'un, doğrudan kanser tedavisinde yeri bulunmuyor. Vücuda bir iğne girmesi söz konusu olduğu için, kan ve pıhtılaşma hücreleri düşükken uygulamanın yapılmaması gerekiyor. Aromaterapi, masaj ve yoga, meditasyon ile egzersiz gibi yöntemlerde de kemik metastazı olan hastalarda kırıklara yol açabileceğinden dikkatli olunması tavsiye ediliyor.

sabah, 04/12/2010

Açıkta Satılan Çaylara Dikkat

Açıkta satılan bitkisel çaylar tehlike saçıyor. Mutlaka hava geçirmez şekilde ambalajlanmış olanları tercih edin.

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mehmet Musa Özcan, havaların soğumasıyla birlikte insanların bitkisel çaylara yöneldiğini belirterek, açıkta satılan bitkisel çayların zararlı bakterilere maruz kaldıkları için kesinlikle alınmmasını söyledi.

Bitkilerin eskiden çeşitli hastalıkların tedavisinde ilaç olarak da kullanıldığını, zamanla çay olarak tüketiminin yaygınlaştığını ifade eden Prof.Dr. Mehmet Musa Özcan, “Bitkisel çaylar içerdiği fonksiyonal bileşiklerden dolayı koruyucu olarak da içilmektedir. Bitkisel çaylar vücudun direncini artırmaktadır. Son zamanlarda bu çayların kullanım kolaylığının sağlanmasıyla içim sıklığı da o denli artmıştır. Bu bitkilerin çok sayıda ve miktarda faydalı maddeler içermesinden ve bunların sağlığı korumasından dolayı tüketimi günden güne artmaktadır. Özellikle adaçayı, biberiye ve kekik çaylarının antioksidan maddelerce zengin olması bu çayların tüketimini daha da artırmaktadır” dedi.

Havaların soğumasıyla birlikte bitkisel çaylara yönelişin arttığına dikkat çeken Prof.Dr. Özcan, “Bitkisel çayların tüketiminde dikkat edeceğimiz önemli hususlar vardır. Ambalajlarının mümkün mertebe hava geçirmez olmasına dikkat edilmelidir. Açıkta satılan bitkisel çaylar zararlı bakterilere maruz kaldıklarından kesinlikle satın alınmamalıdır. Çayların üretim tarihi ve izni kontrol edilmelidir” diye konuştu.

Nasıl tüketilmeli?

Bitkilerin dokusal özelliklerinin bulunduğunu ve bunun için de bazılarının demlenmesi, bazılarının da kaynatılması gerektiğini kaydeden Prof.Dr. Mehmet Musa Özcan şunları söyledi:

“Bitkisel çayların hazırlanmasında dikkat edilecek en önemli hususlardan biri de hazırlanacak olan çayın dokusal özelliğidir. Eğer çay nane, adaçayı, kekik, biberiye gibi yapraksı dokudan oluşmuşsa demleme, tarçın, zencefil, zerdeçal gibi sert dokulardan oluşmuş ise de kaynatma usulüne göre çaylar hazırlanmalıdır. Çünkü yapraksı dokulu olanlara kaynatma uygulanacak olursa bitkideki istenmeyen zararlı maddeler de çaya geçeceğinden faydadan ziyade zararlı bir içecek haline dönüşecektir. İlave olarak bu gibi bitkilerde çay aromasını veren uçucu yağlar kaynatma ile ortamdan uzaklaşacağı için sadece renkli bir sıcak içecekten başka bir şey içilmemiş olacaktır. Uygun ortamlarda uygun şekilde hazırlanan bitkisel çaylar tüketilmelidir.”

hürrüyet, 22/11/2010

Bazi Bitkilerin Kullanım Şekilleri

BOĞAZ AĞRISI VE ÖKSÜRÜK İÇİN TIBBİ ÇAY
Kuru öksürüğü kesmek, anjin gibi boğaz ağrıları hafifletmek, balgamı sökmek için bu çay faydalı olacaktır.

MALZEME:
5 gr hatmi çiçeği (Althaeae flos)
5 gr meyan kökü (Liquiritae radix)
5 gr ebegümeci çiçeği (Malvae flos)

HAZIRLAMA:
Meyankökü kaynatılarak yüzde 5’lik (100 ml su+5gr meyankökü ile kaynatarak demleme bölümünde anlattığımız gibi) dekoksiyonu hazırlanır. Ebegümeci ve hatmi çiçeğini karıştırılıp 2 bardak soğuk su ile (soğuk demleme bölümünde anlattığımız gibi) maserasyonu hazırlanır. Hazırladığımız karışımlar karıştırılır. Süzülerek sabah, öğle, akşam olmak üzere günde 3 defa birer fincan içilir.

UYKUYU SÜRDÜREMEME VE UYKUSUZLUK İÇİN TIBBİ ÇAY
Uykuya dalmada güçlük çekildiği durumlarda akşamları, demlenerek yatmadan bir iki saat önce bir fincan içilir.

TARİF-I
Gül çiçekleri hem yatıştırıcı özelliği ile hem de kediotu kökünün bulandırıcı kokusunu gidermek amacıyla formüle eklenmiştir.

MALZEME:
1 gr Isparta gülü çiçeği (Rosae flos) 
10 gr kediotu kökü (Valerianae radix)

HAZIRLAMA:
Kediotu kökü ve gül çiçeği karıştırılarak 2 su bardağı sıcak su ile (sıcak demleme bölümünde anlattığımız gibi) infüzyonu hazırlanır. 1 fincana süzülüp içilir.

CANLANDIRICI
Günün yorgunluğunu atıp zinde bir ruh hali için aşağıdaki yağlarla hazırlanan banyo yararlı olacaktır.

MALZEME:
4 damla greyfurt (Citrus paradisi) uçucu yağı
6 damla lavanta (Lavandula angustifolia) uçucu yağı
50 ml tam yağlı süt

HAZIRLAMA:
Yağlar süte karıştırılarak küvete dökülür. Bu banyoda 20 dakika kalınabilir.

AFRODİZYAK MACUN - I

MALZEME:
3 tatlı kaşığı toz aswaganda kökü (Withania somnifera)
3 tatlı kaşığı toz spirulina (Spirulina platensis)
3 tatlı kaşığı toz ebegümeci yaprağı (Malva sylvestris)
2 tatlı kaşığı toz Sibirya ginsengi kökü (Eleutherococcus senticosus)
1 çay kaşığı toz kakule tohumu (Elettaria cardamomum)
1 / 2 çay kaşığı toz zerdeçal rizomu (Curcuma longa)
500 gr bal

HAZIRLAMA:
Macun hazırlama bölümünde anlattığımız takip edilen aşamalara göre hazırlanır.

KULLANIM ŞEKLİ:
Eğer afrodizyak olarak kullanılacaksa cinsel ilişkiden bir iki saat evvel 1 çorba kaşığı alınması gerekir. Genel güçsüzlük, halsizlik durumlarında da kullanılabilir.

SARI KANTARON YAĞI

Avrupa ülkelerinde “kırmızı iksir” olarak ünlenen bu yağ, ülkemizde de oldukça yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Anadolu’da kantaron yağı hazırlanışı ilgili halk arasında çok farklı uygulamalar var. Burada, literatüre göre tıbbi yağ hazırlama usulüne göre hazırlanışını anlatacağız.

MALZEME:
100 gr taze sarı kantaron (Hypericum perforatum)
1.000 ml zeytinyağı

HAZIRLAMA:
Sarı kantaronlar ince kıyılır. (Tomurcuk açma zamanında toplanan taze çiçekli kısımdan hazırlanır.) Üzerine zeytinyağı ilave edilir. 3 hafta güneşte bekletilip süzülür. Kırmızı renkte bir yağ olup ekşimsi kokuludur. Eğer kapalı havalarda ve toplanma zamanı geçmişse yağın rengi kırmızı olmayacaktır. Bu tür toplama ile elde edilen sarı kantaron yağının rengi kirli kahverengidir.

KULLANIM ŞEKLİ:
Yara, yanık, eklem iltihabı, hemoroit ve mide ülseri için faydalıdır. Yara ve yanıkların tedavisinde, eklemlerdeki romatizmal ağrıların, uçuk ve aftların giderilmesinde, çıbanların olgunlaştırılmasında, hemoroit yaralarında haricen sürülerek kullanılır.
Mide ülseri için dâhilen her sabah bir tatlı kaşığı kullanılır. 

UYARILAR:
Hypericin maddesi özellikle açık tenli kişilerde fotosenbiliteye (ışığa hassasiyet) sebep olur. Bu sebeple kullandıktan 12 saat sonra dışarı çıkılmalıdır.
Diğer anti-depresan ilaçlarla etkileşim yapabileceğinden birlikte kullanımı tavsiye edilmez. Hamilelikte kullanılmamalıdır.

iyibilgi, 04/11/2010

Şifalı Bitkileri Kullanırken Dikkatli Olun

İskenderun Diyabetle Yaşam Derneği'nde şifalı otlar konusunda konferans veren Uzman Dr. Muazzez Sezer Caymaz, diyabethastalığına iyi gelen otların kaynatılarak veya demlenerek içildiğini, ancak otların miktarı ve türlerin karıştırılarak tüketilmesinin karaciğer yetmezliğine neden olduğunu, üniversite hastanelerinde bu tür vakaların artışının gözlendiğini söyledi.

Üç otu ayrı ayrı tükettiğiniz zaman ayrı etki yapıyor, bunları bir arada farklı miktarlarda kaynatıp içtiğinizde çok farklı etki yapıyor. Lütfen bilmediğiniz karışımları yapıp içmeyin.

Otların kolay bulunuyor olması, doğal olması, sağlığınıza olumsuz bir şey yapmayacağı anlamına gelmiyor. Lütfen doktorunuz onaylamadığı ve size nasıl tüketileceğini söylemediği otları kaynatıp içmeyin.

Özellikle sirkeli veya alkollü bir şeylerin içerisine bir takım maddeleri koymak, çok ciddi tepkimelere yol açıyor. Bu karışımların tüketilmesi son derece tehlikeli sonuçlar doğuruyor.

hurriyet, 19/04/2009

Greyfurt'un Ölümcül Etkisi de Varmış!

Greyfurt bazı ilaçlarla birlikte kullanıldığında ölümcül olabiliyor.Greyfurtu doğum kontrol hapıyla birlikte kullanan bir kadın, damarındaki kan pıhtılaşması yüzünden bacağını kaybedecekti.

İngiliz The Lancet Dergisi’nde Dr. Lucinda Granda'nın yazdığına göre, 42 yaşındaki kadın, Kasım 2008'de yürüme ve solunum güçlüğü şikayetiyle hastaneye geldi. Hastaneye gelmeden bir gün önce bu kişi, uzun bir araba yolculuğu yapmış ve belinden sol bacağına kadar ağrı hissetmiş, ertesi gün ise sol bacağı morarmıştı. Doğum kontrol hapı kullanan kadın, ayrıca 3 gün önce her sabah bir greyfurt tükettiği rejime başlamıştı. Yapılan tahliller, kadının sol bacağında kan pıhtılaşması olduğunu ve kangren riski bulunduğunu gösterdi.

Zehir etkisi yapıyor

Doktorlar, hemen kan pıhtısına müdahale etti ve kadının bacağı kurtarıldı. Hastanın sol bacağının ana damarında kronik daralma olduğu görülürken, testler bu sorunun kan pıhtısı oluşumunu kolay hale getiren genetik anormalliğe işaret etti. Bununla beraber greyfurt tüketiminin de kan pıhtısının oluşumunda rol oynadığını belirten doktorlar, greyfurt suyunun, kolesterol ilaçlarında bulunan CYP34 enzimini ya da bu vakada olduğu gibi doğum kontrol haplarındaki östrojeni durdurduğunu, bunun da ilaçları zehirli hale getirdiğini, istenmeyen etkilerin görüldüğünü vurguladı.

timeturk,04/04/2009

Ottur Zararsızdır Demeyin

Prof. Dr. Yavuz Baykal,  Halk arasında sıkça kullanılan bitkisel ürünlerin tüketirken dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.

Birçok bitkisel kaynaklı ürünler yıllardır kullanılmakta ve yararlı olduğu bilinmektedir. Bununla beraber bazı bitkisel ürünler kullanıcılar üzerinde yan etkilere neden olabilmektedir. Hepsi olmamakla beraber bitkisel ürünlerin zararlı etkiler göstermektenleride vardır. Ticaretini yapanlar kullanıcılara bu bitkisel ürünlerin natürel oldukları söylemektedirler.

Bazıları toksik maddeler ve polen içerir ki; bu durum bazı kişilerde hastalıklara neden olabilmektedir. Bazılarının içersinde üzerindeki etikette belirtilmeyen steroid ve östrojen gibi maddeler bulunabilmektedir. Bir kısmının içersinde ise arsenik, civa, kurşun ve pestisid gibi zehirli maddeler bulunabilmektedir.

Kullanılan Bitkisel Ürünlerde Dikkat Edilmesi gereken Durumlar;

-Kava ve eşek kulağı bitkisi karaciğer hastalığına neden olabilmektedir.
- Bitkisel ürünler doğru kullanılmadığında veya büyük miktarlarda alındığında sağlık problemlerine neden olabilmektedir.
-Hamile kadınlar veya emziren anneler özellikle dikkatli olmalıdırlar. Çünkü bu ürünler ilaç gibi etki gösterebilirler.
-Bazı bitkisel ürünler ilaç gibi etki gösterdiğinden, kullanılan ilaçlarla etkileşerek, zararlı olabilmektedirler.
-Birçok bitkisel kaynaklı ürünlerin içerisindeki aktif madde bilinmemektedir. Bu ürünlerin içerisinde onlarca, yüzlerce madde veya bileşik bulunmaktadır. Bilim adamları faydalı olduğu ileri sürülen ürünler içerisindeki bileşenleri tespit etmeye çalışmaktadırlar.
-Yapılan araştırmalar sonucu bitkisel ürünlerin etiketleri üzerinde belirtilen bileşiklerin haricinde daha birçok maddeler tespit edilmiştir.
-Bazı bitkisel ürünlerin içerisinde metaller, etiketsiz ürünler, mikroorganizmalar ve diğer maddeler bulunmaktadır.

Sinameki, vücuttaki suyun atılmasını hızlandırıcı etkiler içermektedir. Kullanılan diüretik çaylar (zayıflama ve form çayları) bağırsaklarda bulunan “mikrovillus” adı verilen tüycüklerin kısalmasına ve düzleşmesine, dolayısıyla kabızlığa yol açmaktadır. Sinameki kullanıldığı durumlarda besin öğelerinin emilimlerinde sıkıntılar yaşanabilir. Mesela potasyum emilimi azalınca kalp kaslarına olumsuz yönde etki eder.

Özellikle Zayıflamak için Kullanılan Yosun Haplarında Ciddi Yan Etkiler Söz Konusudur
Bu tip hapların içersinde “sibutramin” adlı iştah azaltıcı bir madde yer almaktadır. Gerçekte insanlar yosunla değil sentetik bir madde ile zayıflıyorlar ve madde kontrolsüz kullanıldığı için birçok kişinin ölümüne yol açmıştır.

Doğadan toplanan mantarlar ile zehirlenen insanlara yönelik haberler basında bol miktarda mevcuttur.

Doğadan toplanan ve demlenerek içilen papatyalar da kimi zaman ciddi zehirlenmelere yol açabilmektedir. Çok çeşitli papatya türlerinden bazıları böcek öldürücü, bir başkası migren, diğeri ise soğuk algınlığı tedavisi amacıyla kullanılmaktadır.

Yaşlılar ve Hastalar Özellikle Dikkat Etmeli

-Kanama problemi olanlar
-Kanserli hastalar
-Şeker hastalığı olanlar
-Prostat rahatsızlığı olanlar
-Sarası (epilepsi) olanlar
-Göz tansiyonu (glokom) olanlar
-Kalp hastalığı olanlar
-Hipertansiyonu olanlar
-Psikiyatrik hastalığı olanlar
-Parkinson hastalığı olanlar
-Karaciğer hastalığı olanlar
-Felçli hastalar
-Tiroid hastalığı olanlar
-Bağışıklık sistemi yetmezliği olanlar.

Bitkisel ürünleri kullanan ve cerrahi müdahale geçirecek olan kişiler bu durumu mutlaka doktoruna belirtmelidirler. Çünkü bitkisel ürünler kanama ve anestezide bazı sorunlara yol açabilmektedir. Bu gibi durumlarda bitkisel ürünün iki hafta önceden kesilmesi gerekmektedir.

Bitkisel ürünler böbrek ve diyaliz hastalarında; kan basıncı, kan şekeri ve pıhtılaşma üzerine etkiler ve elektrolit dengesizlikleri nedeniyle zararlı olabilmektedir.

Not: Bu Bitkileri Bu İlaçlarla Kullanmayın!

-Ekinezya; aspirin ve kortizon tipi ilaçlarla
-Efedra; burun açıcı (dekonjestan) ilaçlar, kafein, tansiyon ve kalp ilaçları ile
-Garlik; Aspirin ve romatizma ilaçları ile
-Ginkgo biloba; aspirin, romatizma ilaçları, kan sulandırıcı ve idrar söktürücülerle
-Ginseng; aspirin-romatizma ilaçları, kalp ilaçları, şeker hapları, idrar söktürücülerle
-Glukozamin; idrar söktürücü ve insülinler
-Kava; Parkinson ilaçları ve kan sulandırıcılarla
-Melatonin; romatizmal ilaçlar, kortizon ve beta blokerler ile
-Kondriotin sülfat; aspirin ile birlikte kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri Göz Önünde Bulundurun
-Ekinezya kullananlarda; mide rahatsızlığı, ishal, kabızlık, allerji,
-Garlik kullananlarda bulantı, ishal, kanama, alerji
-Ginseng kullananlarda baş ağrısı, uyku problemi, ürtiker, vajinal kanama, göğüslerde hassasiyet, tansiyon problemi
-Ginkgo biloba kullananlarda mide rahatsızlığı, ishal, baş ağrısı, kanama, epilepsi, kramplar
-Glukozamin kullananlarda mide rahatsızlığı, şişkinlik, gaz, ishal
-Kava kullananlarda uyuklama, kaşıntı, karaciğer rahatsızlığı
-Melatonin alanlarda uyuklama, baş ağrısı, depresyon, mide rahatsızlığı
-Fitoöstrojen alanlarda meme ve rahim rahatsızlıkları, tiroid problemleri
-Sarımsak ve zencefil gibi bitkiler kandaki pıhtılaşmayı azaltır. Bu nedenle cerrahi müdahalede bulunulacak kişiler ile aspirin ve ağrı kesici kullananların bu bitkisel ilaçları almaması gerekir.
-Efedra alanlarda baş ağrısı, sinirlilik, tansiyon yüksekliği, felç ve kalp krizi görülebileceği unutulmamalıdır.

haberturk, 23/03/2009

Şifalı Çaylar ve Vücuda Etkileri

Kış aylarında artan grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunabilmek için bağışıklık sistemini destekleyen kuşburnu, ıhlamur ve adaçayı gibi bitki çaylarının tüketilmesi önerildi.

Konya Vakıf Hastanesi diyetisyeni Serpil Koygun, havaların soğumasıyla birlikte bağışıklık sisteminin, vücut direncinin zayıfladığını belirtti. Bunun sonucunda da grip, soğuk algınlığı gibi hastalıkların baş gösterdiğini vurgulayan Koygun, ''Bağışıklık sisteminin güçlü tutulması ve hastalıklara karşı daha dirençli olabilmek için gün içerisinde tüketilen gıdaların karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineral içeriklerinin yeterli ve dengeli olmasına dikkat edilmeli'' dedi.

Koygun, günlük tüketilen yağ miktarının fazla olmasının bağışıklık sisteminin baskılanmasına neden olacağından aşırı yağlı gıdalardan uzak durulması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: ''Balık, balık yağı, fındık ve cevizde bulunan omega-3, ayrıca zeytin ve fındık yağında bulunan omega-9 yağ asitleri ve E vitamini, bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesinde önemli rol oynar. Güneşin azaldığı bu günlerde vücudumuz güneşten alınan D vitamininden yoksun kalır. Bu nedenle kemik ve diş gelişimi için önemli olan D vitamininin ana kaynağı balığın da haftada 2 -3 kez tüketilmesinde fayda vardır.''

Soğuk günlerde çay ve kahvenin yerine çok önemli bir antioksidan olan, bağışıklık sistemini destekleyen, C vitamini kaynağı kuşburnu, ıhlamur, adaçayı gibi bitki çaylarının tüketilmesini öneren Koygun, vücuttaki toksik maddelerin atılması için de kışın mutlaka günde 2 -2,5 litre su alınması gerektiğini bildirdi. Koygun, kışın her öğünde mutlaka sebze, taze salata ve günde ortalama 5 porsiyon meyve tüketilmesi gerektiğini belirterek, şöyle devam etti: ''Yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, taze sebze ve meyveler güçlü bir antioksidan olan A vitamininin kaynaklarıdır. A vitamini enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Bu nedenle her gün 3 -4 kuru kayısı, günde 2 -3 bardak süt ve ürünleri tüketilmeli. Kaliteli protein içermesinden dolayı da düzenli olarak haftada 3 -4 kez kırmızı et, tavuk ve haftada 2 kez bakliyat grubu yenmelidir.''

Koygun, kış aylarında özellikle vitamin ve mineral tabletlerinin sağlığı korumak amacıyla bilinçsizce kullanıldığını, bu ilaçların doktor önerisi dışında vücuda alınmasının sakıncalı olabileceğini sözlerine ekledi.

habervaktim, 14/12/2008

Bitkisel İlaçlar, Diğer İlaçlarla Etkileşime Girebiliyor

Uzmanlar, kan sulandırıcı ilaçları kullanan kişilerin yüksek miktarda C vitamini, omega 3 ya da sarı kantaron aldıklarında kanama riskinin yükseldiğine dikkat çekiyor.

Uluslararası Beslenme Kongresi'nden bitkisel ilaçlarla ilgili uyarı geldi. Bitkisel ilaçlar, kalp damar hastalığı, yüksek tansiyon ve diyabet tedavisi için kullanılan bilimsel ilaçlarla etkileşime girebiliyor.

Sağlıklı ve kaliteli yaşlanmak eğilimi son yıllarda bitkisel ilaçların kullanımı da artırdı. Ancak Tarım Bakanlığı tarafından onaylı besin desteklerinin doğru kullanılmaması beraberinde ciddi sakıncaları da getiriyor.

Örneğin omega 3 yağ asidi ile sarımsak, zencefil, ginkgo biloba gibi bitkiler kandaki pıhtılaşmayı azaltıyor. Kanama riskini artırıyor. Ağrı kesicilerle etkileşebilen "kava kava" bitkisi karaciğer yetersizliğine yol açabiliyor. Yüksek oranda C vitamini kullanımı da böbrek taşı oluşma ihtimalini yükseltiyor.

DOKTORA DANIŞMADAN KULLANMAYIN
Uzmanlara göre 50 yaşın üzerinde ve birden fazla tıbbi ilaç kullanan kişiler için risk daha da yüksek. Bu nedenle kronik sağlık sorunu olan kişilere doktoruna danışmadan besin desteği kullanmaktan kaçınmaları öneriliyor.

YAN ETKİSİ VAR

Yüksek tansiyon problemi olanlarda, meyan kökü böbrek üstü bezlerini uyararak tansiyonun daha da yükselmesine neden olabilir.
Gingko biloba, sarmısak, zencefil ve ginseng kan sulandırıcı ilaçlarla kullanıldığında, kanama riskini artırabilir.
Sık kullanılan rezene hafif alerji yakınmalarına, sinameki ise mide kramplarına yol açabilir.
Hafif depresyon tedavisinde tavsiye edilen ve rahatlatıcı özelliği olan sarı kantaron ise pek çok ilaçla özellikle de antidepresanlarla etkileşime girebilir.
Uykuyu kolaylaştıran valeryan çayı gündüz saatlerinde içildiğinde sersemlik yaratabilirken, yeşil çay kafeine hassas olanların uykusunu kaçırabilir.

ntvmsnbc, 16/04/2008

Bitkilerin Kullanım Biçimleri ve Zararları

-Bitkilerle tedavi, yan tesirini ve telâfisini bilince çok yönlü ve ucuz tedavi şeklidir. Yalnız uzun süre kullanmak gerekebilir.

-Usaresi (özü) acı olan bitkiler şifalıdır. Usaresi (özü) ekşi olan bitkiler (limon gibi) kabızlık yapıcı ve kan temizleyicidir.

-Çoğu bitki ve meyvelerin yan tesirini yine aynı bitkinin kendisinin başka yeriyle telâfisi mümkündür. Sineğin bir kanadı zehir, diğer kanadı panzehir, fındık sivilce ve kaşıntı yapıyor, yaprağı önlüyor, kayısı ishal yapıyor, çekirdeğinin içi ishali önlüyor.

-Meyvelerin (Kayısı, incir, şeftali gibi) hazmı kolaylaştırma etkisi, kuru bitkilerden daha fazladır.

-Bir bitki içilerek bir hastalığı tedavi ediyorsa, sürülerek de aynı hastalığa faydası vardır. Bir bitki sürülerek bir hastalığı tedavi ediyorsa, içten (yenerek-içerek) aynı bitkiyle tedaviyi de uygulamak gerekir. (Sarımsak yağı romatizmaya faydalıdır, sarımsak yemek daha çok faydalıdır.) Bazı zehirli bitkilerin yenmesi zararlıdır.

-Nohut, mercimek, fasulye, pirinç, gibi baklagillerin suları iyi temizleyicidir. Islatılıp bekletildikten sonra çamaşır makinasına konursa bu sular beyazlatıcı görevi yapar. Sirke çamaşır makinasına yıkama esnasında konursa çamaşırları dezenfekte eder.

-Eğer bitkiyi kendiniz topladınızsa, mutlaka gölgede kurutun.

-Çoğu yaş bitkiler kurusundan daha tesirlidir.

-Kitabı okuyup da, şu hastalığa şu, şu bitki iyi geliyor diye not alıp 10-20 çeşit bitkiyi karıştırıp kafanıza göre terkip yapmayın, çünkü karışım çoğaldıkça, bitkilerin tesir gücü azalıyor ya da kayboluyor. Bitkilere şifayı veren, bitkilerde mevcut olan kimyasal elementlerdir, bunlar birbiriyle fazla tepkimeye girince farklı bir kimyasal bağ oluşuyor.

-Tedaviyi, iyi bildiğiniz, severek yiyip içtiğiniz, evinizde ve manavda bulunan temel meyve, hububat ve sebzelerle uygulayın. Eğer dikkatlice bunları incelerseniz çoğu hastalıklar şifa olarak, salata olarak yediğimiz bitkilerle tedavi edilebilir.

-Bir bitki ya da meyve size dukunuyorsa, çok da seviyorsanız, mutlaka telâfısiyle beraber kullanın.

-Bal, çörek otu, misvak, incir, hurma, sarmısak gibi tıbbı nebevide anlatılan bitkilerdendir.

-Bitkilerle tedavide uzun süre kullanımı tercih edin. Ne olacaksa olsun deyip çok kısa sürede çok fazla tedavi uygulamak beden makinasının sistemini bozar.

-Önce hastalığınızın nereden kaynaklandığını iyi tespit edin. Ondan sonra ona uygun bitkiyi deneyip tedaviye devam edin.

-Batı'da doktorlar tarafından önce bitkisel tedavi tavsiye edildiğini, bir gün tüm dünyada bu sisteme geçileceği gerçeğini aklınızda bulundurun.

-Baldıran gibi zehirli otlardan uzak durun, çocuklarınıza zehirli olduğunu tembih edin, köylerde birçok çocuk bu otu yediğinden ölmüştür.

-Bütün diken familyaları (türleri) ucu sivri, iğne gibi olduğundan, tıkanıklık çözücü, idrar söktürücü ve özellikle karaciğer tıkanıklıklarını çözücü, karaciğeri güçlendirici diyebiliriz.

-Özellikle yabani hayvanlar kendilerinin hastalıklarına deva olan otu bulurlar. Yılan, kış uykusundan uyanınca, rezeneye gözlerini sürter. Ehilleşmiş hayvanlarda bu içgüdü körelmiştir. Yabani hayvanlar takip edilerek (ciddi bir çalışma ile) otların şifası tespit edilebilir.

-İçinde sümüksü madde bulunan bitkiler, (ıhlamur, keten tohumu, sinirli ot gibi) yara, iltihap üzerine etkilidir. Cilt temizleme Özelliğine sahiptir.

-Bütün ağaç sakızlarının yara iyileştirici özelliği vardır.

-Bitkilerden yeme-içme, pansuman dışında, aynı şifayı el-ayak şifalı suda yarım-1 saat bekletilerek istifade edilebilir. Çünkü parmak aralarından vücuda sirayet eder.

-Şifalı bitkilerle hayvan hastalıkları da tedavi edilebilir. Hayvanın sevdikleri lahana-kekik-yonca-kabak, palamut vs. direkt yedirilir. Yemedikleri mürver-civanperçemi vs. yeme karıştırılıp yedirilir.

-Anne sütünü arttıran anason-mürver-lahana- rezene vs. gıdalar, hayvanın sütünü de arttırır. Anason, hayvanda, (cola gibi) alışkanlık da yapabilir. Aynı zamanda yerne rayiha (aroma) katar. Hayvanın hazım ve gaz gibi problemlerini de halleder.

-Bebeklerin tedavisinde, anneye rahatsızlığı gideren gıdalar yedirilir. Anne sütünden çocuğa bu şifa geçer. Meselâ bebelerde sık sık görülen sarılık vakasında anne salatalık rendesiyle bal karışımını bol bol yer, bebeye de az yedirir.

Şifalı Bitkiler ve Emraz

Bitkisel Ürünlerin Fazla Tüketimi Zararlı

Bitkisel ürünlerin fazla tüketilmesinin zararlı olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Ömür Demirezer şunları söyledi:

"Örneğin sarımsak çok faydalıdır ancak fazla alındığı zaman karaciğer enzimlerini etkilediği için sperm hareketliğini azaltıyor. Bu da üremeyi olumsuz etkiliyor.        

Son yıllarda en çok tüketilen bitkilerden sinameki de yanlış kullanılıyor. Sinameki ürünleri kesinlikle 2 haftadan fazla kullanılmamalı. Kullanıldığı durumlarda potasyum azalabilir, potasyum azalınca kalp kaslarına etki eder.

Son günlerde özellikle zayıflamak için kullanılan yosun haplarının da yan etkileri vardır. Lida isimli yosun hapının içinde ’sibütramin’ maddesi olduğu tespit edildi. Bu, yağ atıcı ilaçların içindeki sentetik bir madde. İnsanlar, sadece yosunla zayıfladıklarını sanıyorlar, oysa resmen ilaç kullanıyorlar.

Doğadan toplayarak demlenen papatyaların da kimi zaman ciddi zehirlenmelere yol açabilir.
Çoğu insan, dağdan bayırdan papatya topluyor ve bunları tüketiyor. Oysa çok çeşitli papatya türü var. Farkı, uzmanların dışında kimse ayıramaz.Örneğin bir papatya türü, böcek öldürücü, biri migren diğeri soğuk algınlığı tedavisinde kullanılıyor. Böcek ilacı yapımında kullanılan papatya çay gibi içildiğinde zehirlenmelere yol açabiliyor.

Fazla miktarda maydanoz tüketilmesinin hamilelerde düşüğe neden olabilir.

Günde 10 gram kabak çekirdeği prostat büyümesini yavaşlatır.
Meyan, kalp ilaçlarının etkisini artırır.
Passiflora, kanı sulandıran ilaçlarla birlikte alınmamalı.

Kanser hastaları normal sınırların dışında vitamin kullanmamalıdır.
Çünkü kanser tedavisinde programlanmış hücre ölümü söz konusudur, vitaminler buna engel olur. Isırgan otu, sadece bağışıklık sistemini güçlendirir, kanser hastalarına bu nedenle tavsiye edilir. Ancak, kanseri tedavi edici etkisi yoktur. Greyfurt suyu, antihistaminikler, antidepresanlar, tansiyon ilaçları gibi ilaçların kandaki seviyesini artırır. Dolayısıyla, toksik etki yaratabilir."

haber7, 19/11/2008

Baharda Yetişen Şifalı Bitkiler

Nisan ve Mayıs aylarında, kendini gösteren hindiba, ısırgan, kuzu kulağı ve kenger gibi bitkilerin sağlık açısından birçok faydası bulunuyor.

YABANİ BİTKİLERE İLGİ ARTIYOR

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Yüksel Kan, Türkiye'de yabani bitkilerden gıda olarak yararlanmanın çok yaygın olduğunu söyledi.

PEK ÇOĞU ANTİOKSİDAN ÖZELLİĞİ TAŞIYOR

Kar çiçeği (acı çiğdem), banotu, boru çiçeği, baldıran gibi bazı bitkiler zehirlenmelere ve hatta ölümlere yol açabilir. Bilmeden doğadan her bitkinin toplanıp yenmesi sakıncalıdır.

Bilinçli olunması durumunda, oldukça zengin floraya sahip olan Türkiye'de, sağlık açısından birçok ot bulunmktadır.

Kimliği belli olan doğal bitkiler, insan sağlığının, hastalıklara karşı korunmasında, vücut direncinin artırılmasında önemli katkıları olan bitkilerdir. Aynı zamanda pek çoğunun antioksidan olma özelliklerine sahip olması da doğal bitkilerin önemini artırmaktadır.

BAZI BİTKİLERİN ÖZELLİKLERİ

Halk arasında kırlardan ya da dağların eteklerinden toplanan kaparinin (kebere); yüksek iştah açıcı ve kuvvet verici, Nisan ve Mayısta toplanan domalan (keme) mantarı ise minerallerce zengindir ve iyi bir diyet gıdası olarakda kullanılabilir.

Yapraklı dalları, ıspanak gibi pişirilerek yenen ebe gümecinin kan temizleyici ve idrar artırıcı özellikleri bulunuyor.

Kenger otunun, suda haşlandıktan sonra salata halinde veya et yemeklerinde sebze olarak kullanılır, bu bitkinin karaciğer dostu olarakda bilinir.

Hindibanın (acıgüneyk, acı marul da bilinir), taze yaprakları salata ve yeşillik olarak erken ilkbaharda tüketilen şifalı bitkilerdendir. Bitki yapraklarının içerdiği alkaloitin tıbbi değeri vardır. Spazm çözücü ve iştah açıcı özelliklerinden dolayı bu grup bitkilerden, aşırıya kaçmamak kaydıyla bir miktar yenilebilir.

Isırgan, evlerde her zaman bulundurulması gereken lezzetli bir salata ve sebze yemeği olarak kullanılacak bitkidir. Vücut direncini artırıcı, vitamin içeren özellikleri vardır.

Kuzukulağı, labada ve yemlik adı verilen tıbbi bitkilerin de, vitamin ve mineraller bakımından oldukca zengindir.

ntvmsnbc, 07/05/2007


Bazı Bitki Çayları

Uzmanlar, çoğu ilacın temelinde bulunan bitkilerin çaylarının da birer şifa kaynağı olduğunu belirtiyor.

Bitkilerle tedavinin her zaman için ilaç tedavisinden daha uzun süreceğini belirten uzmanlar, "Bitkiler hastalığa yakalanmadan önce önlem olarak kullanılmaya başlanmalı, basit hastalıklar bitki çayları, kompresler ve bitkilerden yapılmış yağlarla tedavi edilmeli. Ciddi hastalıklarda da doktorun verdiği tedaviye paralel olarak bitkilerden yararlanılabilir" dedi.

Doğada şifalı bir çok bitkiden şifalı çaylar elde edilebileceğini kaydeden uzmanlar, bitki çayı hazırlarken de şu tavsiyelerde bulundu:

"Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış klorsuz su kullanılmalı. Birçok hastalıkta klorun zararlı olduğu saptanmıştır. Suyunuzu kaynattıktan sonra bir iki dakika dinlendirin. Porselen bir demliğe önce çayını yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine gerekli miktarda su ekleyin. Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ot için dörtte bir litre su kullanmak gerekir. Çayın demlenmesi için 2-5 dakika yeterlidir. Kök bitkilerden çay yapacağınız zaman (zencefil, havlıcan gibi) aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte cezveye koyup kaynatma yoluyla çayınızı yapabilirsiniz."


IHLAMUR
Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa neden olabilir. Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da hazırladığınız zaman için ve bir daha kaynatmayın. Çünkü uzun süre kaynatılıp içilen ıhlamur size yarardan çok zarar verebilir.

YOGİ ÇAYI
Hintli yogilerin içtiği baharatlı bir çay. Tam da kış mevsimine uygun, yani ısıtıcı. Yogi çayı ve yoğun baharatların karışımından oluşuyor. Bu çayı hazırlamak için ufak bir tencereye bir parça kabuk tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün. Dilerseniz sütle karıştırıp için.

ISIRGAN
Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir.

BİBERİYE
Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibi. Özellikle kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak gazlarına karşı kullanıldığı gibi ağır yemeklerden sonra içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük, migren, gastrit, başağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarında da kullanılır. Hoş bir tat vermesi açısından biberiye çayına bir parça da kabuk tarçın atabilirsiniz.

REZENE
Rezene, Ege Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir bitkidir. Rezene çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında rezene çayı yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz.

HİNDİBA
Hem salatalarda, hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle kullanılabilen hindiba iyi bir idrar söktürücüdür. Karaciğer hastalarının, romatizmalıların ve şeker hastalarının sofralarının başköşesine oturtması gereken otlardan biridir hindiba ve bunlardan başka bağırsakları yumuşatır, müzmin romatizma, gut, böbrek ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır. Hindiba köklerinden yapılan kahve iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma hastaları ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba çayı içerek kür yapabilirler ve faydasını da hızla görürler. Hindiba çayı hazırlamak için kişi başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba kullanılır.

NANE
Nane çayı, mide ve bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp çarpıntısında içilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karın ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş ağrısı, migren, sinüzit, diş ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklarda da tedavi edici özelliği olan nane, nefes darlığında da şöyle kullanılabilir: Bir tülbentin üzerine bal konur, üzerine taze veya kuru nane yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine bağlanır, sabaha kadar bırakılır.

KEKİK
Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağından elde edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak kullanılabiliyor.

ZENCEFİL
Zencefil, ısıtıcı bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarında temizleyici, düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil-zerdeçal-bal karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini sağlar.

ADAÇAYI
Akdeniz yöresinde bol bol yetişir. Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz.

ELMA
Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, başağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır ve göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz.

mynet, 06/01/2006

Kan Dindirici Bitki: Açelya Çayı


Mide ağrılarında, gastrit, basur ve yaralarda kullanılır.

Açelya çayı, en popüler kan dindirici bitkilerden biridir. Mide ağrılarında, mayasıl, ülser, gastrit gibi hastalıklarda mide ve basur kanamalarında, ayrıca yara ve burun kanamalarında kullanılır.

Dişeti iltihabında gargara şeklinde kullanılır. Geride kalan tortuları yara, şişlik ve mayasıl üzerinde konursa tedavi edici güce sahiptir.

Kaynatılan aynı poşet egzama gibi yaralar üzerinde sürülürse faydalıdır.

Tıbbi Bitkilerin Kullanımı

Türkiye Çevre Vakfı, Türkiye'nin tıbbi bitkileri konusunda bir strateji belirlemesi amacıyla Dedeman Oteli'nde ilgili bakanlık, üniversite ve bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla çalışma toplantısı düzenlendi.

Toplantının açılışında konuşan Vakıf Genel Sekreteri Engin Ural, Türkiye'de ekolojik, tarımsal üretim, ihracat, ilaç endüstrisi ve sağlık yönünden büyük önem taşıyan tıbbi bitkiler konusunda bir strateji oluşturulmasını amaçladıklarını söyledi.

Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömür Demirezer, aktarların doğadan tıbbi bitki toplamasını ve tedavi önerilerinde bulunmasını eleştirerek, bunun tedavide sıkıntıya yol açacağını belirtti. Bilinçli tüketilmesi gerekir.

Örneğin sarımsak sülfür içerir. Bu nedenle kanserden koruyucu etkisi vardır. Kolesterolü düşürür, damarlardaki kireçlenmeyi önler ve damarları genişletir. Ancak kilogram başına 500 miligramdan fazla kullanılırsa astıma, karaciğer enzimlerinin bozulmasına ve spermin etkinliğinin azalmasına yol açar.

Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü'nden Dr. Servet Kefi, Türkiye'nin tıbbi aromatik bitkiler konusunda büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, bu bitkilerin envanterinin çıkarılması gerektiğini söyledi. Dr. Kefi, yurtdışına götürülen tıbbi aromatik bitkiler konusunda gümrüklerin mutlaka uyarılmasını isteyerek, "Gümrüklerde botanikçiler görevlendirilmelidir" diye konuştu. Doğadan tıbbi aromatik bitki toplayan kişilerin eğitilmesi gerekir ve bitkilere standart getirilmelidir.  

Ankara Üniversite Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Semra Kumcu ise bitkilerin halk arasındaki kullanımına ilişkin bilgilerin kaybolmak üzere olduğunu işaret ederek, "Yapılacak hukuki düzenlemeyle, bilginin kaynağı korumalıdır" dedi.

Bitki Çayları Hastalıklara İyi Geliyor

Prof. Dr. Ramazan Demir, C vitamini yönünden zengin olan bitkisel çayların, soğuk algınlığına bağlı hastalıkların tedavisini hızlandırdığını belirtti.

Soğuk algınlığına bağlı hastalıklarda vücut direnci azalıyor, bu gibi durumlarda özellikle C vitamini yönünden zengin sıvı gıdaların alınması gerekiyor.
Grip virüsüne karşı etkili bir ilac bulunmamaktadır.

Bitki çayları, grip hastalığını tedavi etmeye tek başına yetmez.

Gribe yakalanan hastalar, ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlarla birlikte C vitamini yönünden zengin olan bitki çaylarından da bol bol içmelidirler.

Kara çay, midesinden rahatsız olanlara zarar verebilir. Ancak, bitki çayları zarar vermeyeceği gibi mideyi rahatlatarak, vücudun direncini artırır.

Soğuk algınlığı şikayeti olan hastalara, zaman buldukça istirahat etmelidirler. Hareket eden vücut, enerji harcar. Bu nedenle hasta, sıvı içeceklerle aldığı enerjinin vücut direncini artırmasına yardımcı olması için bol bol dinlenmelidir ..

Bitkisel çaylarla tedavi olmak için, ıhlamur, adaçayı, tarçın, karanfil, papatya, ballıbaba çayı önerilebilir.


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|haberler|ilk yardım|sağlıklı yaşam|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document