Untitled Document Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
 
 
 
 
 
kaynaklar
site haritası

 


Çayın Faydaları ve Zararları Nelerdir?

Untitled Document
yaklasansaat.com

 

 

 




Site İçi Arama
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
 

 

 

Çok Çay İçince Dişleri Döküldü

ABD’nin Michigan eyaletinde 17 yıl boyunca her gün 100 çay poşetinden demlediği bir çaydanlık çayı içen 48 yaşındaki bir kadın nadir bir kemik hastalığına yakalandı ve dişlerini kaybetti.

Detroit’teki Henry Ford hastanesinde tedavi gören ve adı basına açıklanmayan kadının aşırı çay tüketimi nedeniyle vücuttaki tüm kemiksi dokuların sertleşmesine neden olan Skeletal Flourosis adlı hastalığa yakalandığı açıklandı.
 
Hastalık vücuttaki florit değerinin aşırı yükselmesi sonucu ortaya çıkıyor. Çayda çok yüksek oranda bulunan bu madde kararında tüketildiğinde kemiklerin ve dişlerin güçlenmesini sağlıyor.
 
Çay tüketimi nedeniyle bu hastalığa yakalanan ABD’li kadının kanında normal bir insanın dört katı florit bulunduğu ve çekilen röntgenlerde vücudunun her yerinde kemik dokusunun ağrılara neden olacak derecede sertleştiği görüldü. 
 
Kadını tedavi eden Dr Sudhaker Rao, hastanın çay tüketimini kestikten sonra zamanla sağlığına kavuşacağına inandığını söyledi. Rao ‘’Çayın birçok faydası var. Ancak her şey gibi çay da kararında tüketilmeli’’ dedi.

hürriyet, 23/03/2013

Çay Hakkında Gerçekler

Çayın etkisi ise demlenme süresine bağlıdır. Çay yapraklarında da çabuk çözülen kafein mevcuttur.

Eğer çay sadece 2 dakika demlenirse uyarıcı etki yapar.

5 dakikadan daha uzun bir sürede demlenirse adrenalize olan kafeini bağlayan tanik asitler açığa çıkar. Böylece çay sakinleştirici etki yapar.

Çayın faydalarına baktığımızda ise adeta ecza deposunda saklanması gereken bir ilaç gibi olduğunu görüyoruz.

Her türlü hazımsızlık, mide ağrısı, cilt kuruluğu ve öksürüğe iyi geldiği biliniyor.

Çay, diş macunu gibi çok sayıda floroit içerir. Çaydaki tanik asitler dişdeki koruyucu etkiyi destekler, dişlerin üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturarak diş taşı oluşumunu engeller.

Çay banyo malzemesi olarak kullanıldığında enfeksiyon giderici ve sakinleştirici etki yapar.

Göz maskesi olarak kullanılırsa kanlanmaya ve ağırlaşmış göz kapaklarına iyi gelir

Demlenmiş çay suyunu evinizde ahşap temizleyici olarak kullanabilir, koyu renk mobilyalara uygulandığında çaydaki bileşenler eskimiş yüzeylere yepyeni bir parlaklık getirir.

bilinmeyenler

Çayın bir faydası daha çıktı

Dr. Jonathan M. Hodgson başkanlığındaki ekibin yaptığı, sonuçları Archives of Internal Medicine dergisinde yayımlanan araştırmada, 35 ile 75 yaş arasındaki, tansiyon değerleri normal denekler kullanıldı.

Deneklere önce dört hafta boyunca her gün üç fincan çay içirildi. Dört haftanın ardından deneklerin yarısı aynı miktarda çay içmeye devam ederken, diğer yarıya, tat ve kafein miktarı açısından aynı olan placebo çay verildi.

Gerçek çay içenlerde üç ay sonra sistolik basıncın (büyük tansiyon) 2,7 mmHg, altı ay sonra 2 mmHg düştüğü görüldü. Diastolik basınçta (küçük tansiyon) ise üç ay sonra 2,3 mmHg ve altı ay sonra 2,1 mmHg azalma tespit edildi.

rotahaber, 16.03.2012

Çay-Kahve Alzheimer'a Karşı

Reem Nöroloji Merkezi kurucusu nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, tüm dünyada 20 milyon kişinin alzheimer nedeniyle kronik unutkanlık yaşadığını, Türkiye'de de 300 bin alzheimer hastası bulunduğunu belirtti.

AA muhabirine konuya ilişkin açıklama yapan Yavuz, günlük yaşamın koşuşturmacası, internet, yeteri kadar kitap okumamak gibi bir sürü nedenden kaynaklanan unutkanlığın pek çok kişinin yaşadığı bir sorun olduğunu, teknoloji sayesinde bilgiye kolayca ulaşabilmenin rahatlığın da zihni tembelleştirerek unutkanlığı daha da artırdığını aktardı.

Unutkanlığa karşı beyni, kelimenin tam anlamıyla çalıştırmak, yormak gerektiğini vurgulayan Yavuz, ''Tüm dünyada 20 milyon kişi, alzheimer hastalığı nedeniyle kronik bir unutkanlık yaşıyor. Türkiye'de de yaklaşık 300 bin alzheimer hastası bulunuyor. Hastalık, sadece hatırlama güçlüğü yaratmakla kalmıyor, kişiyi zihinsel karmaşaya sürüklüyor, günlük yaşamını her zamanki gibi idame ettirmesini engelliyor'' diye konuştu.

Alzheimer hastalığında, unutkanlık ile ortaya çıkan hafıza ve bellek fonksiyonlarında başlayan dejenerasyonun, zamanla diğer beyin fonksiyonlarına da sıçrayarak, başta konuşma ve yürüme olmak üzere tüm kişisel ve sosyal faaliyetleri tedrici olarak bozabildiğini belirten Yavuz, bu hastalığın zaman içinde hastanın aile yakınlarının destek ve bakımına ihtiyaç duyduğu ilerleyici, düşkünleştirici bir beyin hastalığı olduğunu kaydetti.

Teknoloji hafıza düşmanı

Alzheimer hastalığının, günümüzde tıp dünyasının en çok bütçe ayırdığı ve üzerinde en çok uğraş verdiği hastalıkların başında geldiğini belirten Dr. Yavuz, sadece ABD'de her yıl 100 milyar dolar civarında bütçenin alzheimer ve tedavisi için harcandığına dikkat çekiyor. Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, ''Sağlık alanındaki gelişmelerle birlikte ortalama insan ömrünün uzaması yanında, teknolojinin gelişimi ile beraber dev bir problem şeklinde ortaya çıkan elektromanyetik kirlilik de alzheimer hastalığını tetiklemektedir'' dedi.

Yavuz, şöyle devam etti:

''Dünyamız gittikçe şehirleşmekte ve kırsal nüfus gittikçe azalmaktadır. Elektromanyetik kirlilik ise şehirlerde ve büyük metropollerde had safhadadır. Maalesef gelişen teknoloji ile paralel olarak elektromanyetik yoğunluk ta artmaktadır. Özellikle çarpık ve yoğun yapılanmanın olduğu İstanbul gibi şehirlerde tehlike daha da büyüktür. Cep telefonu sinyalleri, TV ve radyo, telsiz dalgaları, kablosuz internet ve telefon ortamları, yüksek gerilim hatları ve elektronik cihazlar tehlikeli elektromanyetik kirliliğe neden olmakta bu ise beynimizin her taraftan elektromanyetik saldırılara maruz kalmasına neden olmaktadır.''

''Kahve ve çay alzheimer oluşma riskini yüzde 50 oranında azaltıyor''

Uzman doktor Yavuz, bilim adamlarının kahve-çay ve alzheimera ilişkin çalışmasına değinerek, İsveç ve Finli nörologların, 10 yıl boyunca 1400 hasta üzerinde yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Yavuz, şunları ifade etti:

''İsveçli ve Finli nörologların, 10 yıl süren çalışmalar sonucunda, kahve içmenin, çağın hastalığı alzheimerın oluşma riskini yarı yarıya azalttığını buldular. 1400 gönüllü hasta üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucu günde 3 ila 5 fincan kahve içenlerde, içmeyenlere göre yüzde 50 oranında alzhemer oluşma riskinin azaldığının belirlendi.

Kahvenin içerdiği kafein maddesinin, alzheimer oluşumunda rol oynayan beta amiloid birikimini önemli ölçüde azalttığı ve böylece alzheimer gelişmesini önlediği tahmin ediliyor.''

Dr. Yavuz, daha önceki yıllarda birçok bilimsel makalede yer alan fareler üzerinde yapılan çalışmalarda da farelere içirilen kahvenin, beyinde alzheimera neden olan beta amiloid birikimini önlediğinin tespit edildiğini hatırlattı.

Birçok araştırmacının ortak fikri olarak kahvenin, sinir sistemini koruyucu bir özelliğe sahip olduğunun bilindiğini vurgulayan Yavuz, kahvenin içinde çok miktarda barındırdığı kafeinin, sinir sisteminin düzenleyici bir uyaranı olduğunu belirterek, ''Unutkanlığı toparlayıcı, ayrıca hafıza ve önbellek fonksiyonları üzerinde olumlu etkileri biliniyor. Yani, asırlardan beri birçok insanın, zinde ve uyanık kalmak için her gün kahve içmesi boşuna değil. Kahvenin aynı zamanda diyabet hastalığı, parkinson ve karaciğer hastalıkları üzerinde de koruyucu rol oynadığı iddia ediliyor'' diye konuştu.

''Alzheimer hastalarında kahve ve çay tüketimi fakir''

Nöroloji uzmanı Yavuz, 2 fincan kahvenin, ihtiva ettiği kafein bakımından, yaklaşık 10 fincan çaya eş değer olduğunu, çay ve alzheimer ilişkisine yönelik bir çalışma bulunmamasına rağmen kahve gibi çayın da hafıza fonksiyonları üzerinde olumlu etkiler gösterdiği söylenebileceğini vurguladı.

Yavuz, ''Kendi klinik gözlemlerime dayanarak, alzheimer tanısı almış hastalarda, oldukça zayıf çay ve kahve tüketimi izlenimi ediniyoruz. Dolayısıyla her ne kadar bilimsel kesin bir veri olmamakla beraber, çayın da alzheimer hastalığında koruyucu rol oynadığını söyleyebiliriz'' diye konuştu.

Yeşil çay da faydalı

Yeşil çayın da barındırdığı antioksidanlar ve flavnoid maddesi ile alzheimer hastalığına neden olan beta amiloid birikimini azalttığını kaydeden Dr. Yavuz, ''Bilinen en iyi ve etkili antioksidanlardan biri olan EGCG (epigallocatechin-3-gallate) yeşil çay içinde bolca bulunmaktadır. EGCG'nin ise unutkanlığa neden olan beta amiloid birikimini önleyici etkisi mevcuttur'' dedi.

Nöroloji uzmanı Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı:

''Gerek siyah, gerekse de yeşil çay, alzheimer hastalığında rol oynayan asetilkolinesteraz enziminin aktivitesini yok etmektedir. Halbuki kahvenin bu enzim üzerinde bir etkisi yoktur. Şu an günümüzde tek tedavi girişimi, ilaçlarla asetilkolinesteraz enzimini yok etme amacına yöneliktir. Maalesef beyinde ki amiloid madde birikimini önleyen kesin bir ilaç henüz keşfedilmemiştir. Hülasa olarak, alzheimer hastalığı üzerinde aynı kahve gibi koruyucu ve önleyici bir etki gösterdiğini düşündüğümüz geleneksel çayımızla alakalı olarak uzun vadeli bilimsel araştırmaların yapılmasına ihtiyaç vardır. Ancak çayın da alzheimer hastalığından koruması kuvvetle muhtemeldir.'' (AA)

Çay Zihni Açıyor!

Hollandalı bilim adamları, bir bardak çayın hem beyne faydası olduğunu hem de vücudu dinlendirici etkisi bulunduğunu ortaya çıkardı.

40 yaşın altındaki 44 gönüllü katılımcı arasında yapılan araştırma, çayın içinde bulunan kimyasal maddelerin zihin açtığını gösterdi. L-theanine adı verilen ve hem siyah hem de yeşil çayda bulunan amino asitler ve çayın içerdiği kafein miktarının yaptığı etkiyi ölçen bilim adamları, çay içenlerin, daha verimli çalıştıkları, daha uyanık ve dikkatli olduğu belirtildi.

Katılımcıların yorgunluk hislerinin de azaldığını belirten uzmanlar, “Sonuçlar, idrak ve yüksek algı gerektiren görevlerde, çay içenlerin odaklanma ve konsantrasyon seviyelerinin arttığını gösteriyor” dedi. Önceki çalışmalarında, parkinson, kanser ve kalp rahatsızlığı olanlara çay içmenin önerildiğinin altını çizen uzmanlar, 10 yıl ve üzerinde düzenli çay tüketmenin kemik sağlığına da katkısı olduğunu, kemik erimesine karşı kemikleri kalınlaştırdığını belirtti. Çay Tüketimi Paneli’nde konuşan Doktor Tim Bond, “Çalışmalar ışığında en az iki bardak çayın, odaklanma sorunu çekenler için yeterli uyarıcı etkiyi yaptığını söyleyebilirim, tercihen günde ortalama 4 bardak çay içmek sağlık için oldukça faydalı” açıklamasında bulundu.

vatan, 26/02/2011 

Çayın Bilmediğimiz Faydaları

İngiliz Daily Mail gazetesi, yapılan araştırmaları inceleyerek düzenli olarak günde üç bardak çayın kalp krizinden, baş ağrısına birçok sorunu ortadan kaldırdığını açıkladı. Londra Üniversitesi Eczacılık bölümünden Profesör “Simon Gibbons “Sabah, öğlen ve akşam olmak üzere günde üç bardak çay içilmeli. Çayı, sıcak suyun içinde en az 5 dakika bekletin” dedi.

Kalp krizini engelliyor

Hollanda’da 15 yıllık bir araştırmanın sonucunda, çayın içindeki antioksidanların kötü kolesterolü ve kalp krizi riskini azalttığını ortaya çıktı.

Sindirime yardımcı

Yeşil çay, sindirim sistemini daha çok çalıştırıyor ve kötü yağların yüzde 30 oranında atılmasını sağlıyor. Zencefil çayı ise mide bulantısına ve akşamdan kalmaya iyi geliyor.

Beyin tümörü riskini azaltıyor

Northumbira Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma her gün 100 ml çay içen birinin beyin tümörü riskini %34 oranında azalttığı açıklandı.

Kanserle savaşıyor

Çayın içinde bulunan polyphenoller, kanserli hücrelerin büyümesini durduruyor. Çayda, sebze ve meyvelerden daha çok antioksidan olduğunu belirten Tayvanlı bilim adamları günde bir bardak yeşil çay içmenin akciğer, prostat ve mide kanserine yakalanma riskini azalttığını belirtti. Uzmanlar çayın 70 redeceden daha sıcak içilmemesi için uyarıyor.

En iyi ağrı kesici

Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, düzenli olarak çay içenlerin bağışıklık sisteminin, ortalama bir insandan 5-6 kat daha kuvvetli olduğunu ortaya çıkardı. Çayın içinde bulunan alkylmanin maddesinin bakteri ve parazitlerle savaştığına dikkat çeken bilim adamları, çayın cilt sağlığına da iyi geldiğini bildirdi.

Uykusuzluğa birebir

Yatıştırıcı etkisi olan triptopan amino asidi, çayın içinde yüksek oranda vardır. Bu sayede gerginlik ve uykusuzluk için uzmanlar çay tavsiye ediyor.

gazetevatan, 30/01/2011 

Çay Diş Çürümesinide Engelliyor

Diyetisyen Afife Aydemir, "Sağlıklı yetişkin bireylerde günde 5-6 fincan çay tüketilmesi vücut için yararlıdır" dedi. Çayın kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu etki gösterdiğini belirtti.

Aydemir, "çay; sebze, meyve, pekmezde bulunan flavanoidler bakımından zengin bir içecek olması nedeni ile kalp damar hastalıkları ve bazı kanser türlerine karşı koruyucu etki göstermektedir. Yapılan çalışmalarda çay flavonoidlerinin güçlü antioksidan özelliğinden dolayı hücre ve dokuları serbest radikallere karşı koruyabileceğini göstermiştir. Çayın etken maddelerinde epigallokateşingallat (EGCG) metabolizmayı hızlandıran bir moleküldür. Özellikle yeşil çay bu özelliğinden dolayı fiziksel aktivite ile birlikte metabolizmayı hızlandırır" sözleriyle ifade etti.

Çayın yemekte tüketilmesinin demir emilimini olumsuz etkileyeceğini kaydeden Aydemir, çay içenlerde diş çürüklerinin ve böbrek taşının daha az görüldüğünü belirtti.

Aydemir çayın risklerine karşı ise "Sağlıklı yetişkin bireylerde alınan kafeinin yüzde 99'u emilir ve alındıktan 5dk sonra tüm dokularda görülmeye başlar. Gebe ve emziklilerin 300mg (3 fincan) üzerinde kafein almaları düşük tehlikesine ve düşük doğum ağırlıklı bebek doğumuna neden olur. Sindirim sistemi hastalıklarında çayın kontrollü tüketilmesi gerekir" dedi.

hürriyet, 9/10/2010

İyi Çay Demlemenin Püf Noktası

Bugüne kadar birçok faydası keşfedilen ve başlıca içeceklerimiz arasına giren çayın, iyi demlenmemesi halinde flavonun (bitkisel molekül) yapısında meydana gelecek hasarlar sonucu birçok faydasını kaybedebileceği bildirildi

Bitikler konusunda araştırma yapan Nusaybin Devlet Hastanesi'nde görevli Dâhiliye Uzmanı Dr.Rıfat Bozalan, çayın kaynamış su ile hemen demlenmemesi gerektiğini ifade etti. 95 derecede flavonların özeliklerini yitirebildiğine dikkat çeken Dr. Bozalan, bu nedenle çayın 95 derece altındaki su ile demletilmesini ve demin asla kaynatılmaması gerektiğini söyledi.

Çayın, içinde bol miktarda flavon içeren yararlı bir bitki olduğunu aktaran Dr. Bozalan, doğru demlenmiş çayın içindeki flavonu muhafaza ettiğini hatırlattı. Flavonların atar damar ve toplardamar yüzeylerinin pürüzsüz kalmasını sağladığını dile getiren Uzman Dr. Bozalan, "Yani bir anlamda damar tıkanmasını önler. Flavonlar ayrıca böbrekte idrarın süzüldüğü tüpçüklerin sağlığının korunmasında ve kan kolesterolünün düşürülmesinde önemli role sahiptirler.

Flavonların çoğu pişirme ya da kaynatma sırasında (95 derece ve üzerinde) özeliklerini kaybederler. Bu yüzden meyve ve sebzeler mümkün ise taze ve çiğ olarak tüketilmelidir.

Çay ise yeni kaynamış bir su ile değil de birkaç dakika bekletildikten sonra sıcaklığı derece 95 derecenin altına düşürülmüş sıcak su ile demlenmeli ve demletildikten sonra asla kaynatılmamalıdır." şeklinde konuştu. (CİHAN)

zaman, 18/4/2009

İlaç Yerine Bir Bardak Çay

Beyaz Çay
Çay bitkisinin tomurcukları buhara tutulduktan sonra kurutulur. Böylece çok az işleme tabi tutulmuş olur.

Etkisi: Pace Üniversitesi Mikrobiyoloji Profesörü Milton Schiffenbauer, çay için "Virüs ve bakterilere karşı ölümcül bir silahtır" diyor. İçinde bulunan yüksek orandaki antioksidanlar sayesinde beyaz çay, kanseri önlemekte güçlü bir içecektir. Oregon Üniversitesi araştırmacıları, kanserin erken dönemlerinde olan hücre mutasyonlarını engellediğini tespit etmiştir. Beyaz çay, tüm çaylar içinde en az kafein barındıran çaydır. Bir fincanda 5-15 mg bulunur.

Siyah çay
Çay bitkisinin yaprakları havayla temas ettiğinden, zamanla okside olur. Bu da rengini siyaha dönüştürür.

Etkisi: Birçok araştırma gösteriyor ki, siyah çay; kalp krizi, felç ve kardiyovasküler sorunları azaltıyor. Ayrıca damar tıkanıklıklarını engelliyor ve kan basıncını düşürüyor. Günde altı bardak siyah çay içmek, mikrobik enfeksiyonlara ve olası tümörlere karşı etkili olurken, iki bardağı mesane yolu kanserinin önünü kesiyor. Siyah çayın içindeki florür diş çürükleriyle savaşıyor. İçinde; magnezyum, manganez, C ve K vitaminleri bulunuyor.

Yeşil çay
Çay bitkisinin yaprakları okside olmadan önce buharda tutuluyor. Tadı gevrek ve siyah çaya göre daha hafif.

Etkisi: Yeşil çaydaki kimyasallar, kanser hücrelerini yok ediyor. Günde 10 bardak ve üstü, yeşil çay içenler kanser riskini de yüzde 43 oranında azaltmış oluyor. Bu çay, göğüs kanserinin yayılmasını da yavaşlatıyor. Sigara içenleri akciğer kanserinden koruyor. Günde beş bardak çay içen insanlar, daha hızlı bir metabolizmaya sahip oluyor. Hatta günde beş bardak çay içenler, içmeyenlere göre günde 80 kalori fazla yakıyor. (Women's Health)

timeturk, 05/04/2009

Çay Ruhsal ve Fiziksel Sağlığa Faydalı

Günde 3 - 4 bardak siyah ya da yeşil çay içmenin felç riskini %21 oranında azalttığı bildirildi.

Amerikan Kalp Derneği'nin Uluslar arası Felç Konferansı'nda sunulan araştırmada, günde 3 ya da 4 bardak çayın felç riskini yüzde 21 kadar azalttığı tespit edildi.

Çalışma, Los Angeles California Üniversitesi tarafından yapıldı.

"Felç" isimli dergide yayınlanan çalışmada, 9 çalışmadan veriler ile 4 bin 378 felç vakası kullanıldı. Bilim adamları günde 1 fincan az yeşil ya da siyah çay içenlerle günde 3-4 fincan içenleri karşılaştırdı. Günde 3 fincandan fazla çay içenlerin felç geçirme riskinin yüzde 21 azaldığını buldular.

Üniversitenin David Geffen Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Lenore Arab, yaptıkları analizle günde 3 ve daha fazla fincan çay tüketiminin iskemik felç riskini düşürdüğünü bulduklarını açıkladı. Arab, bulguların siyah ve yeşil çayı kapsadığını bitki çaylarını içermediğini belirtti.

Dr Paul Quinlan ise "Geçtiğimiz yıllarda, farklı sektörlerce yapılan çok daha fazla araştırma düzenli çay tüketiminin ruhsal ve fiziksel sağlığa önemli ölçüde fayda sağladığını göstermişti. Bu yeniaraştırma bunlara felç riskini azaltmayı da ekledi dedi

Zaman, 23/02/2009

Çay İçenler Dikkat!

Çay yapraklarından, fabrikalarda siyah ve yeşil olarak iki tip çay elde edilmektedir. En çok tüketilen tip siyah çaydır. Siyah çay polifenollerin enzimatik oksidasyonu ile elde edilir.Dünyada tüketilen çayın % 75'i siyah çaydır.

Yeşil çay eldesin de, çaydaki enzimler etkisizleştirilerek polifenollerin oksidasyonu önlenir.

Oksidasyon sırasında birçok aroma arttırıcı öğeler oluşur. Bazıları çok az miktarlarda olsa da, 300'den fazla aroma öğesi belirlenmiştir. Çaya özellik kazandıran öğelerin başında metilksantinler gelir. Metilksantinlerin çoğunluğunu kafein oluşturur.

Teobromin ve teofilin az miktarlarda bulunur. Azotlu gübre kullanımı çayın kafein içeriğini %40 civarında arttırır. Kafein içeriğine etki eden diğer faktörler mevsim farklılığı, yaprağın toplanma zamanı ve biçimidir.

Çay yaprağının önemli bir bölümünü polifenoller oluşturur. Bunların başında katesin, flanols, gallik asit ve depsides gelir. Çayın rengini veren pigmentler, klorofil ve karotenoidlerdir. Çaydaki minerallerin yaklaşık yarısı potasyumdur.

Siyah Çayın Hazırlanması

Siyah çay bir kısım paketlenmiş kuru çayın sıcak suda demlenmesiyle hazırlanır. Demlenme sırasında kafein, organik asitler ve polifenol türevleri ve minerallerin bir kısmı suya geçer. Demlenme süresi uzadıkça bu öğelerin suya geçen miktarları da artar. Böylece çayın rengi koyulaşır ve tadı acır. Çayın tadı polifenol türevleri ve kafeinden kaynaklanır.

Bazı ülkelerde "buzlu çay" içme alışkanlığı yaygındır. Buzlu çay hazırlanırken demlenmiş çayın içine bol buz konarak soğutulur ve dilimlenmiş limonla birlikte içilir.

Yeşil çay, Çin ve Japonya gibi ülkelerde yaygın olarak kullanılır. Yeşil çayın aminoasit içeriği siyah çaydan yüksek. Yeşil çayın kafein içeriği de siyah çaydan düşüktür. Yeşil çay da siyah çay gibi demlenerek hazırlanır. Çay yapraklarının suda çözünür bölümlerinin ayrılması ile toz halinde "poşet çay" hazırlanır. Poşet çayın kafein içeriği normal siyah çaydan biraz daha düşüktür.

Çayın Besin Değeri


Çayın demlenme sırasında suya geçebilen öğelerinden yararlanılır. Bunun başında kafein gelir. İki-üç dakika 180 ml kaynar suyla demlenmiş çayda 30 mg civarında kafein bulunur. Demlenme süresi uzadıkça bu miktar yaklaşık 60 mg'a çıkabilir. İçilen sade çayda protein, yağ ve karbonhidrat gibi makro besin öğeleri hemen hemen yoktur. Eğer çay şeker ve süt gibi besinlerle içilirse, bir miktar karbonhidrat ve protein sağlanır. Çay yaprağındaki B vitaminlerinin % 80'i suya geçer. Ancak siyah çaydan sağlanan B vitaminleri günlük gereksinmenin çok azını (5 fincan çay % 2-7'sini) karşılayabilir. C vitamini fabrikalarda oksidasyon sırasında
kaybolduğu için siyah çayda yok denecek kadar azdır.

Yeşil çay, uygun koşullarda hazırlandığında C vitamini sağlayabilir. Günlük içilen 5 fincan (her fincan 180-200 ml) yeşil çay insanın C vitamini gereksiniminin % 25-30'unu karşılayabilmektedir.

Siyah ve yeşil çayda önemli miktarda E ve K vitamini bulunmasına karşın, suda çözünmediklerinden içilen çayda çok az olduğu düşünülür.

Çay minerallerden potasyum ve flor için önemli kaynak sayılabilir. Bir fincan çay 60-70 mg potasyum ve 0.10 -0.12 mg flor sağlar. Alüminyum demleme sırasında suya çok az geçer. Bir fincan çaydaki miktarı ortalama 0.4 mg'dır. Çay manganez açısından zengindir. Bir fincan çaydaki miktarı 0.1-0.3 mg arasında değişir. Diğer minerallerin suya geçen miktarları insanın gereksinmesine fazla katkıda bulunmaz.

Çayın Sağlık Üzerine Etkisi

1- Polifenollerin Etkisi

Polifenoller, çayın önemli bir bölümünü oluşturur. Polifenollerin fizyolojik etkileri olumlu ya da olumsuz yönde olmaktadır. Okside olmamış polifenoller, "biyoflanoidler" olarak bilinir. Biyoflanoidlerin kılcal kan
damarlarının dayanıklılığını arttırdığı üzerinde durulmuş ve bunlar "vitamin P" olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle yeşil çay bazı ülkelerde kılcal kan damarları zayıflığını giderici olarak kullanılmaktadır. Bu etki yeşil çayın C vitamini içeriğinden dolayı olabilir.

Siyah çay üretiminde polifenoller okside olduğundan bu tür bir etki görülmez. Ayrıca, kafein katekolamin sentezini hızlandırırken, biyoflanoidler bu öğenin yıkımını engellediğinden çayın antidepresan etkinlik gösterdiği ileri sürülmüştür. Biyoflanoidlerin radyoaktif Sr 90'ı uzaklaştırarak kemik iliğinde birikimini engellediği, dolayısıyla radyasyondan kaynaklanan lösemi de koruyucu olduğu bildirilmiştir.

Siyah çaydaki okside olmuş fenolik öğeler besinlerdeki hem olmayan demirin biyo yararlılığını önemli ölçüde azaltırlar. Bu etki özellikle diyetleri bitkisel besinlere bağımlı olan bireylerde demir yetersizliği anemisinin
oluşmasında önemli rol oynar. Çay, yemekle birlikte içildiğinde bu tür olumsuz etkisi söz konusudur. Yemekten bir saat sonra içilen çayın demirin biyo yararlılığına etkisi gözlenmemiştir. Bu nedenle kansızlığa eğilimli,
doğurganlık dönemindeki kadınların ve çocukların yemekle birlikte çay içmemeleri, çok arzu edilirse açık ve limonla birlikte içmeleri gerekmektedir. Limon, C vitamini içerdiğinden, fenollerin demir bağlayıcı etkilerini azaltmaktadır. Bunun yanında demir birikimi olan talasemili hastalara yemekle çay içirilmesi yararlı kabul edilebilir.

2- Kafeinin Etkisi

Çay önemli miktarda kafein ve diğer metilksantinler içerir. Kakao, çikolata ve kolalı içeceklerde de kafein vardır. Kafein ve diğer metilksantinler mide salgısını uyarırlar. Mide salgısının aşırı artması mide dokusu zayıf olan bireylerde ülser riskini arttırır. Yapılan bir araştırmada 200 ml çay, beden ağırlığının kilosu başına 0.04 mg histaminin oluşturduğu eş değerde asit salgısına neden olmuştur. Çayın sütle ve şekerle birlikte içilmesi asit salgısı üzerindeki etkiyi azaltır. Bu nedenle gastrit ve ülsere meyilli olan kişilerin çay içmekten sakınmaları, çok istenirse çok açık şekilde içmeleri önerilmektedir.

Çay, kafein içeriğinden dolayı insanlar tarafından "uyuklamayı önleyici", "kişiyi daha uyanık ve dikkatli duruma getirici" olarak bilinir.

Bileşimindeki kafein dolayısıyla çay, merkezi sinir sistemini uyarıcı etkinlik gösterir. Merkezi sinir sisteminde, kafeinin, lokomotor aktiviteyi artırarak kişiyi daha uyanık ve dikkatli duruma getirdiği gözlenmiştir. Bunun yanında kafeinin yapay türevlerinin lokomotor aktivite üzerine yatıştırıcı etki yaptığı da bilinmektedir.

Çayla alınan kafein beyinde dopamin düzeyini arttırır ve katekolamin alıcılarını duyarlılaştırır. Bu nedenle sinir sistemi uyarıcısı olarak kabul edilir. Kafeinin sinir sistemi üzerine olan uyarıcı etkisi bireyden bireye değişir. Araştırmalarda bazı kişiler, 150-200 mg kafein aldıklarında rahat uyuyamadıklarını belirtmişlerdir.


Bunun yanında, sürekli kafeinli içecek alanlarda uyku bozukluğu gözlenmemiştir. Buna göre, bireyler kafeine alışkanlık geliştirmektedirler. Bu nedenle bazı kişiler alışkın oldukları biçimde çay ya da kahve alamadıklarında huzursuzluk ve baş ağrısı gibi belirtilerden yakınmışlardırlar. Kafeinli içecek verildiğinde bu belirtiler ortadan
kalkmaktadır. Ancak bu alışkanlık uyuşturucu ilaçlara bağımlılık niteliğinde kabul edilmemektedir.
Kafein kalp ve damar kaslarının kontraksiyonunu ve sinir uyarı ileticilerini etkileyerek kardiyovasküler sistemi etkiler. Kafeinin etkisi alınan doza ve alım zamanına göre değişir. Kafeinin bu etkisi adrenal hormonlarının salınımıyla ilgilidir. Kafeinli içecek alındığında kalp kaslarının kontraksiyonunun arttığı gözlenmiştir. Metilksantinlerden çayda bulunan teofilinin kalp atım hızını arttırdığı gözlenmiştir. Kafein ve teofilinin kalp hızı üzerine etkisinde süreklilik görülmemiştir ve bunun daha çok kan basıncını yükseltici etkisinden dolayı olduğu sonucuna varılmıştır. Kafeinli içecek alındığında önce kan basıncı yükselmekte, daha sonra nabız artmakta, 2 saatlik süre geçtikten sonra her ikisi de normal düzeye inmektedir. Kafeinin kan basıncı üzerine etkisi doza bağımlıdır. Kafeinli içeceklerin idrar söktürücü etkileri de vardır.

Bireyler belirli düzeyde kafeine tolerans geliştirdiklerinden, belirli miktarlarda alınan çayın kardiyovasküler sistem açısından fazla sakıncalı olmadığı sanılmaktadır. Bunun yanında duyarlı kişilerin bu tür içecekleri
alırken dikkatli olmaları gerekmektedir.

Kafein, metabolik hız üzerinde etkilidir. Kafein vücutta yağ yıkımını hızlandırır ve kanda serbest yağ asitleri ve gliserol yükselir. Deney hayvanlarında yapılan araştırmalarda beden ağırlığının kilosu başına verilen 5 mg kafeinin ağırlık kaybına neden olduğu gösterilmiştir. Kafein, yağ hücresini küçültmekte, trigliserit miktarını azaltmaktadır. İnsanda kafeinli çay ve kahve alımının kanda trigliserit düzeyini biraz düşürdüğü, kolesterol düzeyini ise yükselttiği bildirilmiştir. Bunun yanında çay ya da kahve tüketimi ile serum lipoproteinlerinin düzeyleri arasında düzenli ilişki bulunamamıştır. Kafeinli içecekler alındığında, kanda şeker düzeyinin yükseldiği görülmüştür. Aynı zamanda karbondioksit üretimi de artmaktadır. 100 mg kafein içeren içecek alımını izleyen iki saatlik süre içerisinde enerji harcamasında % 16'lık artış görülmüştür.

Enerji harcamasındaki artış, şeker ve yağın daha çok yıkımı nedeniyle olmaktadır. Başka bir çalışmada 12 saatlik dönemde iki saat ara ile alınan 100 mg kafein, enerji harcamasında °% 7-11'lik artışa neden olmuştur.
Bunun enerji karşılığı 80-150 kalori civarındadır. Bu durum zayıflama diyetlerinde şekersiz çay içiminin yararlı olabileceğini göstermektedir.

Kafeinli içecekler bazı spor dallarında fiziksel performansı arttırıcı olarak bilinmektedir. Bunun nedeni, kafeinin merkezi sinir sistemi üzerindeki uyarıcı etkisi ve yağ yıkımı sonucu glikojen deposunun boşalmasının önlenmesi olarak açıklanmaktadır. Kafeinin etkisi, özellikle yüksek rakamlarda belirginleşmektedir.

Bu etkilerinden dolayı kafein tabletleri "doping" olarak kabul edilmekte ve kullanılmaması önerilmektedir. Bunun yanında, özellikle uzun süre fiziksel hareket gerektiren ve yüksek rakımlı yerlerde yapılanı kayak, uzun mesafe koşular ve: dağcılık gibi spor dallarında egzersiz öncesi ve sırasında bir-iki fincan çay ya da kahve içilmesi yarar sağlayabilir. Kafein içeren içeceklere alışkın olmayan sporcularda ise bu tür içeceklerin alımı, yarış sırasında heyecan ve sinirliliği, idrar çıkışını arttırarak performansı olumsuz etkileyebilir. Sporcuların
kafein içeren içecekleri tüketimleri, alışkanlıklarına, yaptıkları spor türlerine ve spor yapılan ortama bağlıdır.

Yaşlılıkta kemik kaybı önemli sağlık sorunlarından birini oluşturur. Aşırı kafein alımı vücudun kalsiyum dengesini olumsuz etkiler. Bu nedenle yaşlı kişilerin fazla çay içmeleri kemik sağlıkları için sakıncalıdır. Bunun
yanında aralarda içilen bir-iki bardak çayın fazla etkisi olmaz.

3- Çayın Mineral İçeriğinin Etkisi

Çayın potasyum içeriği yüksektir. Potasyum sinir uyarılarının iletiminde, kas kontraksiyonunda, normal kan basıncının ve vücudun su dengesinin sağlanmasında önemli rol oynar. Kusma ve ishal gibi durumlarda vücuttan su ve tuzla birlikte aşırı potasyum kaybı olur. Çay bu kaybı yerine koyabilen yüksek potasyumlu bir içecektir.

Çay İçimi ve Kanser

Çayın kanserle ilgisi üzerinde de durulmaktadır. Bazı yayınlarda çay tüketimi ile bazı kanserlerin oluşumu arasında ilişki olduğu bildirilmesine karşın, son yıllarda yapılan araştırmalarda bu görüş desteklenmemiştir.

Çay, nitrat biriktiren bitkilerdendir. Nitrat karsinojen olan nitrozaminin ön öğesi olması açısından önemlidir. İçilen çaya geçen nitrat miktarının sağlık yönünden sakınca yaratacak düzeyde olmadığı bildirilmiştir.

Gebelikte Çay İçiminin Etkisi

Yemekle birlikte içilen çay kan yapıcı demirin biyo yararlılığını azalttığından gebe kadınların bu uygulamadan
sakınmaları gerekmektedir.

Çayla alınan kafein anneden fetüse geçebilmektedir. Amerikan Besin ve İlaç Birliği (FDA) 1980'de kafeinin uyarıcı nitelikte bir ilaç olduğunu, kafeinle anne karnındaki fetüsün sağlığı arasındaki ilişkilerin kesinlik
kazanmasına kadar gebe kadınların kafeinli içeceklerden sakınmalarını bildirmiştir. Bunu izleyen yıllarda yapılan çeşitli araştırmalarda kafeinli içecek tüketimi ile yeni doğan bebeklerdeki sağlık bozuklukları arasındaki ilişkiler konusunda araştırıcılar arasında görüş birliği sağlanamamıştır. Buna karşın, gerek gebelikte en önemli sorun olan kansızlığın, gerekse doğacak bebekte kafeinin neden olabileceği bozuklukların önlenmesi için gebe kadınların kafein içeren çay, kahve, kola, çikolata, kakao gibi maddeleri fazla tüketmemeleri kendilerinin ve
bebeklerinin sağlığı açısından önem taşır.

Prof. Dr.Ayşe Baysal
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü

serappamak

Ayak Kokusuna Bire Bir

İşte ayak kokusunu giderecek çay formülü..

Çayın faydaları ve zararları üzerine açıklamalarda bulunan ABD'li uzmanlar çayın, rengiyle göze, kokusuyla burna, sıcaklığıyla tene, tadıyla ise dile iyi geldiğini söyledi. Çayın faydaları şöyle sıralandı: "Saçı şampuanla yıkadıktan sonra, son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın.

Ayağınız kokuyorsa, ılık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun.10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır.

Cildiniz yağlıysa banyodan çıkmadan bir çaydanlık çay ile teninizi ovuşturun, balsam vazifesi görür.

Eliniz balık ya da soğan kokuyorsa, elinizi demli çayla yıkayın.

Uzmanlar, ''Şişmanlar, kalp, sinir, mide ve karaciğer hastaları, romatizma ve nikristen şikayet edenler, böbreklerinde kum veya taş olanlar, yüksek tansiyondan yakınanlar, üremi veya albüminüri olanlar, mümkün olduğu kadar az çay içmeliler" uyarısında bulundu.

Çay içenler ile çay içmeyenler arasında, kalp krizi sonrası ölüm oranları da araştırıldı. Çay tüketimi fazla olanlarda, çay tüketmeyenlere oranla yüzde 44 daha az kalp krizi nedenli ölüm görülüyor. Bir haftada 14 bardaktan daha az çay tüketenler ise, hiç tüketmeyenlere oranla yüzde 28 daha az kalp krizi sonucunda ölümle karşılaşıyorlar.

bugun, 20/05/2008

Çay İçmek Sağlığa Yararlı

Türk toplumunun vazgeçilmez alışkanlığı olan çayın insan sağlığına olan sayısız etkilerine her gün bir yenisi ekleniyor.

Nefroloji ve Hipertansiyon Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Türk, çeşitli alışkanlıkların insan sağlığı üzerine olumlu ya da olumsuz etkileri olabileceğini belirterek düzenli çay içmenin sayısız faydalarının olduğunu söyledi.


"Siyah çay, yeşil çay ve beyaz çayın sağlıklı yaşam için günlük tüketiminin, alışkanlık olarak yerleşmesi gerekir. Çayın, içinde bulunan flavonoidler ve diğer polyphenollerin antioksidan özellikleri sebebi ile birçok hastalığa karşı vücudu, sağlıklı ve zinde kalmasına yardımcıdır.

Yeşil çay, kalp krizi riskini azaltıyor, kolesterolü düşürüyor ve damarlarda kireçlenmeyi yavaşlatıyor. Yeşil çayın yoğun olarak tüketildiği ülkelerde kan kanseri daha az görülüyor. Yeşil çayın eklemlerde iltihabı azaltıcı ve kıkırdaklarda yıpranmayı önleyici etkisi de var. Yeşil çay yaşlılarda hafızanın zinde olmasına da katkıda bulunuyor.

Siyah çayın kansere karşı koruyucu etkisinin olup olmadığı ise net olarak bilinmiyor.Siyah çay özellikle yaşlı bayanlarda kemik erimesini önlemede yardımcı oluyor.

Zenginlerin çayı olan beyaz çayın özellikle kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu etkisi var."

iha, 07/04/2008

Yeşil Çay Kalbi Sağlıklı Yapıyor

Günde bir bardak yeşil çayın damarları hızla açarak kalp sağlığına önemli katkıda bulunduğu bildirildi. Daily Mail'in internet sitesinde yayımladığı yeni bir araştırmaya göre, bir bardak yeşil çay 30 dakika içinde omuzlardan bileklere giden damarları %4 oranında genişleterek, kanın pıhtılaşma riskini azaltıyor.
Akina Tıp Okulu kardiyoloji bölümünden Dr. Nicholas Aleksopulos'la ekibi, omuzdan bileğe uzanan ve vücuttaki kan akışının iyi bir göstergesi olan brakiyal (koldaki) damarların, bazı sıvılar alındığındaki durumunu ultrasonla inceledi.

Bir grup sağlıklı deneğe yeşil çay, kafein ve sıcak su verildi. Her bir sıvıyı aldıktan sonra deneklerin brakiyal damarlarının durumuna bakıldı.
Araştırmacılar, deneklerin yeşil çay içmelerinden 30 dakika sonra damarların yüzde 4 oranında genişlediğini, kafein ve sıcak suyun bu etkiyi göstemediğini saptadı.

Araştırma, European Journal of Cardiovascular Prevention and Rehabilitation'da yayınlandı.

Damarların genişlemesi, kan damarlarını saran hücrelerden oluşan ve pıhtılaşmayı önleyen endotelyumun daha iyi işlemesini sağlıyor.
Daha önceki araştırmalar, siyah çayın endotelyumun kısa ve uzun dönemli performansını artırdığını göstermişti. Ancak ilk kez yeşil çayın geniş damarlar üzerinde kısa dönemde yararlı etkisi olduğu belirlendi.

Bir başka araştırma da yeşil çayın sigara tiryakilerinde endotelyal fonksiyon bozukluğunu ortadan kaldırdığı saptanmıştı. Bunun yanı sıra yeşil çayın kötü kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürmede etkisi olduğu da belirlenmişti.

Siyah çay tüketime sunulmadan önce işlemden geçirildiği için, yararlı antioksidanlar olan flavonoidlerin etkisi yüzde 90'a varan oranda azalıyor.


aktifhaber, 04/07/2008


Bilinçli İçildiğinde İlaç Gibi: Çay

Çayın, yemeklerden 1-2 saat önce veya sonra, şekersiz ya da az şekerli, günde en fazla 5-6 bardak ve açık içilmesi gerektiği belirtildi.

MÜ öğretim üyesi Doç. Dr. Enver Töre, "içinde taşıdığı zengin mineraller sayesinde birçok hastalığa iyi gelen çay, Türkiye'de bilinçsiz şekilde, hiç ara vermeden sabahtan akşama kadar içiliyor" dedi. Çayın bilinçsiz içilmesinin, kansızlığa, demir eksikliğine,damar sertliğine, sinirliliğe, gerginliğe ve uykusuzluğa neden olduğunu vurgulandı.

İçinde taşıdığı zengin mineraller sayesinde birçok hastalığa iyi gelen çay, yemeklerden 1-2 saat önce veya sonra, şekersiz ya da az şekerli, günde 5-6 bardağı geçmeden açık içilmesi gerekiyor.

Öğünler arasında içilmeli çünkü yemekle içilen çay sindirimi zorlaştırıyor.

Yemeğin ardından çay içmemek gerekiyor, çünkü, bu mide kaslarının gerilmesine yol açarak hazımsızlığa neden olabiliyor.

Yemeklerden hemen sonra içilen çay, yemekle birlikte aldığımız demiri yeterli miktarda emilemez hale getirdiği için vücutta kansızlığa yol açıyor.

ÇAYIN ZARARLARI VE YARARLARI

Çayın bilinçsiz içilmesi, kansızlığa, demir eksikliğine, damar sertliğine, sinirliliğe, gerginliğe ve uykusuzluğa, ayrıca mide asit salgısını artırarak gastrit ve ülsere neden oluyor.
Çay, doğru içildiğinde birçok hastalığa karşı önemli bir reçetedir.

-Cildin daha canlı ve parlak görünmesini sağlar.

-Kısırlığı önler.

-Sindirim ve boşaltım sistemine yardımcı olur.

-Kandaki pıhtılaşmayı ve iltihaplaşmayı giderir.

-Kolesterol ve tansiyonu düşürür.

-Diş çürümelerine karşı koruyucu etkisi vardır.

Araştırmalara göre:

Günde 4 bardak yeşil çay, yaşlanmayı geciktiriyor.

Adaçayı,
astım, hazımsızlık, mide bulantısına, böbrek ve mesane taşlarının düşmesine iyi geliyor.

Ihlamur çayı, kolesterol ile yüksek tansiyonu dengeleyip, uyku veriyor.

Kekik çayı,  grip, anjin, astım ve bronşite yararlı olmaktadır.

Papatya çayı, gaz giderir.

Elma çayı, ses kısıklığına.

Kuşburnu çayı, vitamin zenginliği nedeniyle birçok rahatsızlığa iyi gelmektedir.

Çay Engelliyor

Sıcak çaya limon atılmasının, limondaki C vitaminini azalttığı belirtildi.

Prof. Dr. Fevzi Keleş, "besinlerle birlikte içilen çay, gıdalardaki demirin kana geçmesini engelliyor" dedi.

Vücudun sıvı ihtiyacını gidererek insan sağlığına birçok fayda sağlayan çay, içilme zamanlarının çok iyi ayarlanması gerekir, aksi takdirde çay içilmesi zararlı olabilir.

Gıda alındıktan bir saat sonra içilen çay daha faydalı olur.

Kahvaltıda ve yemeklerde yenilen yiyeceklerden sonra içilen çay, gıdalardaki demirin emilimini, yani bağırsaktan kana geçmesini önler.

ÇAY YERİNE SÜT

Özellikle gelişme çağındaki çocukların, gıdalarla birlikte aldıkları demir minerallerine daha fazla ihtiyaçları vardır.

Çocukların kahvaltıda aldıkları demir içeren gıdalardan en azami şekilde faydalanması gerekir.

Çocuklara çay yerine süt ve meyve suyu içirilmelidir.

Hem yeterince demir almış olurlar, hem de süt ve meyve sularının vitaminlerinden faydalanmış olurlar.

"SICAK ÇAYA LİMON ATMAYIN"

Vücudun direncini artıran ve damarların bağ dokusunu güçlendiren limonun sıcak çaya atılmasının faydalarını azaltacaktır.

Limonun sıcak çaya atılması limondaki C vitaminlerin azalmasına neden olur.

Çay 50 santigrat dereceye düştükten sonra limon atılarak içilmesi daha doğru olur.

Çayı Limonlu ya da Sütlü İçin

Çay içinde bulunan ve mide ile yemek borusunda kansere yol açabilen tanen maddesinin zararlı etkisinin, çaya karıştırılacak süt ve limonla önlenebileceği bildirildi.

 Konya Sağlık Müdürü Eşref Okunakol, yaptığı açıklamada, ölümcül bir hastalık olarak bilinen kanserin riskini azaltmada, alınan gıdaların önemli rolü olduğunu söyledi.

Buğday kepeği gibi lifli besinler, C, E, A vitaminleri içeren yeşil ve kırmızı sebzeler ve turunçgillerin, vücuttaki zararlı maddeleri azaltıcı etkisi bulunmaktadır.

Yüksek oranda kalsiyum bulunan süt ve süt ürünleri, sağlıklı besin gruplarındandır.

 Bunlara ek olarak zeytinyağı ve balık, kansere karşı koruyucu asit içerirler.

Bütün bunların yanı sıra sigara ve alkol kullanımı ile genetik faktörlerin, kanser hastalığının nedenleri arasında bulunmaktadır.

 


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|haberler|ilk yardım|sağlıklı yaşam|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document