Untitled Document Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
 
 
 
 
 
kaynaklar
site haritası

 

 

Gıdalardaki Katkılı Maddeler Zararlı

Untitled Document
yaklasansaat.com

 

 

 




Site İçi Arama
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
 

 

 

'Kimyasallar Spermi Azaltıyor, Kanser Riskini Artırıyor'

Finlandiya'da yapılan bir araştırma sonucunda, sperm kalitesinin azalması ve yumurtalık kanseri riskinin artmasında endüstriyel kimyasalların etkisi olabileceği iddia edildi.

International Journal of Andrology dergisinde yayımlanan araştırma, 1979 ve 1987 yılları arasında doğan erkekler üzerinde yapılan incelemelere dayanıyor.

Turku Universitesi'nde yürütülen araştırmanın sonucunda çevre ve doğa koşullarında yaşanan değişimin, bu iki olumsuz eğilimi de tetiklemiş olabileceği ortaya çıktı.

Araştırmanın Finlandiyalı erkekler üzerinde yapılmasının sebebi, bu grubun sperm değerlerinin en yüksek noktada olması.

Ancak bilim adamları bunun, genetik sebeplerle mi yoksa zararlı kimyasallara daha az maruz kalmalarıyla mı ilgili olduğunu bulamadılar.

3 grup denek

Araştırma kapsamında 1998 ve 2006 yılları arasında 19 yaşına basan üç grup erkek incelendi.

Sonuçlar 1980'lerin sonunda doğmuş olanlardan oluşan grubun sperm değerlerinin, seksenlerin başında doğmuş gruba göre daha düşük olduğunu ortaya koydu.

İki grup arasında yumurtalık kanserine yakalanma riski açısından da seksenlerin sonunda doğanların grubu daha büyük tehlike altında.

Sheffield Üniversitesi'nden doktor Allan Pacey yaptığı değerlendirmede sperm değerlerinin genç kuşaklarda düşük olmasının sebeplerini açıklayan en güçlü teorinin, çevre koşullarında yaşanan değişimlere dayandığını söyledi.

Pacey, besin ve yiyeceklerden alınan kimyasalların her geçen kuşakta daha da artmakta olduğunu ve sperm kalitesindeki düşüşün bu kimyasalların etkisiyle ortaya çıkabileceğini belirtti.

bbc.co.uk, 04/03/20011

En Yüksek Kansorejen CİPS'te

Yrd. Doç. Dr. Önder Yıldız, İngiliz Kalp Sağlığı Vakfı (BHF)'nın cips tüketimini azaltmak için 'Cips yemek yağ içmekten farksızdır' sloganıyla bir kampanya başlattığını, ayrıca TÜBİTAK taramasında Türkiye’de 50 ürün içerisinde en yüksek oranda kanserojen madde içeren gıdanın cips olduğunu söyledi.

Yıldız, ”Toplumsal olarak ayran ve süt gibi öz ve oldukça faydalı değerlerimizi kaybetmekteyiz. Bunun yerine zararları sabit olan kola gibi gazlı içeceklerin sofralarımıza yer alındığı görülüyor. Kolada kullanılan uyuşturucu kafeinin ve renklendirici karamelin yasaklanması için FDA’ya ciddi baskılar yapılmakta. Amerikan Tabipler Birliği'nin ‘Kolalı içecek alışkanlığının kemik kırıkları sıklığını 3 kat artırdığını ve tüm hastalıklara davetiye çıkaran şişmanlık ile kola tüketimi arasında önemli bir bağlantının söz konusu olduğunu’ bildirdi." dedi. Buna ilaveten bir doktorun söylediği, ”Şuna inanıyorum ki süt; köylü Memet efendinin ineğinin memesinden değil de uluslararası bir firmanın fabrikasından çıkan (formülü gizli!) yüzde 500 karla satılan bir içecek olsaydı, şu an hepimiz süt içiyor olurduk’’ bu tespit çarpıcı, acı ve ibret verici olsa da doğru.“ dedi.

Iğdır Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Önder Yıldız, beslenme ile başta kanser olmak üzere birçok kronik hastalık arasında kesin bir ilişki olduğunu söyledi.
Yıldız, birçok bilimsel araştırma sonuçlarına göre, tüketilen gıdaların söz konusu hastalıklara hem sebep hem çare olduğunu belirtti.

Yrd. Doç. Dr. Önder Yıldız, meyve ve sebzelerin, tam tahılların ve fiziksel aktivitenin kanseri azaltmakta ve kansere karşı koruduğunu; öte yandan, toplam yağ alımı/bazı yağlar (doymuş yağlar), şişmanlık ve bazı gıda hazırlama yöntemlerinin kansere davetiye çıkardığını belirtti.

Besin hazırlama ile ilgili önemli tavsiyelerde bulunan yıldız, “Son günlerde gündemde olan nişasta bazlı şeker tüketimine de değinmeden geçmek istemiyorum. Tıbbi bilimsel kaynaklara ve uluslararası sağlık kuruluşlarının yaptığı değerlendirmelere göre, nişasta bazlı şeker tüketiminin kansere neden olduğunu gösteren güvenilir klinik bilimsel çalışma bulunmaktadır. Sizden ricam, burada paylaştığımız bilgileri, çevrenizdeki insanlarla paylaşmanızı, bu uygulamaların gelip geçici değil, kalıcı bir yaşam biçimine dönüştürmenizi istiyorum.” şeklinde konuştu.

bugün, 24/02/2011

Gıdaların Kabuğundaki Kimyasallara Dikkat

Kimyasal ilaçların baklagillerin ve meyvelerin kabuk kısmında yoğun bulunabildiği, bu nedenle kuru baklagillerin bekletme sularının mutlaka dökülmesi, meyvelerin ise kabuklarının soyularak yenmesi önerildi.

Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Prof. Dr. Yasemin Beyhan, gıdaların vitamin değerlerinin azalmaması ve kalitelerinin korunabilmesi için yıkama, pişirme ve saklama aşamalarına özen gösterilmesi gerektiğini söyledi.

Vitamin ve minerallerin fiziksel-zihinsel gelişim ile bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesi açısından çok önemli olduğunu ifade eden Beyhan, vitamin kaybının az olabilmesi için gıdaların tüketilmeye en yakın zaman içinde hazırlanarak pişirilmesinin önemli olduğunu belirtti.

Yapılan bir araştırmada, hastane menülerinde çıkan kıymalı ıspanak yemeklerindeki C vitamini yoğunluğunun incelendiğini anlatan Beyhan, ''Araştırma kapsamında hazırlanan yemek, tüm hastanelerdeki hazırlama ve pişirme yöntemlerine esas alınarak yapıldı. Araştırmada sonucunda yemeklerin içindeki C vitamini yüzde 0.23 miligram çıktı. Oysa bunun en az 20 miligram olması gerekiyordu'' dedi.

Sebzelerin pişirilmeye yakın zamanda köklerinden ayıklandıktan sonra bütün halde yıkanması'' gerektiğini kaydeden Beyhan, ''Bol akan suyun altında iyice yıkandıktan sonra mümkün olduğunca büyük doğranıp sıcak pişirme ortamına atılmalı. Uzun süre pişirilmemeli, suda eriyen vitaminlerin kaybolmaması için az suda hazırlanmalı. Kesinlikle bir gün öncesinden suda bekletilmemeli'' uyarısında bulundu.

''RİSKİ AZALTIYOR''

''Kuru baklagillerin ise bir gece öncesinden soğuk suda ya da 2-4 saat sıcak suda bekletilmesi'' gerektiğini ifade eden Beyhan, şunları söyledi:
''Bekletme suyu kesinlikle dökülmeli. Çünkü, eskiden suda eriyen vitaminlerin kaybolmaması için bekletme suyunun yemekte kullanılmasını öneriyorduk. Ancak son yıllarda kimyasal ilaçlar gıdaların üretim aşamasında sık kullanıldığı için özellikle gıdaların kabuk kısmına yakın yerlerde kalıntılar yoğunlaşıyor. O nedenle ıslatma suları mutlaka dökülmeli. Bu suyu dökmek hem kimyasal riski hem de kuru baklagillerin gaz yapıcı özelliğini azaltıyor. Aynı şekilde meyveler de kabuklarında kimyasal katkı maddesini iyi tutabiliyor. Bunun için ne yazık ki meyveler de soyularak yenilmeli.''

ntvmsnbc, 16/03/2009

'Sağlıklı Şekerleme' diye bir şey Yok

Danimarka Metropolitan Üniversitesi gıda sosyolojisi ve pazarlama stratejileri uzmanı Jon Fuglsang özellikle çocuklar tarafından tüketilen şekerlemelerle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Günümüzde birçok şekerleme üreticisinin pazarlama stratejisini 'sağlıklı' yada 'doğal' gibi sloganlar üzerine kurduğunu belirten Fulgsang, "Sağlıklı şekerleme fikrinden vazgeçmeliyiz, çünkü öyle bir şey yok." dedi.
 
"Önümüzdeki günlerde herhangi bir süpermarkete gittiğinizde kontrol edin. Şekerleme paketlerinin büyük bir bölümünün üzerinde 'şeker yoktur', 'doğal', 'yapay renklendirici yoktur' gibi sloganlar göreceksiniz." diyen Fuglsang bu ifadelerin doğru olsalar bile şekerlemelerle ilgili gerçeği tam anlamıyla ifade etmediklerini savundu. Fuglsang, bu tür sloganların tüketiciler üzerinde şekerlemelerin içeriğinin tamamen sağlıklı olduğuna dair bir illüzyonun oluşmasına neden olduğu söyledi.

Şekerleme sanayinin ürünlerini pazarlarken genellikle 'doğal' kelimesini kullandığına dikkat çeken Fuglsang, ortada ciddi bir etik problemin olduğunu belirtti.

"İnsanların zihnindeki doğallık kavramını acımasız bir şekilde tahrip ediyorlar. Sürekli insanları aldatmanın ve etik değerlerin sınırlarında geziniyorlar. Oysa gerçeğe baktığınızda herhangi bir şekerlemenin doğallıkla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur." diyen Fuglsang, şekerleme paketlerinin ön yüzünde büyük puntolarla 'doğal' yazdığını oysa paketi çevirip arka tarafına baktığınızda içerisindeki doğal olmayan maddelerin listesinin bulunduğunu belirtti.

Öte yandan Danimarka Tüketici Konseyi de şekerleme üreticilerini yakın takibe almış durumda. Benzer şikâyetlerin son dönemde birçok tüketici tarafından kendilerine ulaştırıldığını söyleyen Tüketici Konseyi Danışmanı Carmilla Udsen, "Tüketici Konseyi olarak biz de mevcut durumdan memnun değiliz. Çocuklardaki şekerleme alışkanlığı artıyor. Gerekli önlemleri almak için elimizden geleni yapıyoruz." dedi.

cihan, 28/01/2011

Zehirli Melaminli Gıdalar

Çin'de onlarca bebek ölümlerine neden olan Melamin maddesi tehlike saçıyor. Türkiye'de de marketlerde satılan bazı gıdalarda melamin bulunuyor.

Uzmanlar Çin'den ithal edilen bu bu tür gıdaların tüketilmemesi konusunda uyarıyor. Peki melamin nedir, hangi gıdalara karıştırılabiliyor ve nasıl hasta ediyor? Memorial Hastanesi Klinik Laboratuvarlar Bölümü'nden Biyokimya Uzmanı Dr. Nilgün Tekkeşin, "Melamin maddesi ve zararları" hakkında bilgi verdi.

Melamin nedir?

Melamin, sıklıkla beyaz kristal formda olan ve nitrojenden içeriğinden zengin organik bir kimyasaldır.

Melamin, genellikle nerelerde kullanılır?

Melamin, plastik ürünlerde, yapıştırıcılarda, tezgahlarda, tabak-çanakta, beyaz yazı tahtalarında yaygın olarak kullanılır.

Neden melamin süt ve bebek toz mamalarına eklendi?

Gıdanın hacmini arttırmak amacıyla melaminin çiğ süt ve bol miktarda su ile karıştırılması, sulandırmanın etkisine bağlı olarak sütün protein miktarını azaltır. Bu sütü, yoğurt, dondurma, kahve, çikolata gibi ileri ürünleri üretmek üzere kullanan şirketler, normalde protein içeriğini tespit etmek amacıyla nitrojen miktarını ölçen bir test kullanırlar. Ortama melamin eklenmesi, sütün nitrojen miktarını artıracağından protein miktarını da görünürde yükseltir. Gıdalara melamin eklenmesi, hem Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu (FAO)/Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından hem de herhangi bir ulusal otorite tarafından onaylanmamaktadır.

Melamin diğer hangi gıdasal ürünlerde bulunur?

2007 yılında, Birleşik Devletler'de kedi ve köpek mamalarının hazırlanmasında kullanılmak üzere Çin' den ithal edilen buğday ve pirinç protein konsantrelerinde melamin tespit edilmiştir. Bunun sonucunda da böbrek yetmezliğine bağlı büyük sayıda kedi ve köpek ölümleri meydana gelmiştir. Bu olay sonrasında, piyasada melamin ile muamele edilmiş bir dizi bebek mamaları, yoğurt ve kutu kahveler tespit edilmiştir. Tüm bu ürünler, büyük olasılıkla melamin ile bulaşmış sütten üretilmişti.

Dipnot: Gıda Güvenliği Derneği (GGD) Başkanı Samim Saner, içinde yüzde 15'ten fazla süt bulunan ürünlerden melamin içeriği kilogramda 2,5 miligramın üzerinde olanların ithaline izin verilmemesi gerektiğini bildirerek, 'Kontroller yapılmazsa Türkiye'de de melamin faciası yaşanabilir' dedi.

 Kanser yapıcı etkiye sahip

 Melamin tüketiminin insan sağlığı üzerindeki etkileri nelerdir?

Henüz insan sağlığı üzerindeki direkt etkileri bilinmese de; hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarında yan etkileri ile ilgili bilgiler izlenmiştir. Hayvan deneylerinde melaminin tek başına mesane taşı oluşumuna neden olduğu gösterilmiştir. Melamin tozunda yer aldığı ihtimalinden yola çıkılarak siyanürik asit ile bir araya gelen melamin, kristaller oluşturarak böbrek taşı gelişimine neden olurlar. Bu küçük kristaller, böbrekteki küçük kanalları tıkayarak idrar üretimini engeller, böbrek yetmezliğine ve hatta ölüme neden olurlar. Melaminin bazı durumlarda hayvanlarda kanser yapıcı etkisi olduğu da gösterilmiştir. Ancak, insanlarda karsinojenik olduğunu gösteren kanıtlar yeterli değildir.

 Böbreklerde taşa neden oluyor

 Melamin zehirlenmesinin bulguları nelerdir?

Huzursuzluk, idrarda kan görülmesi, çok az veya hiç denecek kadar idrara çıkma, böbrek enfeksiyonlarının bulguları, yüksek kan basıncı.

Böbrek taşı ve yetmezliği nasıl tedavi edilir?

Böbreklerin tutulum derecesine bağlı olarak hastalara bir dizi tedavi verilir. Bol sıvı verilmesi ve idrarın alkilleştirilmesi ile elektrolit ve asit-baz dengesinin sağlanması, ileri dönemde de hemodiyaliz veya periton diyalizi uygulanması ve gerekirse taşların cerrahi yoldan alınması gerekebilir.

yenişafak, 11/09/2008

Dikkat! Bu '3 E' Öldürüyor

ABD ve İngiltere'de yasaklanan katil ürünler neler?

Gıdalarda çok kullanılan 3 madde kansere yol açabiliyor ve ölümlere neden oluyor. ABD ve İngiltere'de yasak olan sodyum benzoat, aspartam ve siklomat, Türkiye'de turşudan bisküviye kadar pek çok gıdaya konuluyor.

Gıdalara katıldığında zehirli maddelere dönüşen bu katkı maddeleri, 3 E olarak adlandırılıyor. E 221 Sodyum Benzoat, E 951 Aspartam ve E 952 Siklomat'ın daha az kullanılmaya özen gösterilmesi ve market alışverişlerinde ürünlerin üzerlerinin mutlaka okunması gerekiyor. Gıdalarda kullanılan 3 katkı maddesi kansere ve hastalıklara yol açıp, ölümlere neden olabiliyor.

EGZOZ GAZINDA DA VAR

Lösemili Çocuklar Vakfı'nın (LÖSEV), 3 ayda bir çıkardığı "Ispanak"adlı dergi, bu konuda bir araştırma yaparak, katkı maddesi kullanan insanları uyarmaya çalıştı. Bu üç katkı maddesiyle ilgili verilen bilgiler şöyle: Benzoik asitten oluşan Sodyum Benzoat kolalı ve gazlı içeceklerde, hazır turşu ve soslarda, bazı bisküvi ve alkolsüz içeceklerde küflere karşı koruyucu olarak kullanılıyor.

Bu madde, sitrik asit ile birleşerek Benzen'e dönüşüyor. Benzen sigara ve egzoz gazında da bulunan bir kanserojen madde. Dünyada birçok bilimsel merkez benzoatlarla ilgili çalışmaları geliştirmiş ve bunlar sonuçlanana kadar kullanılması önerilmiyor. AB maddenin kullanımına sınır getirdi. Türkiye'de ise birçok gıda maddesinde yer alıyor. Ancak miktarları konusunda yapılan bağımsız denetimler hakkında bir bilgi bulunmuyor.

ALZHEIMER'A YOL AÇIYOR

Suni bir tatlandırıcı olan aspartam, çay şekerinden 200 kat daha tatlandırıcı bir madde. Aspartamın içinde bulunan fenil alanin ve metanol, vücutta bağırsaklardan emildikten sonra çok zehirli bir madde olan formaldehite dönüşüyor. Formaldehit kanserojen olarak biliniyor ve piyasada diyet içeceklerde, sakızlarda, şekerlerde, hazır gıdalarda, bir çok diyet ürününde, soslarda bulunuyor.

40 mg/kg dozu aşıldığında hamile kadınlarda düşüklere, beyin anomalilerine, zeka geriliklerine yol açıyor ve ileri yaşlarda Alzheimer hastalığına da neden oluyor. Kısa dönemde dikkat dalgınlığı, geçici hafıza kayıpları, görme bozuklukları ve kronik yorgunluk sendromu ortaya çıkabiliyor. Araştırmalarda aspartamın vücuttaki serotonin maddesini etkileyerek davranış bozukluklarına neden olduğu gösteriliyor. Uzun dönemde ise lösemi, lenf kanseri ve böbrek kanserlerine neden olabiliyor.

TÜRKLER'İN GÜNAHI NE?

Siklomat ise içeceklerde ve diyet ürünlerinde kullanılan çok kuvvetli bir suni tatlandırıcı. Yüksek dozda ve uzun süre alındığında hayvanlarda mesane kanserine, farelerde kromozom anomalilerine yol açıyor. ABD ve İngiltere'de yasaklanmasına rağmen Türkiye'de kullanılıyor.

TARIM İLAÇLARI KESİN KANSER YAPIYOR

Hacettepe Üniversitesi Kanser Kurumu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Güllü, katkı maddelerinin bilim camiası olarak hiç birini sevmediklerini söyledi. Güllü, "Bu maddelere onkologlar asla sıcak bakmazlar ve uyarırlar. Ama özellikle bu üç katkı maddesi için elimizde bir bilimsel kanıt olması gerekiyor. En azından bin kişinin bu maddeler için 10 yıl denetlenmesi gerekiyor. Elimizde böyle bir çalışma yok. Kesin konuşamayız ama 'kanser yapabilir' diyebiliriz" dedi.

Güllü, tarım ilaçlarının kesin kanser yaptığını belirterek, insanların bu katkı maddelerini içeren ürünleri tercih etmemeleri gerektiğinin vurgusunu yaparak, "Her şey orijinal, organik haliyle tüketilmeli. Suni gübreyle yetiştirilmiş gıdalardan da yemesinler. İçeriğine baksınlar ve mümkünse almasınlar. Konserve de tercih edilmemeli" dedi. Diğer ülkelerde yasaklanan maddelerin Türkiye'de kullanılmasına ilişkin de "Bunun başka bir yolu varsa biz de kullanmayalım. Onlar istemiyorlar ve kullanmıyorlar. Ya da o maddelerin yerine kullanılacak başka bir yol buldular. O yolu biz de bulalım" diye konuştu.

bugün, 05/04/2008

Katkı Maddeli Gıdalar Davranış Bozukluğu Yapıyor

Gıdalara renk ve tat vermek için kullanılan katkı maddeleri, insan sağlığını tehdit ediyor. Yiyecek ve içeceklerin bozulmalarını önlemek ve raf ömrünü uzatmak için de sıklıkla kullanılan katkı maddeleri, en çok çocukları etkiliyor.

Ebeveynleri dikkatli olmaları konusunda uyaran İngiliz Gıda Standartları Ajansı, katkı maddelerinin çocuklarda davranış bozukluğuna sebep olduğunu vurguluyor. Yapılan araştırmalar, katkı maddelerinin zekâ geriliği, hiperaktivite, astım, dikkat bozukluğu ve obezite gibi pek çok hastalığa da sebep olduğunu ortaya koyuyor. Üstelik yapılan her yeni çalışma bir önceki araştırmada zararsız bulunan katkı maddesinin, zaman içinde vücutta birikim yaparak zarar verici boyutlara ulaşabileceğini gösteriyor. Gelecek 10 yıl içinde kanser hastalıklarının yüzde 60 oranında artacağını öngören Dünya Sağlık Örgütü ise bu çoğalmanın önemli bir nedeninin beslenme olduğunu açıklıyor.

Risklerden habersiziz

Son yıllarda, katkı maddesi içeren yiyecek ve içeceklerin tüketiminde büyük artış var. Özellikle şehirde yaşayan ve çalışan birçok kişi, pratik olduğu için hazır gıdalara yöneliyor. Ancak katkı maddeleri konusunda yeterince bilgilendirilmeyen tüketici risklerden habersiz.

Gıda ürünlerindeki bazı ibareler tüketiciyi yanıltıyor. Örneğin, 'koruyucu madde içermez' ibaresi yüzde 100 katkısızmış gibi anlaşılıyor. Bazı ürünlerde de 'katkı maddesi yoktur' denmesine rağmen yapılan analizler sonucu katkı maddesi içerdiği ortaya çıkıyor.

Gıda Standartları Ajansı Bilim Kurulu'nun başkanı Dr. Andrew Wadge, anne-babaların katkı maddesi içeren gıdaları çocuklarında kullanmayarak onları koruyabileceklerini vurguluyor. Katkı maddelerinin hiçbir besleyici değerinin olmadığını söyleyen Wadge, "Bir yaşına kadar çocuklar için üretilen gıdalarda çok sıkı kısıtlamalar ve denetimler var. Fakat aynı kısıtlama ve denetim çocukların beyin ve sinir sisteminin geliştiği asıl dönem olan bir yaş sonrasında esnekleşiyor. Hâlbuki ilerleyen yaşlar çocuğun beyin gelişimi için de çok önemli." diye konuşuyor. Dr. Andrew Wadge, katkı maddelerinin, çocuklarda zeka gelişimini engellediği, hiperaktivite, astım, dikkat bozukluğu ve obezite gibi pek çok hastalığa sebep olduğu konusunda araştırmaların bulunduğuna dikkat çekiyor.

Memorial Hastanesi Medikal Estetik Bölüm Başkanı Doktor Seran Göçer ise özellikle çocukların doğal gıdalarla beslenmesi gerektiğini söylüyor. Katkı maddelerinin yanı sıra sera ürünü yerine, mevsiminde yetişen sebze-meyvelerin tüketilmesi tavsiyesinde bulunuyor. Özellikle kanser konusunda yapılan son araştırmaların kanser ve beslenme alışkanlığı arasındaki bağlantıları işaret ettiğini dile getiren Göçer, katkı maddesi içermeyen doğal ürünler ile beslenerek bağışıklık sistemini güçlendirmenin hastalıklardan korunmak için etkili bir yöntem olduğunu vurguluyor.

E katkı maddeleri nelerde var?

İçeceklerden ketçaplara kadar birçok gıdada kullanılan ve ürünlerin raf ömrünü iki yıla kadar uzatan E211 kodlu sodyum benzoat, dondurma, şeker ve bisküvilerde kullanılan E102 kodlu tartrazin, yine şekerlere eklenen E104 kodlu kinolin sarısı birçok üründe bulunuyor.

zaman, 29/12/2007

Çocukların Sağlığı İle Oynanıyor!

Çocukların severek tükettiği abur cuburlar renk ve şekilleri ile göz alırken aynı zamanda farklı tatları ve aromaları ile damak zevki için farklı alternatifler sunuyor. Çocukların yanı sıra zaman zaman yetişkinler tarafından dahi tercih edilen; cips, çikolata, şekerleme gibi gıdalar sanıldıkları kadar masum mu?

Araştırmalar, gıdalardaki katkı maddelerinin küçük çocuklardaki hiperaktivite ve dikkat eksikliği gibi psikolojik bozukluklarda da rolü olabileceğini ortaya koyuyor. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Diyetisyen Oya Yüksek, "Gıdalardaki katkı maddelerinin çocuk gelişimindeki olumsuz etkileri" hakkında bilgi şu bilgileri verdi:

Gıda Katkı Maddesi; tek başına gıda olarak tüketilmeyen veya gıda ham veya yardımcı maddesi olarak kullanılmayan, tek başına besleyici değeri olan veya olmayan, seçilen teknoloji gereği kullanılan işlem veya imalat sırasında kalıntı ve türevleri mamul maddede bulunabilen, gıdanın üretilmesi, tasnifi, işlenmesi, hazırlanması, ambalajlanması, taşınması, depolanması sırasında gıda maddesinin koku, tat, görünüş, yapı ve diğer niteliklerini korumak, düzeltmek veya istenmeyen değişikliklere engel olmak ve düzeltmek amacıyla kullanılmasına izin verilen maddelerdir.

E Kodu Nedir ?

Gıda katkı maddelerini tanımlamak ve herhangi bir karışıklığa yol açmamak için kullanılan Avrupa Birliği'nin (EC) simgesi olarak E harfi ve üç rakamlı sayıdan ibaret kodlardır. Avrupa Birliği tarafından her katkı maddesi için belirlenir. Doğal veya sentetik olsun gıda maddelerinde kullanılan ve katkı maddesi olarak tanımlanan tüm kimyasallar bu kodlama sisteminin içindedir.

Katkı maddeleri sınıfları nedir?

Gıda katkı maddeleri işlevlerine göre şu şekilde sınıflanabilir: koruyucular, tatlandırıcılar, antioksidanlar, renklendiriciler, tatlandırıcılar, kelleşmeyi önleyiciler, stabilizerler, emülgatörler, taşıyıcılar, taşıyıcı solventler, asitler, asitliği düzenleyiciler, aroma arttırıcılar, emülsifiye edici tuzlar, hacim arttırıcılar, itici gazlar, jelleştiriciler, kabartıcılar, kıvam arttırıcılar, köpük oluşturucular, köpüklenmeyi önleyiciler, metal bağlayıcılar, modifiye nişastalar, nem tutucular, paketleme gazları, parlatıcılar, sertleştiriciler, stabilizörler, taşıyıcılar, topaklanmayı önleyiciler, un işlem maddeleri.

Renklendiricilere dikkat!

İngiltere'de Southampton Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçları The Lancet medical journal'da yayınlanmış ve buna göre; renklendirici denilen boya katkı maddelerinin çocukların hiperaktivite veya ADHD (Attention Deficit Hyperactivity Disorder) davranışları üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği bildirilmiştir. Bu yüzden hiperaktif davranışlar sergileyen çocuklarda da bunları içeren gıda tüketiminde dikkatli olunması yönünde uyarılmıştır.

Çalışma sonunda; 8-9 yaş arası çocukların boya katkılarından olumsuz etkilendiği tespit edilmiştir.3 yaş grubunun ise sadece ilk karışımdan etkilendiği belirlenmiştir.

Unutulmamalıdır ki; çocuklardaki hiperaktivite; genetik faktörler, erken doğum (prematüre), çevresel, yetişme/yetiştirilme gibi birçok faktöre bağlıdır. Katkı maddeleri ise sadece etkenlerden biri olabilir. Bu yüzden mutlaka sağlıklı besin seçimlerinin çocuklara öğretilmesi gerekir.

Özellikle öncelikle anne babaların aldıkları gıdaların etiketlerini okuma alışkanlığı elde etmesi ve çocuklarına da bu alışkanlığı kazandırması gerekmektedir.

haber7, 25/12/2007 

Gıda boyaları çocuğu hiperaktif yapıyor

İngiltere'de yapılan bir araştırmada, gıdalara katılan koruyucu ve renklendiricilerin çocuklarda hiperaktivite seviyesini yükselttiği belirlendi

Southhampton Üniversitesi'nde yapılan ve prestijli tıp dergisi TheLancet'te yayımlanan araştırmada, bilim adamları, bir grup çocuğun bir bölümüne gıdalarda bulunan koruyucu ve katkı maddelerinden hazırlanmış bir kokteyl, bir bölümüne de sadece meyve suyu vererek, çocukların davranışlarını gözlemlediler.

İngiliz Gıda Güvenliği Ajansı "Food Standards Agency" yönetimindeyapılan araştırmayı yürüten bilim adamlarına göre, elde edilen sonuçlar, daha önce dikkat toplama bozukluğu olan hiperaktivite rahatsızlığı (ADHD) bulunan çocuklar üzerinde yürütülen çalışmaların sonuçlarını doğruluyor.

Araştırmanın başındaki Profesör Jim Stevenson ve meslektaşları, koruyucuve katkı maddelerinin 3 ve 8-9 yaşları arasındaki çocukların hiperaktifdavranışları üzerinde olumsuz etkisi bulunduğunu saptadıklarını belirterek, "Bulgular, bu maddelerin sadece ADHD rahatsızlığı bulunan çocuklar üzerinde değil, tüm çocukların davranışları üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini gösteriyor" diye konuştular.

3 yaşında 153 ve 8-9 yaşlarında 144 çocuk üzerinde yapılan araştırmada kullanılan katkı ve koruyucu maddeli kokteyller, sodyum benzoat (AB normlarına uygun E221) ve E110, E122, E102, E124, E104 ve E129 gibi çeşitli renklendiriciler içeriyordu.

yenişafak, 07/09/2007

Gazlı İçecek Siroz Yapıyor

İngiliz The Independent gazetesi, gazlı içeceklerde ve bisküvi gibi hazır gıdalarda koruyucu madde olarak kullanılan sodyum benzoat (E211) adlı kimyasal maddenin çocuk sağlığına zarar verdiğine yönelik ciddi uyarılar içeren bir araştırma yayınladı.

İngiltere'deki Sheffield Üniversitesi'nin 1999'dan bu yana yürüttüğü araştırmaya göre, E211 insan hücresinin 'makine dairesi' olarak bilinen mitokondria bölümünde kalıcı DNA hasarlarına yol açıyor. Hücrelerde meydana gelen bozukluklar, çocukların yetişkin olduklarında siroza ve Parkinson hastalığına yakalanması riskini artırıyor.

Araştırmayı yapan moleküler biyoloji uzmanı Profesör Peter Piper, "Sodyum benzoat, içeceklerdeki C Vitanimi ile birleştiğinde kimi zaman ortaya benzene adlı kimyasal enzim ortaya çıkıyor. Benzene kansere yakalanma riskini tetikliyor" uyarısını yaptı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2000 yılında yayınladığı raporda E211 için "güvenli" ifadesini kullandı. Ancak DSÖ, "Bu görüşü destekleyen bilimsel veriler sınırlıdır" notunu raporun altına düşmeyi imhal etmedi. İngiliz Parlamentosu, başta E211 olmak üzere gazlı içeceklerdeki koruyucular konusunda geniş kapsamlı araştırma yapılması için karar aldı.

Bu rakamlara dikkat edin!

E102 Renklendirici. Astım krizini tetikliyor ve tiroid kanseri riskini artırıyor.

E104 Renklendirici. ABD ve Norveç'te yasak. Deride iltihaplanmaya yol açabiliyor.

E110 Renklendirici. Böbrek kanseri riskini artırıyor.

E122 Renklendirici. Astımı olanlarda krizi tetikleyebiliyor.

E407 Koruyucu. Kanser riskini artırıyor.

E621 Konservelerde koruyucu. Solunum yolu hastalıkları ve astım riskini artırıyor.

E622 Koruyucu. Başağrısı, kusma ve nefes darlığı yapıyor.

E635 Makarna ve keklerde koruyucu olarak kullanılıyor. Alerji yapabiliyor.

hürriyet, 30/05/2007

Satın Aldığımız Gıdalarla Nasıl Zehirleniyoruz?

"Aman ne yapalım atın ölümü arpadan olsun!”, “Zaman böyle kardeşim o kadar da ince elenmez ki!”, “Bu zamanda başka seçenek mi var, aç mı kalalım?” sözleriyle lütfen kendimizi haklı çıkarmaya çalışmayalım. Uyanın artık, kendinizin ve ailenizin zehirlenmesine izin vermeyin!

Sağlıklı beslendiğimize emin misiniz? Nerede kaldı meralarda otlamış hayvanların sütleri, onların sütlerinden yapılan peynir, tereyağı, kaymak, yoğurt… Nerede kaldı özgür tavuklar ve yumurtaları… İnsanlar dört duvar arasına hapsolup, modernlik adı altında yaşantımız tabiattan uzaklaştıkça yediklerimiz de yapaylaştı!

Tek başına yendiğinde zararları yok gibi görünen ama hepsi birlikte toplanıp hesaplandığında korkunç sonuçlar doğuran gıda katkı maddelerine karşı kendimizi ve ailemizi korumak mümkün. Alışverişlerde etiketleri dikkatli okuyarak, marka ve reklama değil, içindekilere bakmak, mümkün olduğunca yöresel doğal ürünleri veya organik gıdaları tercih etmek, yemekleri anneannelerimizin yöntemleriyle pişirmek sağlıklı yaşamın anahtarı olabilir…

Biz sağlıklı yaşamak istersek çözüm vardır

İşte mutfaklarda hanımların elinin altından eksik olmayan ve sofralarda hemen her öğün tüketilen, en zararlı olarak tanımlanan gıda katkı maddeleri ve sebep oldukları hastalıklar. Önce bu maddeleri iyi tanıyıp, kendimiz ve ailemizi bu maddelerden korumaya ne dersiniz?

E310 Propyl Gallate

Bu koruyucu, katı ve sıvı yağların bozulmasını önlemek için kullanılmaktadır.

Bitkisel yağlarda, et ürünlerinde, dilimlenmiş patateslerde, hazır çorbalarda ve sakızlarda koruyucu katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Çoğunlukla BHA ve BHT katkı maddeleri ile birlikte kullanılır. Kansere sebep olabilir. Gastrit ve cilt tahrişine neden olabilir, kandaki hemoglobine zarar verdiği için bebek ve küçük çocuk gıdalarında izin verilmemiştir.

E320 BHA ve E321 BHT

Butillenmiş hidroksianisol(BHA) ve Butillenmiş hidroksitoluen(BHT) katı ve sıvı yağların bozulmasını, küflenmesini önlemek için kullanılmaktadır.

Tahıl ve ürünlerinde, sakızlarda, bitkisel yağlarda, patates cipslerinde, tazeliğini muhafaza etmek için bazı paketlenmiş gıda maddelerinde kullanılmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda bu katkı maddesinin farelerde kansere sebep olduğu bildirilmiştir. Bebe mamalarında izin verilmemiştir, alerjik reaksiyon yapabilir, hiperaktiviteye, kanserojen, östrojen etkilere ve diğer olumsuzluklara sebep olabilir. Tükettiğiniz ürünlerin etiketinde bu katkı maddesinin kullanıldığı bilgisi varsa, bu katkı maddesini içermeyen bir başka marka ürünlere yönelmeniz sağlığınız için daha uygun olacaktır.

E924 Potassium Bromate

Bu katkı maddesi ekmek ve unlu gıdalarda hacim artırmak ve daha güzel ekmekiçi yapısı oluşturmak için kullanılmaktadır.
Bromat hayvanlarda kansere sebep olmaktadır. Bromat ABD ve Japonya dışında bütün dünyada yasaklanmıştır.

E621Monosodium glutamate (MSG)

MSG, hazır çorbalar, salata sosları, sucuk, salam, sosisler, tütsülenmiş balık, patates cipsleri gibi pekçok paketlenmiş gıda maddelerinde lezzet artırıcı olarak kullanılmaktadır.

Bir yazar ve sinir hastalıkları uzmanı olan Dr. Russell Blaylock’a göre; ani kalp ölümleri ile (özellikle sporcularda) ve MSG ve yapay tatlandırıcılar gibi katkı maddelerin sebep olduğu eksitotoksik hasarlar arasında bir bağ bulunmaktadır. Eksitotoksinler bir gurup heyecan artırıcı, uyarıcı amino asitlerdir ki, bunlar hassas sinir hücrelerinin ölümüne sebep olabilir.

Pekçok tüketici de MSG’nin hastalık yapıcı etkisini bizzat yaşamışlardır. MSG içeren gıdaları yedikten sonra ortaya çıkan bu rahatsızlıklar, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusmadır. Birçok üründe MSG kullanımı maalesef gizli yapılmakta etikette gösterilmemektedir. Eğer güvenli bir katkı maddesi ise üreticiler neden gizlerler?

E951 Aspartame (Equal, NutraSweet)

Bu yapay tatlandırıcılar diyet soda, diyet gıdalar ve düşük kalorili gıdalarda kullanılmaktadır.
1970 li yıllarda yapılan çalışmalarda farelerde beyin tümörüne sebep olduğu belirtilmiştir. 2005 de yapılan en son araştırmalar küçük dozlarda bile farelerde beyin tümörleri ile birlikte lenf ve kan kanseri meydana getirdiğini ortaya koymuştur.

Aspartama duyarlı insanlar, tüketimden sonra başağrısından, baş dönmesinden ve hallusinasyondan ızdırap çekebilirler. Aspartama duyarlı olan kişilerde anjioödeme veya göz kapaklarında, dudaklarda, ellerde veya ayaklarda şişmeye neden olur.

E950 Acesulfame-K

Asesulfam-K normal şekerden 200 defa daha tatlıdır.
Fırın ve pasta ürünlerinde, sakızlarda, jelatinli şekerlemelerde ve meşrubatlarda kullanılmaktadır. İki fare araştırmasında bu maddelerin kansere sebep oldukları ve diğer çalışmalarda ise bu katkı maddesinin güvenirliğinin bulunmadığı ispatlanmaktadır.

Olestra

Olestra, Olean markası ile krakerlerde ve patates cipslerde katı yağ yerine kullanılmaktadır. Bu sentetik katı yağ vücut tarafından emilememektedir. Bu madde ishal, bağırsak gevşekliği, karın ağrıları, beden gücünün azalması ve gazlanmaya sebep olabilir.

E250-E251 Sodium Nitrite (Sodium Nitrate)

Sodyum nitrit veya sodyum nitrat sucuk, salam, sosislerde, hazır et yemeklerinde, tütsülenmiş balıklarda, tuzlanmış bifteklerde ve diğer işlenmiş etlerde koruyucu, renk verici ve lezzet verici olarak kullanılmaktadır.

Bu katkı maddeleri, nitrosaminler denilen kanser oluşturucu kimyasalların oluşumuna yol açarlar. Bazı çalışmalar, tüketilen konserve etler ve nitrit ile insanlarda oluşan kanser arasında bir bağın olduğunu göstermiştir. Nitritler nefes daralması, baş dönmesi ve baş ağrısı ile sonuçlanabilecek rahatsızlıklara sebep olduğu bildirilmektedir. Bebek ve küçük çocukların gıdalarında kullanılması kesinlikle yasaktır.

E220-E228 Sülfitler

SO2, sülfitleyici maddeler (Sülfür dioksit, sodyum veya potasyumsülfit, bisülfit, metabisülfit) olarak da bilinirler.
Gıda koruyucusu olarak ve fermente içeceklerin kaplarında kullanılırlar. Fırınlanmış ürünler, çaylar, çeşniler, deniz ürünleri, reçeller, jöleler, kurutulmuş meyveler, meyve suları, konserve ve suyu alınmış sebzeler, dondurulmuş patates ve çorba karışımlarında ve içeceklerde bulunurlar.

Sülfitler göğüste sıkışma, kurdeşen, karında kramp, ishal, kan basıncı düşmesi, başta yanma hissi, halsizlik, nabız hızlanması gibi bulgulara neden olur. Ayrıca sülfitler, bunlara duyarlı astımlılarda astım atağını tetikleyebilir.

Birçok restoranın salata barında yüksek düzeyde sülfit mevcuttur.

E210-E219 Benzoatlar

Benzoatlar, muz, kek, hububat, çikolata, soslar, katı ve sıvı yağlar, meyankökü, margarin, mayonez, süt tozu, patates tozu ve kuru maya gibi bazı gıdaların işlenmesi sırasında gıda koruyucusu olarak kullanılır.

Fırın mamulleri, peynir, sakız, çeşni, dondurulmuş mandıra ürünleri, yumuşak şeker gibi gıda ürünlerinde, kozmetik ürünlerde, diş macunlarında eczacılıkta ağız yoluyla alınan birçok ilaçta, öksürüğe karşı antiseptik ve mantara karşı merhem yapımında kullanılır. Astıma, sinirsel bozukluğa ve çocuklarda hiperaktiviteye, kurdeşene neden olabilir; astımı ağırlaştırabilir.

Bu gurubun önemli bir kısmını parabenler oluşturur. Parabenler gıda, kozmetik ve ilaçlarda koruyucu olarak kullanılırlar. Metil, etil, propil, butil paraben ve sodyum benzoat bunlara örnektirler. Bu maddelere duyarlı kişilerde alındıklarında, ağır cilt bulguları veya deride kızarıklık, şişlik, kaşıntı ve ağrıya neden olurlar.

İngiltere’de yapılan son araştırmalarda ise parabenlerin kullanıldığı ürünleri tüketen ve göğüs kanserine yakalanmış insanların kanserli dokularında paraben kimyasallar bulunmuştur. Bu parabenlerin, parfüm, deodorant, krem, güneş yağları, çeşitli makyaz ürünleri ve diş macunu kullanımı ile cilten absorbe edilerek vücuda girişinin sağlandığı anlaşılmıştır. Dokulara yerleşen parabenler östrojen hormonlarını artırarak dengeyi bozmakta ve kanser tümörleri oluşmaktadır.

Bu bulgulardan sonra yukarıda ismi geçen ürünlerin paraben içeren çeşitlerinden şiddetle kaçınılması sağlığımızın bir gereği olmalıdır.

Hydrogenated Vegetable Oil (Hidrojene edilmiş bitkisel yağ)

Margarinler gıda katkı maddesi olmadığı halde burada zikretme ihtiyacı duyduk. Zira margarinler burda zikri geçen katkı maddelerinden de daha büyük tehlikeler arzetmektedir.

Hidrojene edilmiş bitkisel yağları yapmak için kullanılan proses, kalp rahatsızlıklarını ve şeker hastalığını teşvik eden trans yağlarını husule getirmektedir. “The Institute of Medicine” tüketicilerin trans yağları mümkün mertebe çok küçük miktarlarda tüketmelerini önermektedir. Etiketlerinde margarin ve bitkisel katı yağları içeren krakerler, kuru pasta, bisküvi, pasta ürünleri, salata sosları, ekmek ve benzeri ürünleri tüketmekten kaçınmalısınız. Bunlar ekseriya ürünün raf ömrünü uzatmak, lezzetini sabit tutmak ve ucuza mal etmek için kullanılmaktadır.

E102 Tartrazin

Renklendirici; Kekler, şekerlemeler, konserve sebzeler, peynirler, sakızlar, sosis, dondurma, portakallı içecekler, salata sosları, mevsim salataları, tatlı, reçel, unlu gıdalar, çerez, konserve balık, hazır çorbalar, alkolsüz meşrubatlar ve ketçap gibi bazı gıdalar tartrazin içerirler.
Tartrazin duyarlı insanlarda kurdeşen veya astım ataklarına neden olabilir; tiroid tümörü, kromozom hasarı, hiperaktivite ve aspirin duyarlılığı gibi rahatsızlıklara sebep olabilir; Norveç ve Avusturya'da yasaklandı.

E133 Blue 1 ve Blue 2 (Brilliant blue FCF)

Renklendirici; sentetik kömür katranından üretiliyor; mandıra ürünleri, tatlılar ve içeceklerde kullanılır; farelerde beyin tümörüne sebep olmuştur.
Çocukların tüketmesi tavsiye edilmiyor, Belçika, Fransa, Almanya, İsviçre, İsveç, Avusturya ve Norveç'te yasaklandı.

E127 Red 3(Erythrosine)

Renklendirici; kiraz ve vişne, konserve sebze, muhallebi, tatlı, pasta, bisküvi ve çerezlerde kullanılır; ışığa karşı duyarlılığa ve tiroid hormonu seviyesini arttırıp hipertiroidizm'e neden olabilir; farelerde yapılan çalışmada tiroid kanserine neden olduğu saptanmıştır; Avustralya, Amerika ve Norveç'te yasaklandı.

E110 Yellow 6 (Sunset Yellow, FCF, Orange Yellow S)

Sentetik bir renklendiricidir; unlu gıdalar, pasta, tatlı, çerez, dondurma, içecek ve konserve balık, hazır çorba ve bazı şurup cinsi ilaçların üretiminde kullanılır; yan etkileri kurdeşen, rinit (burun akması), burun tıkanıklığı, alerji, hiperaktivite, böbrek tümörü, kromozom hasarı, karın ağrısı, bulantı ve kusma, hazımsızlık ve iştahsızlıktır; Norveç'te yasaklanmıştır.

Kaynak: (-en.wikipedia.org -Yeniden Gıda Raporu. Dr. Müh. H.K.BÜYÜKÖZER -chm.bris.ac.uk -mst.dk -sixwise.com) beslenmebulteni

Gıdalarımız Mikrop Yuvası

İstanbul'da bulunan Tüketicileri Koruma ve Dayanışma Tüketim Kooperatifi, tükettiğimiz gıdaların büyük çoğunluğunun mikrop yuvası olduğunu bildirdi.

Yoğurtların çoğu sağlıksız

Kooperatif'de bulunan veteriner hekimler ve beslenme uzmanları özel laboratuarlarında, marketlerde ve bakkallarda satılan besin maddelerini incelediler.

Yetkililer, besinlerde sağlığa zararlı bakteriler saptadılar. Besinlerde üretim koşullarının sağlıksız olduğunu gösteren 'coliform bakteri ve e.coli'nin bulunduğunu belirlediler.

Yoğurtlar üzerinde incelemeler yapan uzmanlar, yoğurtların yüzde 56'sının standartlara uygun olmadığını belirledi.
Alkolsüz içecekleri de inceleyen uzmanlar, içeceklerde küf ve koloni tespit ettiler.

Yetkililer, "Alkolsüz gazlı içeceklerde ve meyve sularında normal depolama koşullarında hiçbir mikroorganizmanın ürememesi gerekir. Ancak bu içeceklerde küf-maya tespit edildi.

Bu maddeler zamanla vücutta karaciğer kanseri, karaciğer sirozu, solunum yolu hastalıkları, kalp rahatsızlıkları düşük ve kısırlık gibi hastalıklar yapabilmektedirler." dedi.


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|haberler|ilk yardım|sağlıklı yaşam|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document