Untitled Document Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
 
 
 
 
 
kaynaklar
site haritası

 

 

Kanserden Korunmanın Yolları

 

Kanser Riskini Azaltan Besinler

Doğru beslenerek kanser riskinin azaltılabileceğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Cirit, kanserden korunmada en etkili yöntemin antioksidanlardan zengin beslenme olduğunu söylüyor.

Cirit, “Yapılan bir araştırmada incelemeye alınan 170 adet kanser türünün 132′sinde antioksidanlardan zengin sebze ve meyve tüketerek beslenmenin kansere karşı koruyucu etkisinin olduğu saptanmıştır. En önemli antioksidanlar C, A, E vitaminleri, selenyum ve bazı antioksidan gibi hareket eden karetenoidler, flavonoidler, inositol, fitatlar ve fenol içeren bileşiklerdir” diye konuşuyor.

KUŞBURNU, BÖĞÜRTLEN, SARIMSAK

Cirit, önemli antioksidan kaynaklarını ise şöyle sıralıyor: “Kuşburnu, yeşil yapraklı sebzeler, kivi, yeşil ve kırmızıbiber, domates, havuç, kayısı, sarı ve turuncu renkteki tüm sebze ve meyveler, fındık, ceviz gibi sert kabuklu meyveler, özü ayrılmamış tahıllar, kurubaklagiller, kara üzüm, kiraz, ahududu, böğürtlen, erik, çilek, beyaz üzüm, elma, şeftali, bezelye, soğan, patates, soya fasülyesi, kakao, yeşil çay, sarımsak, soğan, pırasa, turp, fesleğen, nane, dereotu, rezene, kereviz, maydanoz, roka, tere gibi besinleri sayabiliriz. Fakat bu besinlerle beraber tüm sebzeler, meyveler, kurubaklagiller, tahıllar, zeytinyağı, balık gibi gıdaların da yine antioksidanlardan zengin besinler oldukları unutulmamalı ve günlük beslenmede hepsine mutlaka yer verilmelidir.”

ntvmsnbc, 06/04/2011

Kanseri Önleyen Besinler

Antioksidan bakımından zengin bu gıdalar, kanser gibi hastalıklara yakalanma riskini azaltıyor.Hücrelerinizi serbest radikallerin etkilerine karşı koruyan antioksidanlar sağlığınız için oldukça önemlidir.

Serbest radikaller ise kirli hava, sigara dumanı, güneş ışınları, petrokimya ürünleri, bazı ilaçlar, bozulmuş gıdalar ve bazı yiyeceklerde bulunan bileşiklerdir. Bunlar nefes aldığımızda, yemek yediğimizde bile vücudumuza giriyorlar ve sağlığımızı bozuyorlar. Hücrelere zarar veren serbest radikaller kalp hastalığı, kanser ve diğer ciddi hastalıklarda önemli rol oynuyorlar. Araştırmalar antioksidan bakımından zengin gıdalar ile beslenmenin kanser, kardiyovasküler hastalık, Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıkların riskini düşürdüğünü gösterdi.

Mayo Clinic'te yer alan habere göre, antioksidan bakımından zengin olan gıdalar liflidir, bunların doymuş yağ oranı ve kolesterolü düşüktür, ayrıca iyi birer vitamin ve mineral kaynağıdır. Peki bol miktarda antioksidan içeren gıdalar hangileridir?

Kırmızı meyveler: Bu meyvelerde bol miktarda antioksidan bulunuyor. Yaban mersini, çilek, böğürtlen, ahududu, kızılcık gibi tüm berry (çilek) meyvesi türleri en fazla antioksidan içeren meyveler arasında yer alıyor.

Armut, elma ya da erik: Kabuklarıyla yenmesi halinde armut, erik ve birçok elma çeşidinde de çok fazla antioksidan bulunuyor. Ayrıca vişne ve portakal da antioksidan bakımından iyi birer kaynaktır.

Sebzeleri unutmayın: Enginar, kırmızı lahana, kırmızı yapraklı marul, antioksidan bakımından zengin olan sebzelerin en üst sırasında yer alıyor. Diğer seçenekler arasında da kuşkonmaz ile brokoli bulunuyor.

Patates: Kabuklarıyla birlikte pişirilen yer elması ve kırmızımsı kahverengi patates de iyi birer antioksidan kaynağıdır. Kırmızı ve beyaz patateste daha az antioksidan bulunuyor.

Kabuklu kuru yemişler: Ceviz, Pekan cevizi, fındık, badem ve fıstık da en fazla antioksidan içeren kuru yemişler arasında bulunuyor. Aynı zamanda fasulye, börülce, edamame ve mercimek gibi baklagiller de bol bol antioksidan içeriyor.

Ayrıca sağlığınızı nar suyu gibi antioksidan bakımından zengin meyve suları ile güçlendirin. Bunun yanında antioksidan desteği için bir parça çikolata da yiyebilirsiniz.

vatan, 10/03/2011

Kanserden Nasıl Korunulur

Dünya Kanser Araştırma Fonunun verilerine göre, gelir seviyesi yüksek ülkelerde kanser oranları, az gelişmiş ülkelere göre daha fazla. 13 Avrupa ülkesi, ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda kanser oranlarının yüksekliği açısından en başta gelen 20 ülke arasında bulunuyor.

Avrupa’da yaşayan 10 yaşındaki bir çocuk, yiyecekler yoluyla her gün ortalama 128 kimyasal kalıntıya maruz kalıyor. Bu 128 kimyasal kalıntı 81 değişik ürün aracılığıyla çocuklarla tanışıyor. Bu ürünlerin bir kısmı ile “kansorejen” olarak nitelendiriliyor. Bu bilgilerin sahibi ise Fransa ve Belçika’daki raştırmalar. 

Tabii bir de son günlerde ülkemizde gündeme bomba gibi düşen NBŞ (Nişasta Bazlı Şeker) gerçeği var!

Bu bilgiler ışında gelir oranı arttıkça kansere yakalanma oranı da artıyor, gelişmiş ülkelerde ve alım gücü yüksek halk kesimlerinde, -hazır gıdaların yoğun tüketimi dolayısı ile- kansere yakalanma riski daha yüksek. Kanserin en büyük sebeplerinden birinin geleneksel beslenme tarzından uzaklaşıp, hazır gıdalarla beslenmeye yönelmek olduğu da aşikar...

İşte Doç. Dr. Canfeza Sezgin'in açıklamaları...

Ülkelerde refah düzeyi arttıkça genellikle ortalama yaşam süreleri uzamakta, hastalıkların tanılarının konması ve bunların kayıt altına alınması daha iyi olmaktadır. Kanser, yaş artıkça görülme sıklığı artan bir hastalıktır. Fakat ilginç olan kanserin görülme sıklığı nüfus artışı veya ortalama yaşam süresindeki artıştan daha fazla olmaktadır. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde kanser sıklığının artışını açıklayacak ek parametreler bulunmaktadır. Bunların başında da hareketsiz yaşam, şişmanlık, fast-food türü beslenme, kalorisi yüksek gıdaların tüketilmesi, stres, alkol ve sigara gibi zararlı maddelerin tüketilmesi gelmektedir.

Başka bir araştırmada da çocukların gündelik hayatlarında tükettikleri besin maddeleri ile çok sayıda kanserojen maddeyi vücutlarına aldıkları gösterilmiştir. Bu maddeler arasında somon balığı, peynir ve tuzsuz tereyağı gibi sağlıklı gıdaların olması alarm vericidir. Araştırmacılar, gıdalardaki kimyasal madde oranlarının yasal sınırlar içinde olmakla birlikte çok sayıda kimyasal maddenin birbirlerinin kanser yapıcı etkilerini tetikleme ve yıllarca alımı sonrası daha fazla zarar verme risklerinin olduğunu düşünmektedirler. Ben de aynı kanaatteyim.

İşin sırrı hazır gıdaları mutfağa sokmamakta!

Kanser yaşam, beslenme ve alışkanlıkların değiştirilmesi ile %70-80 önlenebilir bir hastalıktır. Bu önlemleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Öğünlerimizin büyük çoğunluğunu günde en az 5 porsiyon olacak şekilde bitkisel gıdalara ayırmamız gereklidir. Porsiyon orta boy meyve, ince dilim kavun- karpuz, orta boy domates, bir fincan ahududu, dut, yaban mersini olarak kabul edilebilir.  Meyve ve sebzeler vitamin lif ve yararlı kimyasal maddelerden zengin olup kanserden koruyucudur. Her gün en az 5 bardak su içilmesi de toksinlerin atılması açısından yararlıdır. Lifli gıdalar özellikle kalınbağırsak kanserine karşı koruyucu olup fasulye, meyve ve sebze ve tam tahıl ürünlerinde bol miktarda bulunmaktadır. Katı meyve ve sebze tüketimi daha yararlı olup renkli gıdalar tercih edilmelidir. Tek tip gıda tüketiminden kaçınılmalı ve farklı gıdalar tüketilmelidir. Sebzelerden koyu yeşil olanlar seçilmelidir. Tüketilen gıdaların doyurucu olması yanı sıra kalori miktarları düşük olmalıdır.

2. Sağlıklı bir beslenmede bitkisel gıdalar öğünün 2/3’ ünü, hayvansal gıdalar ise öğünün 1/3’ ünü oluşturmalıdır. Kırmızı et tüketimi günlük olarak 90 gram ile sınırlandırılmalıdır. Balık veya kümes hayvanları için porsiyon kısıtlaması yoktur ama meyve ve sebze alımını kısıtlamayacak düzeyde tüketilmelidir. Bununla birlikte kalorisi yüksek olan kuru üzüm, kuru kayısı, kuru incir, muz gibi meyvelerin tüketimi azaltılmalıdır.
Kansere karşı yararlı gıdaların başında sarımsak ve soğan, brokoli ve lahana, domates ve biber, portakal ve limon, kırmızı renkli meyveler, tam tahıl ve fasulye, bitki ve baharatlar, yeşil çay gelmektedir.

*Keklikotu meme, yumurtalık ve rahim kanserlerine karşı,
*Zerdeçal prostat, kalınbarsak ve cilt kanserine karşı,
*Biberiye meme, akciğer ve cilt kanserine karşı koruyucu olabilir.
*Zencefil antioksidan ve iltihap giderici özelliklere sahip yararlı gıdaların başında gelmektedir.
*Yulaf ezmesi, kahverengi pirinç, bakliyat ve tam buğday ekmeği gibi diğer bitkisel gıdalardan da tüketilmesi gereklidir. Yemeklere baharat ve şifalı bitkiler katılabilir. Kalori alımını azaltmak için sos, yemek sosu ve salata sosunun tüketimi sınırlandırılmalıdır.

3. Kilo artışı veya şişmanlık kanser riskini arttırır (meme, kalınbarsak, rahim ve böbrek kanseri gibi). Ayrıca meme kanseri gibi hastalıklarda kanser tanısından sonra kilo alınması hastalığın tekrarlama riskini arttırmaktadır. Bu nedenle kilo alımından ve aşırı kilolu olunmasından kaçınılmalıdır.

4. Düzenli olarak alkol kullanılması karaciğer, meme ve kalınbarsak kanseri gelişme riskini arttırmaktadır. Bu nedenle alkol alımının kesilmesi şarttır. Alkol kanser tedavisinde kullanılan ilaçların metabolizmasını olumsuz etkilemekte, kendisinin doğrudan kanser yapıcı etkisi bulunmakta ve beslenmeyi bozmaktadır.

5. Sigara kesinlikle bırakılmalı, sigara içilen kapalı ortamlardan uzak durulmalıdır. Sigara, kanser yanı sıra kalp damar hastalığı ile solunum yolları hastalıklarına neden olmaktadır.

6. Özellikle yağdan zengin beslenme kalp ve damar hastalığı dışında birçok kansere neden olabilmektedir. Bu nedenle özellikle hayvansal gıdalarla alınan yağ başta olmak üzere yağ alımı genel olarak (bitkisel yağ dahil) azaltılmalıdır.

7. Ülkemizde özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde çok sık görülen yemek borusu ve mide kanserleri yoğun acı tüketimi ve doğrudan ateşte pişirilmiş gıdaların sık tüketilmesi ile ilişkilidir. Ayrıca yapay asit ile üretilen hazır turşu gibi gıdaların yoğun tüketilmesi de mide ve yemek borusu kanserlerine neden olabilmektedir. Yağda kızartma ve kömürde pişirme işlemleri sırasında da kansere neden olan maddeler açığa çıkmaktadır. Gıdaların ideal tüketimi çiğ, buğulama veya haşlama ile pişirilerek tüketilmesidir.
Ayrıca tuzlama gibi yöntemlerle hazırlanmış gıdaların yoğun tüketilmesi ile mide ve yemek borusu kanserlerinin riski artmaktadır. 

8. Şekerli gıdaların tüketimi azaltılmalıdır. Yoğun şeker (glikoz) içeren gıdalar ve aşırı kalori alımı kanserin çoğalmasını hızlandırabilmektedir. Gıda endüstrisi glikoz yerine fruktoz kullanmaktadır. Eskiden fruktozun, glikozdan daha az zararlı olduğu düşünülürdü. A.B.D’ de Heaney ve arkadaşları tarafından yapılan ve Cancer Research dergisinde yeni yayımlanan bir çalışmada pankreas kanseri hücrelerinin çoğalmak için glükoz olduğu kadar fruktozu da kullandığı gösterilmiştir. Günümüzde içeceklerde, ekmek ve birçok gıdanın yapımında mısırdan elde edilen fruktoz şurubu yaygın olarak kullanılmaktadır. Kanser ile mücadelede fruktoz içeren gıdaların tüketilmesinin azaltılmasının yararlı olabileceği düşünülmektedir. Günümüzde bilim adamları resmi otoritelerin, yüksek miktarda fruktoz içeren ürünlerin tüketiminin azaltılması için toplumu bilinçlendirmesinin gerekli olduğuna inanmaktadırlar.

Düzenli egzersiz yapın!

Bütün sağlıklı insanlar ve kanser hastaları düzenli egzersiz yapmalıdır. Egzersiz ile kalınbağırsak, meme, prostat, karaciğer, böbrek ve safra kesesi kanseri gibi şişmanlık ile ilişkili kanserlerin görülme sıklığını azaltılabilir. Özellikle, egzersiz ile bağırsak hareketlerin düzenlenerek kabızlık gibi sorunlar azaltılır. En ideal egzersiz şekli aerobik egzersizdir. Aerobik egzersizde 220’ den yaşınızın çıkarılması ile elde edilen sayının yüzde 65–75’ine tekabül eden rakama ulaşacak şekilde kalp atım hızında en az 20 dakika egzersiz yapılmasıdır. Aerobik egzersiz için bisiklete binmek, hızlı yürüyüş, yüzme, hafif tempoda koşu, kayak ve tırmanma gibi aktiviteler yapılabilir. Kişi yapacağı aktiviteyi kendi yaş ve durumuna uygun şekilde seçmelidir. En kolay yapılabilecek egzersiz önerisi, haftada beş gün en az yarım saat tempolu yürüyüştür.

Aerobik egzersiz ile;
-aşırı kilolar azaltılabilir,
-vücudun kas kitlesi korunur ve arttırılır,
-kolesterol seviyeleri düşürülür,
-bağışıklık sistemi uyarılır,
-kişi kendisini daha zinde hisseder,
-zinde bir vücut, stres ve depresyonu azaltarak kişiyi rahatlatır,
-dikkat ve konsantrasyon yeteneğini arttırılır.

Doğal ve organik gıdaları tercih edin!

Bitkisel ve hayvansal gıdaların olanaklar dâhilinde organik tercih edilmesi ve bitkisel gıdaların mevsiminde tüketilmesi büyük önem taşımaktadır. Organik ürünlerin fiyatının daha pahalı olması nedeni ile insanların organik ürünlere ulaşması kısıtlanmaktadır. Bu nedenle organik olarak tüketilmesi gereken gıdaları belirlemek ve buna göre aile bütçesini belirlemek büyük önem taşımaktadır. Bunu da hava kirliliği, toprak kirliliği ve böcek ilaçları gibi vücudumuza çok zararlı kimyasal maddeleri daha çok içeren gıdalara vermek gerekmektedir. Organik tüketilecek ürünlerin tercihinde et ve yumurta birinci sırada gelmektedir. Çünkü hayvanlar organik olarak yetiştirilmiyorsa beslendikleri ortamdan yoğun olarak sağlığa zararlı maddeleri vücutlarına almakta ve yağ dokularında uzun süre depolanmakta, onların eti, sütü veya yumurtalarına geçmektedir. Ayrıca bu hayvanlara verilen antibiyotik ve büyüme hormonları da tüketilmeleri esnasında bizim vücudumuza geçerek sağlık için risk oluşturmaktadırlar. ‘Environmental Working Group’ tarafından yüksek oranda böcek ilacı gibi zararlı kimyasal maddeleri daha fazla içeren elma, tatlı biber, kereviz, tüysüz şeftali, çilek, kiraz, marul, üzüm, armut, ıspanak ve patates gibi bitkilerin organik olarak tüketilmeleri gerektiği ileri sürülmektedir. Böcek ilacı gibi zararlı maddeleri bünyelerinde daha az içeren brokoli, patlıcan, kabak, muz, kivi, kuşkonmaz, mango, ananas, mısır, avokado ve soğan gibi ürünlerin ise organik olmayanlarının tüketilebileceği ileri sürülmektedir.

Kimyasal parfüm ve kokuları kullanmayın!

Yeni araştırmalarda deodorant, ev kokusu için kullanılan kimyasal maddelerin meme kanseri riskini arttırdığı gösterilmiştir. Bu nedenle kanser hastaları kadar sağlıklı insanların da bu tür kimyasal koku veren ürünleri kullanmamalıdır.

Zorunlu olmadıkça röntgen ve tomografi çektimeyin!

Hastaların tıbbi ihtiyaç olmadıkça hastaya zararlı ışın veren bilgisayarlı tomografi, kemik sintigrafisi ve röntgen tetkiki yapılmamalıdır (bu ihtiyacı takip eden onkoloji uzmanı belirlemelidir). Fakat kanser tanısı konan hastalarda tıbbi gereklilik halinde (kanser tedavisinin başarılı olup olmadığının değerlendirilmesi veya kanserin tekrarladığını düşündüren bulgular varlığında) onkoloji hekimi tarafından veya takip eden diğer branş hekimi tarafından bu tür tetkiklerin istenmesi tıbbi bir gerekliliktir.

Yüzmek için en sağlıklı ortam deniz...

Kapalı yüzme havuzlarında klorin ile dezenfeksiyon sonrası ter, idrar, saç, deri ve dışkı gibi organik maddelerle bol miktardaki klorin reaksiyona girerek dezenfeksiyon ürünlerine neden olur. Kapalı yüzme havuzlarında oluşan bu dezenfeksiyon ürünleri klorinin kendisinden 100.000 kat daha toksiktir ve  yüzücülerde çeşitli zararlara neden olabileceği düşünülmektedir. Yapılan bir çalışmada 40 dk klorlanmış havuzda yüzen yüzücülerde havuzda bulunan dezenfeksiyon ürünlerinin yaptığı zararlar incelenmiştir: kanser riskine neden olan kan lenfositlerinde çekirdek bozukluklarında artış gösterdiği, genlere zarar verici toksik maddelerin idrarda bulunduğu ve akciğeri döşeyen hücrelerde geçirgenliğin arttığı saptanmıştır. Havuz suyunda yüzden fazla dezenfeksiyon ürünü bulunduğu saptanmıştır. Bu da yoğun bir şekilde kapalı yüzme havuzlarını tercih ediyorsak bir kere daha bu kararımızı gözden geçirmemizi gerektirir. Kanser riskinde artış olasılığı yüksektir. Ayrıca dezenfeksiyon ürünleri aynı zamanda insan ve hayvanlarda üreme sistemi sorunları, düşük, ölü doğum ve doğumsal anomali riskinde artışa neden olabilmektedir. Dezenfeksiyon ürünleri ayrıca bağışıklık sistemini baskılamakta, santral sinir sistemini bozabilmekte, kalp ve damar sistemine hasar verebilmekte, böbreğe zarar verebilmekte ve solunum sistemi rahatsızlıklarına neden olabilmektedir. Düzenli olarak havuzda yüzenlerde bu zararlı ürünler vücuda geçmektedir. Araştırmacılar klorlanmış havuzlarda yüzülmesinin kabul edilemez kanser riskine ve sağlık sorunlarına neden olduğunu ileri sürmektedirler. Bu nedenle kanser hastaları ve sağlıklı insanlar deniz, okyanus veya göl gibi doğal ortamlarda yüzmelidir.

Konserve gıdalardan uzak durun!

Konserve kutularının iç yüzünü döşeyen plastik tabaka içinde ve plastik şişelerin çoğunda (BPA) isimli madde bulunmakta olup dişilik hormonu benzeri etkileri bulunmaktadır. Erkeklerde cinsel istek kaybı, sperm kalitesinde azalma ve çocuk yapma yeteneğinde kayba neden olmaktadır. Bu nedenle özellikle cam kapların tercih edilmesi gereklidir.

Resmi kurumlar düşük doz BPA’ nın insanlara zararı olmadığını bildirmektedir. Hayvan çalışmalarında BPA maruziyeti çocuk yapma yeteneğinde kayıp, kilo alma, davranış değişiklikleri, erken puberte, prostat ve meme kanseri ile şeker hastalığına neden olmaktadır. A.B.D.’ de ilaç ve gıda denetimini yapan FDA isimli resmi kurum BPA’ nın çocuk, bebek ve fetusta beyin, davranış ve prostat üzerine bazı zararlı olabileceği endişelerini dile getirmiş ama ek önlem getirmemiştir. Kemoterapi tedavisi hem erkek hem de kadın hastalarımızda üreme yeteneklerini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle sağlıklı insanlar olduğu kadar kanser hastalarının da  plastik ve teneke kutulardan ziyade cam kapları tercih etmesi gereklidir.

iyilikgüzelik, 01/02/2011

Kansere karşı bir fincan için

Akciğer kanserine yakalanma riskini beş kat azaltıyor...

Tayvan’daki Shan Tıp Fakültesi’nin araştırması, günde en az bir fincan yeşil çay içmenin, hem sigara tiryakisi olan hem de sigara kullanmayan kişilerin akciğer kanserine yakalanma riskini beş kat azalttığını gösterdi

bugün, 20/01/2011

Bebeğiniz için ikinci el yatak tercih edin

Medical Park Göztepe Onkoloji Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, 2011 yılında kanserden korunmanın yollarını yazdı...

Kansere yakalanmamak için alınacak önlemler anne karnından da önce başlar. Anne ya da baba devamlı sigara içip alkol tüketiyorsa veya kimyasal bir fabrikada çalışıyorsa bu etkenler doğrudan doğruya sperm ve yumurtaya geçiyor. Anne alkol kullanıp sigara içiyorsa, kötü hava koşullarında çalışıyorsa, hormonlu gıdalar tüketiyorsa bütün bunlar doğrudan doğruya çocuğa geçiyor. Bir kadın gebeyse en az altı ay organik gıdalarla beslenmeye çalışmalıdır.

ZEHİRİ UÇURUN

Çocuğun kanser riskiyle yüzleştiği daha pek çok alan var. Örneğin plastik oyuncaklar... Çocuğun yatağı cilalanıyor, bu da kanserojen. Amerikan halkı bu riski ortadan kaldırmak için ilginç bir yöntem benimsemiş. Amerika’da bilinçli ebeveynler çocuklarına ikinci el yatak alıyorlar. Böylece mobilyanın bütün zararlı kimyasalları uçmuş oluyor.

ASPİRİN KANSERDEN KORUR

Son aylarda Metformin denilen, 22 sene önce diyabet için kullanılan ve ilk olarak bitkiden elde edilen ilacın kanserden koruduğu ve kilo kontrolü yaptığı bilimsel olarak gösterilmiştir. 20 binin üzerinde yapılan araştırmada, günde 75 miligram aspirin alınmasının özefagus, kolon, akciğer ve prostat kanserinde koruyucu etkisi bilimsel olarak kanıtlandı.

BİRE BEŞ SEBZEYLE BESLEYİN

Çocuğa doğumundan itibaren beslenme alışkanlığı kazandırmak, bire beş sebzeyle beslemek, bunların da temiz ve organik olmasına dikkat etmek büyük önem taşıyor. Çocuk haftada birkaç kez kırmızı et yemeli. Yetişkinlerse kırmızı eti mümkün olduğunca az tüketmeli.

YÜZEY BALIĞI YİYİN

İstanbul’da dip balığı kesinlikle yenmemeli, midye ve karides gibi deniz ürünlerinden uzak durulmalı. İstanbul’da ancak birkaç tür yüzey balığı yenilebilir.

GENETİK YATKINLIK

Genetik faktörlü kanserlerin önlenmesinde de çocuğun beslenmesi çok önemli... Ailede kolon kanseri varsa, çocuğu beslerken sebze, meyve tüketmesine dikkat edilmeli ve çocuk kabız kalmamalı. Fast-food’dan kaçınılmalı. Yapılan bir çalışmada, haftada üç kez fast-food ile beslenen çocuklarda beyin tümörü, lenfoma ve lösemi riski üç kat daha fazla görülmüştür.

TAŞ DEVRİNE DÖNEMEYİZ

Bütün bu alışkanlıkları tamamen terk edip taş devrine dönmemiz de mümkün değil. Fakat bunları sıkı bir devlet politikasıyla sınırlandırmak, zararsız hale getirmek, insanları bilinçlendirerek ve merdiven altı üretime son vermek gerekiyor.

GEREKSİZ TOMOGRAFİ ZARAR

Kanserden korunmak için radyoaktiviteden kaçınmamız çok önemli. Ayrıca gereksiz yere PET ve tomografi çektirmemeli, cep telefonu, bilgisayar ve televizyon gibi radyasyon yayan gereçlerin kullanımını sınırlamalıyız. Son yapılan araştırmalar, günde yarım saatten fazla cep telefonu kullanmamamızı söylüyor. Çünkü gün geçtikçe telefonlara eklenen programlar ve işlevler arttıkça yaydıkları radyasyon da o oranda artış gösteriyor. Tabii üretici firmaların risklerle ilgili halkı bilinçlendirmesi de gerekiyor.

KANSER DÜŞMANI MEYVELER: NAR VE ELMA

Kansere karşı yenilecek başlıca yiyecekler, nar ve elmadır. Narın ve elmanın bütün kanser türlerine karşı koruyucu bir etkisi vardır, tabii ki organik olarak tüketilmek kaydıyla! Kolon kanserlerinde ve kilo almak istemediğiniz hallerde bu meyvelerin suyunu içmek yerine özellikle kendisini yemenizde fayda var.

EKMEK BEYAZ OLMASIN

Beyaz undan kaçmalıyız ve ekmeğimizi bildiğimiz fırınlardan almalıyız. Yulaf ve çavdar gibi organik buğdaydan yapılan ekmekler, en faydalı olanlardır. Yulaf tüketimi radyasyonun zararlarından korumaktadır.

LAHANA YEMEK ÇOK MU ZOR?

Kanserin önlenmesinde hem devlete, hem halka, hem derneklere, hem de bireylere sorumluluk düşüyor. Çünkü korunmak tedaviden çok daha iyi ve kolaydır. Günde birkaç elma, bir muz, biraz brokoli ya da lahana yemek insana yük değildir. Kırmızı lahana, semizotu, karahindiba, kuzukulağı, tere, biberiye, kımızı turp, havuç gibi sebzelerle salatalar yapabiliriz. Nar, elma, ananas ve kuşkonmazın faydası son çalışmalarda özellikle vurgulandı. Günde bir avuç yerfıstığının özellikle kolon ve karaciğer kanserine karşı faydalı olduğu belirtildi.

GÜNEŞTE BEKLEMİŞ SU İÇMEYİN

İçtiğimiz sulara çok dikkat etmeliyiz. Plastik şişede, uzun süre güneş altında beklemiş sular kanserojen olabilir. İçme suyumuzun markasını üç ayda bir değiştirmeliyiz. Cam şişe ve damacana sularına dönmeye çalışın.

ANNE SÜTÜ ALSIN

Çocuk doğduktan sonra anne sütüyle beslenmeye başlıyor ve dolayısıyla annenin iyi beslenmesi yine önem arz ediyor. Anne sütü dünyanın en sağlıklı besinidir. Hatta çocuk ne kadar anne sütü alırsa, ileride kansere yakalanma olasılığı da o kadar düşük olur.

ERKEN BULUĞ TEHLİKELİ

Çocuklar ayrıca, büyürken hormonlu gıdalar tükettikleri için erken gelişiyorlar. Fast-food yedikleri için obez oluyorlar. Bu da demek oluyor ki; kansere yakalanma riskleri oldukça artıyor. Yine çocuklarda erken buluğ da meme kanserinin sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

OJE SÜRERKEN BİLE DÜŞÜNÜN

Evimizde yerleri, halıları, çamaşırları veya bulaşıkları temizlemek için kullandığımız deterjanların çoğu, kanserojen maddeler içeriyor. Bunlar yerine zeytinyağlı doğal sabunlar, sirke ya da sadece su kullanılabilir. Şampuan, diş macunu, saç boyası, tırnak cilası ya da briyantin gibi maddeler de yine hep kanserojen olabilecek ürünlerdir.

ILIK SUYLA YIKANIN

Banyoda duş yaparken bile dikkatli olmak gerekiyor! Klor fazla kaynadığında suda bulunan arsenikle birleşerek kanserojen kimyasallar ortaya çıkabileceğinden ılık suyla yıkanmak, bebek şampuanı ya da zeytinyağlı sabun kullanmak gerekir. Vücuda nemlendirici kullanırken tabii olan, zeytinyağı ihtiva eden nemlendiriciler kullanmalıyız.

Meme, prostat, kolon ve rahim ağzı kanserlerinde erken tanı çok önemli. Rahim ağzı kanserinde erken tanıyla tedavide yüzde 100’e kadar başarı sağlanmakta. Ailede meme kanseri varsa, 30 yaşında mutlaka mamografi yapılmalı. Prostat kanseri için erkekler 40 yaşından sonra kontrollerini yaptırmalı.

sabah,11/01/2011

'Güzyemişi' Birçok Kansere Karşı!

Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çelik AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de yeni bir ürün olan "güzyemişi"nin Çin, Japonya ve Güney Kore gibi Asya ülkelerinde "Elaeagnus Umbellata" adıyla bilindiğini ve bu ülkelerde sıkça tüketildiğini söyledi.

Yapılan araştırmaların likopenin bir çok kanser türünü önlediğine ve kalp sağlığına da iyi geldiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Çelik, güzyemişinin domatesten 17 kat daha fazla likopen içerdiğini bildirdi. Prof. Dr. Çelik, Asya orijinli bir bitki olan güz yemişinin çok hızlı ve kolay yetiştiğini dile getirerek, şu bilgileri verdi:

 "Güz yemişinin meyvelerinin içeriğinde likopen maddesi bulunuyor. Birçok kanser hastalığını önleyen madde olarak bilinen likopen içeriği güzyemişinde domatesten 17 kat daha fazladır. Likopen domatesin dışında, karpuz, pembe greyfurtta bulunuyor. Antibakteriyel bir meyvedir. Sağlık açısından son derece önemlidir. Prostat kanseri, pankreas kanseri gibi birçok kansere yakalanma riskini azaltmaktadır. Ayrıca kalp kaslarını güçlendiren ve kolesterolü düşüren bir meyvedir. Hücrelerin yenilenmesini sağlar. Biyoaktif bileşikler, esansiyel yağ asitleri, beta karoten, lutein, A, C ve E vitaminlerince zengindir."

Yetiştirildiği ülkelerde büyük ilgi gören ve ekonomik getirisi yüksek olan güzyemişinin üretimini yapmak için Samsun'da iki ayrı köyde deneme üretimlerine başladıklarını belirten Çelik, sürdürülen altyapı çalışmaları ile söz konusu bitkinin yöre insanının yüzünü güldüreceğine inandığını ifade etti.

Prof. Dr. Hüseyin Çelik, güzyemişinin eksi 40 dereceye kadar soğuğa ve kurak koşullara dayanan bir yapısı bulunduğunu dile getirerek, güzyemişinin Türkiye'de alternatif ürünler içinde en kolay ve ekonomik yetiştirilebilecek bir meyve olduğunu anlattı.

Güzyemişinin Asya ülkelerinde çeşitli şekillerde tüketildiğini belirten Çelik, güzyemişinin taze meyve, meyve suyu, reçel, jöle, sos, kuru meyve olarak tüketildiğini, yaprak, kök ve çiçeklerinden ise ilaç sanayisinde yararlanıldığını kaydetti. Çelik, güzyemişinin Uzakdoğu'da geleneksel besin kaynaklarından biri olarak tüketildiğini de sözlerine ekledi.

LİKOPEN

Likopen, sebze ve meyvelerde doğal olarak bulunan karoten familyasına ait bir pigmenttir. Bir çok araştırma göstermiştir ki likopen prostat kanseri, sindirim sistemi, göğüs kanseri, akciğer kanseri ve yaşlılıktan dolayı oluşan kalp dejenerasyonunu engelleyebilir. (AA)

bugün, 23/12/2010

SütAspirin; Kanser Riskini Azaltıyor

İngiltere'nin önde gelen okullarından Oxford

Üniversitesi'nde yapılan ve saygın tıp dergilerinden Lancet'de yayınlanan araştırmaya göre her gün yatmadan önce sütle alınan çeyrek aspirin orta yaşlarda kansere yakalanma riskini %20 azaltıyor.

Oxford Üniversitesi tarafından 25 bin kişi üzerinde yapılan araştırma, sütle beraber 75 mg kadar aspirin alınmasının kansere bağlı ölümleri azaltabileceğini ortaya çıkardı. Lancet'de yayınlanan ve düşük dozun faydalarının yan etkilerinden fazla olduğunun altını çizen araştırmaya göre, aspirin tüm kanser türleri için riski %1 oranında azaltıyor.

Deney boyunca aspirin kullandırılan hastalarda, kullandırılmayanlara göre kanserden ölüm riskinin yüzde 25, diğer nedenlere bağlı ölümlerin ise yüzde 10 azaldığı ortaya çıktı. Deney için hastalarda 4-8 yıl arası düzenli aspirin kullandırılırken, ortaya çıkan koruma etkisinin 20 yıl boyunca devam ettiği belirlendi. Araştırmaya öncülük eden Professor Peter Rothwell bu sonuçların uzun süreli aspirin tedavisi sayesinde ölümleri azaltabileceği görüşünde. Rothwell, yine de sağlıklı orta yaşlı yetişkinlere acilen aspirine başlama çağrısı yapmadığını, sadece ortaya çıkan sonuçların umut verici olduğunu söyledi. Rothwell, düzenli aspirin kullanımına 45-50 yaşlarında başlanıp, 25 yıl kadar kullanılması gerektiğini belirtti.

KALSİYUM ETKİSİNİ ARTIRIYOR

Aspirinin özellikle akciğer ve gırtlak kanserine karşı daha etkili olduğu ve bu kanser türlerinde ölüm riskini yüzde 60 oranında azalttığı belirtiliyor. Sütteki kalsiyumun da aspirinin etkisini artırdığı düşünülüyor. Ancak, sağlıkçılar, düzenli aspirin kullanılmadan önce doktorlarla temasa geçilmesi gerektiğini, ilacın diyet ve egzersiz programıyla takviye edilmesi gerektiğini belirtiyor. Son yirmi yılda kansere bağlı ölümlerde yüzde 20 azalma sağlandığı, ancak aspirinin mide ve gut kanamalarını artırması gibi yan etkileri de bulunduğu belirtiliyor. Bir Aspirin hapı 300 mg doz içeriyor.

Independent gazetesi araştırma sonuçları için, 'Bilim insanları henüz aspirinin şebeke suyuna karıştırılması önerisinde bulunmadı. Ama uzmanlar, aspirinin en mucizevi ilaç olduğunu ilan etti' esprisini yaptı.

akşam, 08/12/2010

Asprin Kanser Riskini Azaltıyor

Oxford’lu bilim adamları her gün alınan 75 miligramlık bir aspirinin neler yapabileceğini anlattı.

Aspirin kalp krizinden sonra kanser riskini de azaltıyor. Oxford’lu bilim adamları her gün alınan 75 miligramlık bir aspirinin kolon kanseri riskini azalttığını belirledi.

45 yaşından sonra her gün bir aspirin kanser riskini azaltıyor...

Oxford Üniversitesi’nin yapmış olduğu ve Lancet bilim dergisinde yayımlanan araştırmada 5 yıl süreyle aspirin alanların bağırsak kanseri riski dörtte bir oranında ve bu hastalıktan kaynaklanan ölümlerin sayısının da üçte bir oranında azaldığı sonucuna ulaşıldı. İngiltere’de Kraliyet Tıp Kurumu’nun düzenlemiş olduğu bir konferansta konuşan Oxford Üniversitesi nörologlarından Dr. Peter Rothwell, her gün bir aspirin aldığını ve 5 ile 10 yıl içerisinde doktorların orta yaş ve üzerindeki insanlara aspirini sadece damardaki faydalarından dolayı değil, kanseri önlemek için de tavsiye edeceğini açıkladı. Rothwell, şu anda aspirinin başka hangi tür kanserlere faydalı olduğunun araştırıldığını ve yine de aspirinin günlük alımının tamamen kişinin kendi tercihine bırakılması gerektiğini söyledi. Aspirin konusundaki gelişmeleri yakından takip eden New Castle Üniversitesi’nden genetikçi Sir John Burn ise, aspirin kullanımını bütün insanlara tavsiye edilirse, aspirinin neden olduğu mide ve bağırsak kanaması gibi yan etkileriyle karşılaşma oranının da yükseleceğine dikkat çekti.

vatan, 24/11/2010 

Kansere Karşı Koruyucu Etkisi Olan Bitki ve Meyveler

Ege Üniversitesi Tıbbi Onkoloji anabilim dalından Doç. Dr. Canfeza Sezgin, kansere karşı koruyucu etkisi olan bitki ve meyveleri kitaplaştırdı.

- Aloe veranın, cilt kanserlerinden korunmada yararlı olabileceği düşünülüyor.

- Arı poleni, akciğer, beyin, kalın bağırsak, lösemi, malign, melanom, meme ve prostat kanserinde etkili. Ayrıca akciğer kanserine karşı koruyucu.

- Biberiye, akciğer, cilt, kalın bağırsak, lösemi ve meme kanserine karşı koruyucu.

- Karayılan otu, prostat kanserinin tedavisinde etkili.

- Brokoli, idrar yolları ve idrar torbası, kalın bağırsak ve meme kanserleri ile mücadelede etkili ve koruyucu.

- Buğday çimi, meme kanserinde etkili.

- Devedikeni, akciğer, baş-boyun, idrar yolları ve idrar torbası, kalın bağırsak, prostat kanserine karşı etkili.

- Cezayir menekşesi, çeşitli organ kanserleri, lenfoma ve löseminin tedavisinde yardımcı. (Ancak, doktor kontrolü dışında kullanılmaması gerekir. Zararlı yan etkiler yapabildiği unutulmamalı)

- Çemenotu, kalın bağırsak, karın zarı, kemik, lösemi, meme kanserinin tedavisinde etkili.

- Kızılcık, akciğer, baş-boyun, kalınbağırsak, karaciğer, meme, prostat, yemek borusu ve yumuşak doku kanserlerinde etkili.

- Çörekotu, akciğer, baş-boyun, kalınbağırsak, karaciğer, karın zarı, lösemi, lenfoma, meme, pankreas, prostat, yumuşak doku kanserlerinin tedavisinde yardımcı.

- Beyaz, kara ve kırmızı dut, yüzyıllardır geleneksel Çin ve Japon tıbbında kullanılıyor.

- Ekinezya, kalın bağırsak ve pankreas kanserinde etkili.

- Greyfurt, kansere karşı koruyucu etkisi var.

- Isırganotu, prostat kanserinde etkili.

- Karahindiba, kalınbağırsak, karaciğer, lösemi, malign melanom, meme ve rahim kanserinin tedavisinde yardımcı olabileceği düşünülüyor.

- Keten tohumu, kalınbağırsak, malign melanom, meme ve prostat kanserinde etkili.

- Kudret narı, baş-boyun, cilt, idrar yolları ve idrar torbası, lenfoma, lösemi, malign melanom, meme ve prostat kanserlerinde etkili.

- Nar, baş-boyun, kalınbağırsak, lösemi, meme ve prostat kanserlerinde etkili. Narın, ayrıca kansere karşı koruyucu etkisi var.

- Ökseotu, akciğer, baş-boyun, karaciğer, karın zarı ve meme kanserinde etkili.

- Sarımsak, meme kanserinde etkili. Sarımsak, ayrıca kalınbağırsak, mide ve prostat kanserlerine karşı koruyucu etkisi bulunuyor.

- Üzümde bulunan kimyasal maddelerin, kanser, kalp-damar hastalığı, sinir sistemi hastalıkları üzerine koruyucu ve tedavi edici özellikleri olduğu saptanmıştır.

- Yabanmersini, kalınbağırsak ve lösemide etkili.n Zencefil, akciğer, kalın bağırsak, karaciğer, lenfoma, lösemi, malign melanom, meme, mide, pankreas ve yumurtalık kanserinde etkili.

- Zerdeçal, baş-boyun, cilt, idrar yolları ve torbası, kalın bağırsak, meme, mide, pankreas ve rahim ağzı kanserinde etkili. Yeni yapılan çalışmalar, zerdeçalın kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediğini ortaya koydu. Zerdeçal kanser hücrelerini yaşatan enzimin aktivitesini azaltıyor.

vatan, 16/11/2010 

Kanser Hücrelerini Öldüren Baharat

Çağımızın uzun ve zorlu bir sürece rağmen kesin tedavisi olmayan kanser hastalığı araştırmalarına göre Köri baharatında bulunan bir maddenin kanser hücrelerini öldürdüğü bildiriliyor.

Uzmanlara göre; köri baharatının elde edilmesinde kullanılan zerdeçalın içeriğindeki kurkumin maddesinin araştırmalarda yemek borusu kanseri hücrelerini öldürdüğünün belirlendiği açıklanıyor.

Araştırma ekibi; kurkuminin kanserli hücreleri 24 saat içerisinde öldürmeye başladığını gözlemlediklerini belirtiyorlar.

Kurkumin maddesinin iyileştirici etkisi bilinmesiyle bu araştırma sonuçlarına göre kanser hastalıklarında yeni tedavilerin geliştirilmesi yönünde yardımcı olacağı belirtiliyor.

Zerdeçal diğer bir adıyla Hint Safranı içeriğindeki doğal kimyasal maddeler, yemek borusu kanseri tedavisinde kullanılma imkanı sağlayabileceği söyleniyor.

Uzmanlara göre son otuz yılda yemek borusu kanserinde neredeyse yarı yarıya artış görülmesi ise, alkol tüketimi, obezite ve reflü hastalığındaki artışa bağlı olabileceği yönünde.

habersağlık, 31/10/2010

Hangi Kansere Hangi Bitki İyi Geliyor?

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Canfeza Sezgin  'Hangi Kansere Hangi Bitki?" isimli kitabında kanser türlerine göre modern tıbbın onayladığı tamamlayıcı tedavilerini artılarıyla eksileriyle inceliyor. Etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış 79 bitki hakkında detaylı bilgi veriyor.

Günümüzde kanser hastaları, 'ameliyat-kemoterapi-radyoterapi' üçlüsünün dışında da güvenebilecekleri ve fayda sağlayabilecekleri tamamlayıcı tedavi yöntemleri arıyor. İşte kitaptaki bazı bitkilerle ilgili bilgiler:

ALIÇ: Faydalı olduğu kanserler: Baş, boyun ve lösemi başta olmak üzere çeşitli kanserler.

Kullanım şekli: En basit kullanımı çay şeklinde alınmasıdır. İki çay kaşığı alıç çiçeği ve yaprağı bir bardak kaynamış suda  20 dakika demlendirilir ve süzülerek günde üç defa içilir.

Uyarılar: En sık görülen yan etkileri bulantı, terleme, yorgunluk ve uyuklama halidir. Yüksek dozlarda tansiyon düşüklüğü ve kapte ritim bozukluğuna neden olabileceği dikkat edilmelidir. Digoksin, aritmi düzenleyici ilaçlar veya sakinleştirici ilaç alanlarda alıç kullanıldığında dikkatli olunmalıdır.

BROKOLİ: Faydalı olduğu kanserler: İdrar yolları ve idrar torbası, kalınbağırsa, meme. Ayrıca kalınbağırsak, idrar yolları ve idrar torbası kanserlerine karşı da koruyucu.

En önemli yan etkisi bulantıdır.

Ayrıca sıhhi yetiştirilemez ise mikrop bulaştırma riski bulunmaktadır.

ÇÖREKOTU:  Faydalı olduğu kanserler: Akciğer, baş -boyuni kalınbağırsak, karaciğer, karın zarı, lösemi, lenfoma, meme, pankreas, prostat, yumuşak doku.

Uyarılar:  Hayvan çalışmalarında çok yüksek dozlarda karaciğer ve böbrek bozukluğu olabildiği gözlemlenmiştir. Tansiyon düşürücü ve kan şekerini düşürücü etkilerinin olması nedeniyle şeker ve tansiyon düşürücü ilaçların etkisi arttırılabilir. Bölgesel uygulamalarda alerjik reaksiyon oluşabilir.

KIZILCIK:  Faydalı olduğu kanserler: Akciğer, baş boyun, kalınbağırsak, karaciğer, meme, prostat, yemek borusu ve yumuşak doku.

Uyarılar: Özellikle pıhtılaşmayı azaltan ilaçların etkisini arttırabileceği için ölümcül olabilecek kanamalara neden olabilir. İlaç metabolize eden enzimlere belirgin bir etkisi bulunmamaktadır.

KUDRET NARI:  Faydalı olduğu kanserler: Baş-boyun, cilt, idrar yolları ve idrar torbası, lenfoma lösemi, malign melanom, meme ve prostat

Uyarılar:  Karaciğer toksitesi ve kan şekerinde düşüklüğe neden olabilir. Şeker hastalarının dikkat etmesi gerekir. Kanama, düşük, kasılma olabileceği için hamilelerin kullanmaması gerekir. Çekirdeklerin etrafında bulunan kırmızı zarın, çocuklarda bulantı, ishal ve hatta ölüme neden olduğu bildirilmiştir.

ARI POLENİ: Faydalı olduğu kanserler: Akciğer, beyin, kalınbağırsak, lösemi, malign, melanon, meme ve prostat Ayrıca akciğer kanserine karşı koruyucu.

Uyarılar: Yan etkisi az olmakla birlikte arı zehiri ve polene alerjisi olanlar ile saman nezlesi olanların  kullanmaması gereklidir. Alerjik reaksiyona bağlı kaşıntı, döküntü, baş ağrısı, şişlik, bulantı, kusma, karın ağrısı ve ciddi solunum sıkıntısı görülebilir.

HABER: Münevver ÇAKIRTAŞ/İSTANBUL
bugün, 31/10/2010

Kahve ve Çay Beyin Kanseri Riskini Azaltıyor!

İngiliz bilim adamları, çay ve kahvenin içerdiği kafeinin beyin kanseri riskini azalttığını ortaya koydu

İtalyan La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, yararları ve zararlarıyla kafeini konu alan bilimsel araştırmalara bir yenisi daha katıldı.

500 bin kişiyi 8 yıl boyunca izleyen İngiliz bilim adamları, günde bir fincan kahve ya da çay içmenin, ölümcül bir beyin tümörü olan "glioma"nın oluşma riskini % 34 oranında azalttığını gözlemledi.

Yüzde 41 gibi oranla erkeklerde kafeinin bu açıdan daha etkili olduğunu gözlemlediklerini belirten bilim adamları, kadınlarda ise bu oranın % 26'da kaldığını kaydettiler.

bugün, 01/10/2010

Lahana: Kansere, Mideye Şifadır

Zayıflamak için formül!

Uzmanlar, bitkisel yollarla, tıbbın dahi çare bulmakta zorlandığı kanser hastalığının vücutta yol açtığı tahribatların önüne geçilebileceğini, düzenli olarak faydalı bitkilerin tüketilmesi ile kansere yakalanma riskinin en aza indirilebileceğini belirtiyor.

İçerisinde bol miktarda potasyum, sodyum, kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir, B, C, E ve U vitamini bulunur. Besin değeri çok yüksek olan bir sebzedir. Ortadaki beyaz ve gevrek yapraklarının çiğ olarak yenmesi faydalıdır.

Zayıflama ve selülit giderme kürü olarak lahana kullanımı:

Lahananın doğal, yeşilimsi ana yapraklarından 5 adet 2 avuç büyüklüğünde olanları, 1 litre suda yaklaşık 5-7 dakika haşlanır, bu su aç karına gün içerisinde tüketilir, 3 ay ( 3 hafta tamamlanınca 1 hafta ara verilip ardından 3 haftalık kür yine uygulanır. ) devam edilir.

ÜLSERE İYİ GELEN FORMÜL

Mide ülseri, reflü ve gaz oluşumunu engellemek için 2 yumruk büyüklüğünde patates ile beraber yarım kilo doğal lahana çiğden suyu sıkılır, her sabah aç karna 2 bardak yudum yudum içilir, 3 hafta devam edilir.

Yaşlanmayı önleyici ve kalp krizine karşı koruyan bir mineral kabul edilen selenyumun kaynağıdır.

Selenyumun ayrıca, sağlıklı görünüşlü bir cilt verdiğini ve erkeğin cinsel gücünü arttırdığıda bilinir.

KANSIZLIĞA ŞİFADIR

Bu şekilde lahana yemek, göğsü yumuşatır, öksürüğü söktürür. Sindirimi kolaydır. Lahana kanı temizler, bol alyuvar yapımını sağlar, bu nedenle kansızlığa şifadır.

Lahananın doğal hali ve yaprakları itibari ile mide ve bağırsak kanserlerine ve kemotrapi ve radyoterapiden sonra kür olarak kullanılması halinde bedende biriken toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Lahana içindeki glucosinolate adı verilen etkin maddesini diğer sebzelerden daha çok barındırması sebebiyle kan dolaşımının düzenlenmesine yardımcı olmaktadır.

SES KISIKLIĞINI GİDERİR

Sarılık ve safra kesesi hastalıklarına iyi gelir. Bolca taze lahana yemek, ses kısıklığına iyi gelir.

Şeker ve romatizma hastalıkları için de çok faydalı olduğu bilinen lahana, bol arsenik, kükürt ve vitaminleri ile kanı temizleyip cildi güzelleştirir. Bol idrar söktürür, vücuttaki suyu ve zehirli maddeleri idrarla dışarıya atar.

Sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamini, mide ve bağırsakların iç yüzeyini korur, oralardaki yaraların iyileşmesini sağlar.

Bağırsak ve mide kanseri için lahana kullanımı:

Mevsiminde, doğal ortamda yetiştirilmiş büyük yapraklı lahanaların haşlanarak kür halinde 3 hafta boyunca içilmesi, kürler arasında 1 hafta ara verilmesi önerilir.

Lahanalar hibrit tohumdan üretilmiş, düzgün yapılı ve ince yapraklı olmamalıdırlar.

iyibilgi, 02/10/2009

Kahve: Prostat Kanserine Faydalı

Harvard Medical School tarafından yapılan araştırma, kahvenin prostat kanseri riskini azaltabileceğini gösterdi.

American Association for Cancer Research tarafından düzenlenen konferansta sunulan araştırmaya göre, vücuttaki şeker oranının ve erkeklik hormonu seviyesinin prostat kanseriyle bağlantısı bulunuyor ve kahve bu oranların dengelenmesinde etkili bir rol oynuyor.

Prostat kanseri riskinin, kahve içenlerde, hiç içmeyenlere oranla % 60 oranında azaldığına işaret edilen araştırmada, kahvedeki hangi bileşenlerin prostat kanseri riskini azalttığına dair bilgi verilmedi.

Uzmanlar, daha önce yapılan ve kahvenin prostat kanseri riskini etkilemediğine işaret eden araştırmaları hatırlatarak, aksini gösteren sonucun farklı araştırmalarla kanıtlanması gerektiğine, buna göre fazla kahve içilmesinin tavsiye edilemeyeceğine dikkati çektiler.

cnntürk, 08/12/2009


Akciğer Kanseri ve İktidarsızlığa; Keçiboynuzu

Doğal yollardan şifa bulmak istiyorsanız keçiboyunuzu derdinizin dermanı...

Harnupíun, sağlıklı ve dengeli beslenmede çok önemli bir yeri vardır. Çok düşük oranda yağ içermektedir. Düşük kalorilidir. Yenildiği zaman insanı uzun zaman tok tutar. Eskiden beri bilinen olumlu yönleri vardır. İshale karşı mükemmel takviyedir. Kabızlık şikâyeti olanların da tüketmesi gereken bir meyvedir. Belirli bir dönem keçiboynuzu tüketenler, sindirim sistemlerinin nasıl harekete geçtiğini ve kabızlık problemlerinin de yavaş yavaş ve düzenli bir şekilde nasıl ortadan kalktığını hayretle görebileceklerdir.

Kısaca, hem ishal hem de kabızlık şikâyetlerine karşı kullanılır. Dengeli ve sağlıklı beslenmenin bilincinde olan birçok bilim adamı tanıyorum ve bu kişiler çikolata, kek veya kremalı pasta yerine harnup'u tercih etmektedirler.


AKCİĞER KANSERİNİ ÖNLEMEK İÇİN

Kür 1'de en önemli farkı ve dikkat edilmesi gereken nokta kaynama süresidir. Soğuk su altında 6-7 adet keçiboynuzunu yıkadıktan sonra 600-650 ml (yarım litreden biraz fazla) kaynamakta olan suyun içine kırarak atınız. 3-4 dakika hafif ateşte ağzı kapalı olarak kaynadıktan sonra 20 dakika soğumaya bırakınız. Yirmi dakika sonra harnup parçalarını temiz bir kaşık ile kabın içerisinden çıkartınız. Soğuduktan sonra temiz bir kaba suyunu alınız. Her ay 4 gün, sabah ve akşam birer çay bardağı içilir.

İKTİDARSIZLIĞA İYİ GELİYOR

Hareketli sperm sayısını ve kalitesini artırıcı ve de erkeklerdeki iktidarsızlığa karşı olan bu kür için kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6-7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 20 dakika dinlendiriniz.

Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartınız. Soğuduktan sonra yarısını sabah aç karna, diğer yarısınıda akşam yatağa giderken içiniz. Bu uygulamaya bir hafta boyunca her gün devam ediniz. Birinci haftadan sonra 3 ay boyunca her gün akşam yatağa giderken bir su bardağı içiniz. Daha sonraki aylarda zaman zaman uygulayınız.

bugun, 22/05/2008

Kansere: Limon, Sarımsak,Ketçap

İngiliz Men's Health dergisi, kanser riskini azaltmak için üç gıdanın özelliklerine dikkat çekti

Sarımsak:İçindeki kanserle savaşan enzim allinase, sarımsak doğrandıktan sonra 10 dakika bekletilirse daha etkili oluyor.

Limon: Haftada bir yemek kaşığı limon suyu içmek içindeki D-limonene maddesi sayesinde cilt kanseri riskini yüzde 30 düşürüyor.

Ketçap: Katkısız ketçap, domatesten iki kat fazla kanserle savaşan lycopene maddesi içeriyor.

vatan, 25/06/2008

Kanse Hücresinin Üremesini Engelliyor

Turşusundan çorbasına, kapuskasından sarmasına kadar envai çeşit yemeği yapılan lahanayı özellikle kış aylarında sofralarınızdan eksik etmeyin. Hala bu lezzeti keşfetmediyseniz, önce salatasını ve çorbasını deneyin.

Birçok yöremizde "kelem" ismiyle de anılan lahana adeta doğal bir eczane. Yüzlerce yemek çeşidiyle mutfaklardaki önemini sürdüren lahana, en çok yenildiğinde faydalı oluyor. Suyunu içmek ise bir çok derde deva.

Lahananın çok önemli iyileştirici özellikleri eski çağlarda da bilinirdi. Ama onun bu özellikleri ancak 1950 sonrasında yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlandı. İçeriğinde bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum bulunan lahana; iştah açıyor, sindirim ve sinir sistemini düzenliyor, vücut direncini arttırıyor.

Hücrelerin, kasların ve dokuların gelişimini sağlıyor.
Kandaki şeker miktarını düşürüyor.
Sarılık ve safra kesesi hastalıklarına ve astıma karşı faydalı olduğu biliniyor.
Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasına yarıyor.
Lahana, mide ve oniki parmak bağırsağı ile ülser tedavisinde de etki sağlıyor.
En önemlisi de kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde içeriyor.
Çiğ yendiğinde bazı midelerde şişkinliğe yol açabiliyor.
Bu durumda içilecek bir bardak kimyon çayı rahatlatıyor.
Guatr hastalarının kontrollü yemesi gerekiyor.

LAHANA SALATASI

Malzemeler:

1 adet küçük lahana - 1 kahve fincanı zeytinyağı - 3 çorba kaşığı limon suyu - 1 kahve kaşığı kırmızıbiber - 2 kahve kaşığı soğan suyu - 2 kahve kaşığı tuz - 1 çorba kaşığı domates suyu.

Hazırlanışı:

Lahana yapraklarını yıkayıp bir saat soğuk suda bırakın. Suyunu süzün. Bir kapta zeytinyağı, limon suyu, domates suyu, tuz, kırmızıbiber ve soğan suyunu çatalla vurarak iyice karıştırın. Lahanayı keserek salata kabına alın. Sosunu üstüne dökerek karıştırıp servis yapın.

LAHANA ÇORBASI

Malzemeler:

1 orta boy lahananın yarısı veya 1 paket brüksel lahanası - 1 büyük kereviz - 1/ 2 demet maydanoz - 3 taze soğan - 2 dolmalık biber - 3 domates - 1 çay kaşığı köri - 1 çay kaşığı kırmızı biber - 1 çay kaşığı tuz

Hazırlanışı:

Bütün malzemeleri doğrayın. Kısık ateşte düdüklü tencereye koyup üzerini kapatacak kadar su ekleyin. Kaynamaya başlayınca köri, biber ve tuzu ilave edip servis edin.

Yenişafak, 11/02/2008 

Melatonin Hormonu Kanserden Koruyor

Tevfik Dorak İngiltere'nin Newcastle Üniversitesi'nde yaptığı kanser araştırmalarıyla dünya tıp literatürüne geçmiş çarpıcı bulgular edindi. Bunlardan biri, karanlıkla kanser arasındaki ilişki. Dorak vücudun, hücre yenileyici ve bağışıklık sistemi düzenleyici melatonin hormonunu gece karanlıkta salgıladığını hatırlayıp uyarıyor:

"Karanlıkta uzun ve düzenli uyku bu salgıyı ve kansere bağışıklığı artırıyor. Körlerde kanser riski bu yüzden az"

Gece 23.00 ila 03.00 arasında salgılanan ve vücudun savunma mekanizmasını güçlendirip, yaşlanmayı geciktiren bir hormon var: Melatonin. Ve sadece gece ve sadece teknolojinin bütün fişleri çekilince devreye giriyor.

Işığı söndürüp, TV'nizi kapamış olsanız da yetmiyor, fişlerini çıkarıp, mümkünse yattığınız odanın şalterini indirmeniz gerekiyor. Tabii çocuklarınızın odasına da aynı şeyi yapmalısınız.

Melatonin hormonu kansere karşı koruyucu mu?

Melatonin beyinde yalnızca geceleri ve karanlıkta salgılanan
bir hormon. Vücudun ayarı ile ilgili iş yapıyor. Yapılan çalışmalar melatoninin gerçekten kanseri önleyici etkileri ve hücresel hasarın onarımında çok önemli rolü olduğunu, ayrıca bağışıklık sistemini destekleyici etkileri de olduğunu gösteriyor. Melatonin hormonu çocuklar üzerinde de etkili.

ABD ve Avrupa'da lösemili ve kanserli çocuk sayılarının artmasından sonra yapılan araştırmalar sonucunda ailelerden çocuklarını kesinlikle karanlık ortamlarda yatırmaları isteniyor. Çünkü melatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi olduğu biliniyor. Ancak bu hormon ışığa duyarlı. Yapılan deneylerde uyuyan kişinin hormon salgısı izlenirken ışığın açıldığında hormonun azaldığı, karanlıkta yoğun olarak salgılandığı tespit edilmiştir.

TÜMÖRLERİ BÜYÜTMÜYOR

Yapılan hayvan deneyleri de melatoninin kanser ile direkt ilişkisi olduğunu gösteriyor. Ayrıca körlerin daha az kansere yakalanması da bunun bir göstergesi olarak ortaya çıkıyor. Yanı sıra düzenli olarak gece çalışan hemşirelerde meme kanserinin arttığı tespit ediliyor. Melatonin meme tümörlerinin büyümesini de azaltıyor, kalp ve damar hastalıklarını yavaşlatıyor, üreme fonksiyonunu artırıyor. Depresyonlu kişilerde bu hormon düşük.

Vücudun savunma mekanizmasını nasıl güçlendirebiliriz?

Vücudumuzun yeteri kadar kendini koruma mekanizması var. Önemli olan bu mekanizmaların çalışmasına engel olmadan bu mekanizmaları destekleyici davranış biçimlerini geliştirmek.

Örneğin düzenli olarak geceleri vakitli yatıp uyumamız vücudun kendini onarması için yapabileceğimiz en güzel hareket. Akşamları çok geç kalmadan tam karanlıkta yatıp uyursak vücudumuza en yararlı işlemi yapmış oluruz. Eskilerin dediği gibi erken yatıp erken kalkmak dışarıdan melatonin almaya veya antioksidan almaya gerek bırakmayacak bir durum.

IŞIĞI SÖNDÜRÜN TV'Yi KAPATIN

Dr. Tevfik Dorak melatonin salgısını azaltacak davranışlardan (ışık açık yatmak, televizyon karşısında uyumamak gibi) kaçınmanın, akla gelen bazı basit tedbirlerden olduğunu belirtiyor. Geceleri uyurken hiçbir şekilde yattığınız odada ışık bulunmaması gerekir.

Melatonin ilaç olarak alınırsa kanserden korur mu?


Melatonin özellikle Amerika'da ilaç olarak bulunan ve de en çok 'jetlag' için kullanılan bir madde. Bilinçsiz ve düzensiz kullanımı hiçbir şekilde tavsiye edilmiyor. Nedeni sadece geceleri yükselen bir hormon olması nedeniyle yüksek olmaması gereken gündüz saatlerinde kan düzeylerini yükseltecek şekilde ilaç alımının yarar yerine zarar vermesi.

Hangi gıdalarda melatonin var?

Vişne, lahana, badem, fındık türü besinler melatoninden zengin. Ayrıca papatya çayıyında da bulunur. Gıdaların akşam saatlerinde alınması daha uygun.

bugün, 11/07/2008

Gölevez Bitkisi Bağırsak Kanserine İyi Geliyor

Son yıllarda sıklıkla görülen bağırsak kanserine karşı iyi geldiği uzmanlar tarafından da onaylanan gölevez bitkisi, Akdeniz sahillerinde yetişiyor.

Tropikal iklim kuşağının hakim olduğu Afrika, Orta Amerika ve Pasifik adalarında yetişen ve 400-500 milyon insanın temel gıda kaynağı haline gelen gölevez bitkisi, Türkiye'de henüz çok fazla tanınmıyor.

Silifke İlçe Tarım Müdürlüğü'nce adaptasyon çalışmaları yapılan gölevez bitkisinin bağırsak kanserine iyi geldiği belirtildi. 

Gıda Yüksek Mühendisi Mevlüt Şen, gölevez bitkisinin anavatanının, tropikal iklim kuşağının hakim olduğu Afrika, Orta Amerika ve Pasifik adaları olduğunu belirterek, Türkiye'de ise Mersin'in Anamur ve Bozyazı ilçesi ile Antalya'nın Alanya ve Gazipaşa ilçelerinin sahil kesimlerinde yetiştirildiğini söyledi. 

Potasyum açısından çok zengin

Gölevezin uzun saplarının üzerindeki geniş yapraklarıyla dikkati çeken, nişastalı bitkiler sınıfında yer alan ve potasyum açısından zengin bir bitki olduğuna dikkat çeken Şen, bitkinin Türkiye'de çok fazla tanınmadığını vurguladı. 

500 milyon insanın temel gıdası

Gölevezin, Asya, Afrika, Orta Amerika ve Pasifik adalarında yaşayan 400-500 milyon insanın temel gıda kaynağı olduğunu ifade eden Şen, bitkinin, sıcaklığın sıfır derecenin altına düşmediği, rakımın düşük olduğu ova kesiminde, sulama olanakları ve taban suyu uygun arazilerde ilkbahar, yaz ve sonbahar mevsiminde yetiştirildiğini kaydetti. 

Mevlüt Şen, yapılan araştırmalarda Gölevez'in kanserojen maddeyi emme miktarının, çift yapraklı olan patates yumrusu ve lahana yapraklarının hücre zarlarındaki emme miktarından oldukça yüksek bulunduğunun altını çizdi. 

Gölevez yumrularının haşlanıp sumak, limon ve tuz ilavesiyle yendiğini anlatan Şen, "Çiğ halde yenmez. Suda pişirilirken bamya gibi musilaj madde salgılamaktadır. Bu salgıyı önlemek için bir miktar limon sıkılmalıdır. Yumrularından da yemek yapılır. Kuru fasulye ve nohut yemekleri gibi isteğe bağlı olarak et ile haşlanarak yemeği yapılmaktadır. 

Gölevez yumrusundan un ve nişasta bile yapılabiliyor

Tropik ve subturopik ülkelerde gölevez yumrusu konserve, püre, un, cips, şehriye, ve dondurulmuş gıda olarak değerlendirilmektedir. Gölevez yumrusundan mantı, gıdalara katkı için un, nişasta, kabuklarından yem, yapraklarından da sarma yapılmaktadır. Gölevez yumrusu unu keklere ve ekmeklere katılmakta, güveci, közlemesi, ve yüksük çorbası da yapılmaktadır. 

Türkiye'de yılda bin ton üretiliyor

Gölevez bitkisi Türkiye'de yerel tüketimin yanı sıra Kıbrıs ve İngiltere'ye ihraç edilmektedir. Dünya üzerinde 43 devlette yaygın olarak üretilen gölevezin dünya üretimi 5 milyon 695 bin ton olup Türkiye üretimi ise bin tondur" dedi. 

Gölevez, yılanlıgiller familyasından olup 'kolokas' olarak da bilinir. Yaygın olarak bilinen adı 'taro'dur. Dik bir şekilde çıkan uzun yaprak saplarının üzerinde geniş yapraklarıyla otsu yapıda olan gölevez, bir yıllık bir bitkidir. Yaprak sapları, toprak altındaki yumru ve yumurcakların tepesindeki helezonların içinden çıkmaktadır. Yumruları silindir ve küre şeklindedir. Yumruların etrafını saracak şekilde yanlarından yumrucuklar çıkmaktadır. Gölevezin yaprağı fil kulağı çiçeğinin yapraklarına benzer.

Sürekli yağmurların ve yüksek sıcaklığın hakim olduğu tropik bölgelerde dikimden sonra sulama gerektirmeden kendiliğinden yetişir.

iha, 07/04/2008

Soya, Meme Kanseri Riskini Azaltıyor

Japonya'da yapılan bir araştırma, düzenli olarak soya içerikli yiyecekler tüketen kadınlarda meme kanserinin görülme riskinin daha az olduğunu ortaya koydu.

Tokyo Ulusal Kanser Merkezinin araştırmasında, soyada bulunan ve kanserli hücrelerin büyümesini sağlayan proteinlerin üretimini engelleyen "genisteine" adlı maddenin vücutlarında yüksek oranda görüldüğü kadınların meme kanserine yakalanma oranının az olduğu belirtildi.

Japonya'da ortalama 10 buçuk yıl boyunca çeşitli biçimlerde soya tüketen 40 ila 69 yaş arası yaklaşık 25 bin kadın üzerinde yapılan araştırmada, bilim insanları, meme kanserine yakalanan 144 kadınla yakalanmayan 288 kadından alınan kan örneklerini karşılaştırarak vücuttaki genisteine maddesi yoğunlaşmasıyla meme kanseri arasındaki bağı araştırdılar.

Araştırmada, vücutlarında yüksek oranda genisteine bulunan kadınların meme kanserine yakalanma riskinin bu maddenin az olduğu kadınlara oranla üç kat daha az olduğu ortaya çıktı.

Araştırmada, genisteine oranının yüksek görüldüğü kadınların, soya loru olarak da bilinen ve nagari adlı bir maddeyle lor haline getirilmiş soya loru "tofu"yu günde ortalama 100 gram, fermente edilmiş soya fasulyesi yiyeceği "natto"yu da 50 gram tükettikleri örnek olarak verildi.

Araştırmada bununla birlikte, genisteine maddesinin özellikle ek gıda takviyesi olarak aşırı tüketiminin meme kanseri riskini artırabileceği uyarısında da bulunuldu.

Öte yandan Japonya'da yayımlanan bir diğer araştırma, düzenli olarak soya içerikli ürünleri tüketen kadınlarda kalp krizi riskinin meydana gelme oranının 3 ila 4 kez daha az olduğunu gösterdi.

ntvmsnbc, 07/03/2008

Belirli ölçülerde alınan bu besinler de kanser hastalığına karşı vücudu koruyor.

New York Üniversitesi egzersiz yapmanın hayati olduğunu hatırlattı ve kanserden koruyan 4 besini sıraladı:

D vitamini: D vitamini alan kişilerde kanser riski yüze 60 ile 77 arasında azalıyor. Güneş ışığından alınan D vitamini bağışıklık sistemini koruyor ve kanser hücrelerinin yok edilmesinde etkili oluyor. Sardalya ve somon gibi balıklarda da bulunuyor.

Üzüm: Üzüm ve yaban mersinine mavimsi rengini veren "pterostilbene" adlı madde özellikle bağırsak kanseriyle savaşıyor.

Ceviz: Yüksek miktarda selenyum içeriyor. Her gün bir avuç yiyenlerde akciğer kanseri riski yüzde 46 oranında azalıyor.

Egzersiz: Haftada bir kez 1 saat egzersiz yapanların prostat kanseri riski yüzde 38 azalıyor.

Çay: Günde üç fincan çay içenlerde boğaz kanserine yakalanma riski, içmeyenlere göre yarı yarıya düşüyor. Yeşil çayda daha yüksek oranda bulunan antioksidanlar kansere karşı etkili.

haber5, 05/03/2008

Kanser Riskini Arttıran ve Azaltan Yiyecekler

Günümüzde yapılan bilimsel çalışmalar sonucu; kanser hastalarının yaklaşık %30'unun sigara kullanımı, yaklaşık %35'i beslenme kaynaklı olduğunu gösteriyor. %3'ününde alkol kullanımına bağlı tutuluyor.

Tüketilen besinlerin kalitesi ve miktarı yeni oluşan bir hücre için çok önem taşıyor. Bazı kanser türlerinin, bazı ülkelerde sık sık görülmesi, bu ülkelerdeki yaşam koşullarıyla ilişkilendirilmesine neden olmuştur. Mide kanserinin Japonya'da sık görülmesi Japon halkının beslenmesinde tuza fazla yer vermesine bağlanmıştır. Karaciğer kanserinin en çok tropikal ülkelerde görülmesi, bu bölgelerdeki iklimden dolayı küflenmiş yer fıstığı ve tahıl tüketimine bağlanmıştır.

Bazı besinlerde bulunan bazı özel maddeler kanser oluşumunu engeller. Bu maddeler vücutta kimyasal kanserojenlerin oluşumunu önler, vücuda giren kanserojerlerin etkisini yok eder, kanser hücrelerinin çoğalmasını yavaşlatır. Ailesinde kanser olanlar, sigara içenler, kirli havanın olduğu bölgelerde yaşayanlar bu yiyeceklere diyetlerinde fazla yer vermelidirler.

İşte bu yiyecekler:

Bezelye iyi bir koruyucu

Soya fasulyesi, mercimek, kuru fasulye, nohut, taze fasulye, bezelye (Bu yiyeceklerin içinde proteaz engelleyiciler bulunur.)

Meyve, ceviz, fıstık, fındık (oksitlenmeyi önleyici maddeler vardır.) Turunçgiller, kayısı, karadut, kızılcık, kiraz, vişne, kuş üzümü, kırmızı ve kara üzüm, diğer meyveler, soya fasulyesi (flavonoidler var). Lahana, karnabahar, ıspanak, pazı, turp, nane, kekik, pancar, şalgam, hardal yaprağı ve bunun gibi yenilebilen yabani otlar (bunların içindeki özel koku ve tat veren maddeler anti kanserojendir.) Sarımsak, soğan, pırasa (içindeki kükürtlü maddeler antikanserojendir.)

Bütün meyveler yararlı

Kanser Riskini Azaltıcı Besinler:

Yapılan araştırmalara göre antikanserojen vitaminleri (A vitamini- B vitaminleri- C vitamini - D vitamini- Mineralleri (selenyum, çinko, iyot, molibden, bakır, demir, calsiyum, mangenez) ve antioksidanları içeren besinlerin çok tüketilmesi kanser riskini azalttığı görülmüştür. Bütün taze sebze ve meyveler, tam tahıl ürünleri (ekmek, yulaf, bulgur vb.) kuru baklagiller kanser riskini azaltan besinlerdir.

Bol soğan ve sarımsak ilaçtır.

Kanser Hastasının Tedavisi Sürecinde Tıbbi Beslenme Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

Kanserli hastada hücre yıkımı yüksek olması nedeniyle yüksek ve kaliteli protein alımı sağlanmalıdır. Kanser tedavisi sırasında iştah kaybı, bulantı, kusma, besinlere karşı hassasiyet oluşumu sesbebiyle besin alımı azalmaktadır. Soğan - sarımsak - lahanagillerde bulunan sülfit grupları tümör oluşumunu yavaşlatır. Yemeklere bol soğan, sarımsak kullanılmalıdır. Yiyeceklere soğanlı - sarımsaklı soslar ilave edilebilir. Üzümde bulunan resveratrol denen fitokimyasallar da tümör oluşumunu yavaşlatmakta, tümör büyümesini zorlaştırmaktadır. Çekirdekli üzüm tüketimi arttırılmalıdır. Ya da ezilmiş öğütülmüş üzüm çekirdeği formları kullanılmalıdır.

Salam sucuğa dikkat!..

Yapılan bütün araştırmalarda bazı besinlerde kanser riskini artıran zararlı maddelerin bulunduğu saptanmıştır.

Kanser Riskini Arttıranlar:

Domuz eti, domuz pastırması

Hamburger

Sucuk, sosis, salam

Yağda kızartılmış besinler

Tuzlanmış besinler

Tütsülenmiş besinler

Nitrit- nitrit eklenmiş besinler (şarküteri ürünleri)

Doğrudan ateşte pişen etler (mangal, döner vb.gibi)

Yağlı ve yaşlı koyun, sığır, keçi, tavuk eti

Sade yağlı etten yapılan köfteler

haberturk, 26/02/2008

Kayısı: Kansere iyi Geliyor

İnönü Üniversitesi'nde yapılan araştırma, kayısının kanseri, karaciğer yetmezliğini ve kalp krizini önlediğini, alkolün olumsuz etkilerini ortadan kaldırdığı ortaya çıkardı.

İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Sitoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ali Otlu, İnönü Üniversitesi Kayısı Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Bayram Murat Asma ve Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Feral Öztürk'le birlikte Malatya Kayısı Araştırma ve Geliştirme Vakfı, Malatya Valiliği'nin iş birliğiyle araştırma yaptıklarını söyledi.

4 yıl önce başlattıkları araştırmanın kayısı için ilk olduğuna dikkati çeken Otlu, araştırmanın sonuçlarının kayısı ihracatına olumlu etkide bulunacağını, ihracat gelirini yıllık 200 milyon dolardan 500 milyon dolara çıkaracağını umduklarını ifade etti.

"Sindirim sistemi kanserlerinde önleyici etki"

Sindirim sistemi kanserlerinde kayısının çok önemli önleyici etkisi olduğunu gözlemlediklerini kaydeden Otlu, ''Deney hayvanlarına kayısı yedirdik. Kanser ilacı verdik. Kayısı ile beslenen grubunun diğer gruplara göre daha az zarar gördüğünü gözlemledik. Bu araştırmamız ABD'de önemli bir bilimsel dergide İngilizce yayınlandı'' dedi.

Karaciğer hastalıklarında kayısının olası etkileriyle ilgili de deney yaptıklarını belirten Otlu, ''Karaciğer hastalıklarında da kayısının çok önemli faydası olduğunu gözlemledik. Karaciğer yağlanmasını önlüyor'' diye konuştu.

"Kalbe ve böbreklere de yararlı"

Kayısının kalbe ve böbreklere de yararlı olduğunu tespit ettiklerini bildiren Prof. Dr. Otlu, deney hayvanlarından kayısı yiyenlerin daha dayanıklı olduğunu gözlemlediklerini söyledi.

Kayısının alkolün zararlarına etkilerini de araştırdıklarını ifade eden Otlu, ''Deney hayvanlarına alkol verdik. Bunun sonuçlarına baktık. Kayısıyla beslenenlerde üreme işlemlerinin alkolden dolayı zarar görmediğini gözlemledik'' dedi.

Otlu, kayısının yararlarına ilişkin 4 araştırma daha sürdürdüklerini kaydetti. Prof. Dr. Otlu, kayısı ihracatı yapan şirketlerin kayısının bilimsel yararlarıyla ilgili araştırmalar için kaynak ayırmasını istedi.

haber10, 29/01/2008

Kansere Karşı 3 Kara

Prof.Dr. Topuz, kanserden korunmak için 'üç kara' formülü önerdi: Kuru kara üzüm, kuru kara kayısı ve kuru kara erik.

Topuz yeşillerin öncelikli olduğunu vurgulayarak; üç kara olarak tanımlanan üzüm, kayısı ve eriğin da önemli etkiye sahip olduğunu belirtti.

TAZE YEŞİL BİBER, PORTAKAL SUYU...

Kansere karşı nasıl beslenilmeli? Hem önleyici hem tedavi sürecinde nelere dikkat etmek gerekir?

Antioksidanlar:

Oksitlenme olaylarını baskılayan maddelerdir. İnsanda normal biyokimyasal olaylardan sonra ortaya çıkan, kanda serbest dolaşarak sağlıklı hücrelere adeta saldıran ve onların DNA yapılarını değiştirerek tümör gelişmesine zorlayan maddelere karşı vücudu korudukları belirtiliyor. Ancak, kanser riskini düşürmekteki rolleri henüz kesinleşmediği için araştırmalar devam ediyor. Bu grubun önde gelenleri vitamin-C, beta-karoten ve vitamin-E'dir.

Vitamin-C ağız boşluğu, yemek borusu ve mide kanserlerine karşı koruyucu olabilir. Ayrıca rektum, pankreas, rahim kanserlerinin gelişme riskini azaltabileceği, meme ve akciğer kanserine karşı koruma sağlayabileceği öngörülüyor. Vitamin-C kaynağı olaraksa, portakal, portakal suyu, taze yeşil biber, çilek, kırmızı biber, pişirilmiş brokoli gösteriliyor. Beta-karoten için kaynaklar koyu yeşil yapraklar, sarı-oranj meyve ve sebzeler olarak ifade ediliyor. Yüksek miktarda beta-karoten ise havuç, kabak, taze patates ve ıspanakta bulunuyor. Mide, akciğer, prostat, meme ve baş-boyun kanserlerinin gelişme riskini düşürebileceği olasılığından beta karoten zengini besinler öneriliyor. Bununla beraber, beta-karoten kullanımında kesin öneri öncesi daha çok araştırma gereksinimi vardır. Aşırı dozda alınması riskli kişilerde, aynı sigarada olduğu gibi, akciğer kanserine neden olabileceği düşünülüyor.

BROKOLİ, DUT, ARMUT, KAYISI, ŞEFTALİ

Fitokimyasallar:

Bitkilerin yapısında bulunan bazı kimyasal bileşiklerdir ve bitkileri bakteriler, virüslar ve mantarlara karşı korurlar. Ayrıca antioksidan, besin koruyucu ve kanser yapıcı ajanlara karşı engelleyici etkileri olabileceği bildiriliyor. Yüksek fitokimyasal maddeli yiyecekler brokoli, dutlar, soya kabukları, armutlar, şalgamlar, kereviz, havuç, ıspanak, zeytinler, domates, mercimek, kavun, sarımsak, kayısı, soğanlar, soya fasulyesi, yeşil çay, şeftali, kabaklar, kıvırcık ve Brüksel lahanadır.

DENİZ ÜRÜNLERİ, SARIMSAK, SOĞAN...

Omega-3 yağ asitleri:

Vücutta yapılmayan bu asitler yiyecekler veya ek katkılardan alınan yağ asitleridir. Deniz ürünleri, özellikle sıcak su ürünleri, keten tohumu yağı ve fasulyede bulunan bu asitlerin meme ve prostat kanserleri risk ve gelişmesini önlemede rolleri olabileceği bildiriliyor. Kuarsetin maddesi soğan ve sarımsakta bol miktarda vardır. Kanser öncesinde, tedavisi esnasında ve sonrasında çok etkilidir. Sarımsak çok faydalıdır. Hem enfeksiyonlara karşı korur, hem de yapılan çalışmalar sarımsağın mide kanserinden, bağırsak kanserinden, yemek borusu kanserinden ve akciğer kanserinden koruduğunu göstermiştir.

KEMOTERAPİDEN SONRA DENİZ ÜRÜNLERİ

Prostat kanserinde selenyum ispat edilmiş. Domatesin içindeki laykopen maddesi ispat edilmiş. Bunları verebilirsiniz. Kemoterapi vücuttaki normal hücreleri de tahrip edebilir. Vücudun genel durumunu bozabilir. İşte bunu düzeltmek için de tamamlayıcı tıbbın ayrı bir yeri vardır. Bu konuda da yine Omega-3 çok faydalı. Ama Omega-3'ü çok iyi balık yağından almak lazım. Okyanuslardaki sardalyalardan ve somon balıklarından elde edilen faydalıdır. Bunun dışında, selenyum, laykopen, bunlar bağışıklık sistemini güçlendirir. Ekinezya da öyle. Folikasit, hem kanserden korur, hem de kanserden sonra kemoterapinin yarattığını tahribatın önlenmesinde etkilidir. Ginseng, ananas, kara üzüm faydalıdır. Zerdeçal çok önemli bir maddedir. Hem tümör hücresini yok eder hem de immün sistemini güçlendirir. Çörekotu, zencefil, çok önemlidir. Bazı meme kanseri türlerinde keten tohumunu tavsiye ederiz. Ama bu her meme kanseri için geçerli değil.

ALKOL VE SİGARADAN KESİNLİKLE UZAK DURUN

Kesin olarak en önemli faktör sigara ve alkol. Eskiden kırmızı şarabın bir miktar içilmesini tavsiye ederdik. Ancak son çıkan yayınlar, günde iki bardak kırmızı şarap içenlerde meme kanseri riskinin arttığını gösterdi. Ve özellikle sert rakı, votka, viski, tekila gibi içkilerden kesinlikle uzak durulması gerek. Bunlar sigara ile birleştiklerinde kanser riskini yüksek oranda artırıyor.

Kanser tedavisi sırasında tamamlayıcı tıbbın rolü:

Kanser meydana geldiyse işte bizim için asıl tehlike buradadır. Hastalarımızın bilinçsizce kullanacağı herhangi bir bitki kanser olayını tetikleyebilir. Yani kanser için verdiğimiz ilaçları ya nötralize eder ya da potansiyelize eder. Onun için hastaların kesinlikle tamamlayıcı ya da alternatif ilaçları doktora danışmadan kullanmaması gerekir.

ANTİDEPRESAN İLAÇLARI ALMAYIN

En basitini söyleyeyim: Kadınların yüzde 40'ının kullandığı bir antidepresan ilaç var. Diğer bütün ilaçları bloke ediyor. Mesela greyfurt suyu. Bağırsakta P450 denen bir enzim var. İlacın emilmesine mani olduğu gibi, ilacı dört kat potansiyalize edebiliyor. Yani hastayı zehirliyor. Onun için doktorun çok bilinçli olarak hastasına bunu izah edip yasaklaması gerekiyor.

KURU ACI BİBER KANSERE NEDEN OLABİLİR

Acı biberin, immün (bağışıklık) sistemini güçlendirdiği ve hayvan deneylerinde tümörlü farelerin tümörlerini küçülttüğü görülmüştür. Ama bu taze acı biber, arnavut biberi. Güneydoğu'da sıklıkla kullanılan kuru acı biber aflatoksin içerir ve bu madde karaciğer kanserine sebep olur.

'Allah inancı, doktora güven, aile sevgisi...'

KANSERLE MÜCADELENİN ÜÇ SACAYAĞI:

Bu süreçte inanç gerçekten çok önemlidir. Seni yaratanın varlığına mutlaka öncelikle olarak inanmalısın. Sonra doktorunun seni tedavi edeceğine inanarak güvenmelisin. Aile sevgisi mutlaka olmalı. Sevgisiz hiçbir şey olmaz. Bunlar tedavide şart kanunlardır. Bunlar olmazsa olmaz. Ancak ben Allah'a inanıyorum diye de tedavi olmazsanız, beni nasıl olsa Allah kurtarır derseniz işte o zaman öbür tarafa çok erken giderseniz. Meditasyon, yogo, gülmek bunları hayatınızdan çıkarmayın.

Duanın kanser hastaları üzerindeki etkisiyle ilgili bir çalışmamız var.

Kanser tedavisi konusunda inanç da çok önemli. İnancın, hastaların immün sistemini güçlendirdiği iddia ediliyor. İtalya'daki Katolik kiliselerinde bununla ilgili araştırmalar yapıldı. Araştırmanın sonuçları gösterdi ki dua ve inanç hastaların immün sistemini güçlendiriyor. Her zaman için, hangi dinden olursa olsun... Hastalığı inançla beraber yeneceğimizi her zaman söyleriz. Bu gayet normal. Çünkü inanmazsan zaten kaybedersin.

Gürültülü müzik kanser yapar

BACH, MOZART DİNLEYİN

Gürültülü müzikten uzak duracaksınız. Fareler üzerinde yapılan bir araştırmada gürültülü müziğin kanser yaptığı görülmüştür.

Tedavide kanser şarlatanlarına dikkat edin!

hürriyet, 16/12/2007

Kansere Yeşil Kalkan

Yeşil yapraklı bitkilerin antioksidan etkisi 100 bin kişiden 300'ünde görülen kanseri önlemede birebir etkili.

 

Zengin-fakir hemen her ailenin sofrasından eksik etmediği değişik salata menülerinde kullanılan yeşil yapraklı sebze ve bitkilerin ve bazı meyvelerin içerdikleri vitamin, mineral ve öğelerle kanserden koruyucu etki yaptığı bildirildi.

Erzurum İl Sağlık Müdür Yardımcısı ve İl Kanser Koordinatörü Dr. Siyami Kotan, kanser ve beslenme ilişkisi konusunda bilgiler verdi. Dr. Kotan, kanserin kontrolsüz çoğalan hücrelerin normal işlevi olan hücreleri öldürmeleri sonucu ortaya çıkan ve 200'den fazla türünün tanımlandığı bir hastalık olduğunu söyledi.

Oran yüksek, sebep çok

Vücuttaki tüm organ ve dokularda kanserin gelişebileceğini bildiren Kotan, hastalığın öldürücü olma oranının yüksek olduğunu, erişkin nüfusta her yıl 100 bin kişide 150 ila 300 kişide görüldüğünü ifade etti. Kotan, kanserin kalıtımsal faktörler yanında sigara, çevre kirliliği ve beslenme gibi faktörlerin etkisinde olduğunu da kaydetti

Epidemiyolojik ve deneysel çalışmalarda beslenme ve kanser ilişkisinin ortaya konulduğunu vurgulayan Kotan, besinlerin kanser yapıcı ve kanser önleyici özellikler taşıdığını, ayrıca besinlere uygulanan pişirme, saklama işlemlerinin de zararlı maddelerin oluşumuna yol açabileceğini hatırlattı.

Yeşil dostu olmalısınız

Kansere karşı koruyucu etkisi olan vitaminler arasında sayılan A vitamininin yeşil ve sarı renkli sebze ve meyvelerde bulunduğunu kaydeden Kotan, bu vitamini içeren sebzelerin güçlü antitoksidan özelliği bulunduğuna işaret etti. Vücuda alınan kanserojenleri etkisiz hale getirdiği kaydedilen C vitaminin de limon ve turunçgiller ile maydanoz, tere, roka ve yeşil yapraklı sebzeler ile karnabahar, yeşil sivri biber ve domateste bulunduğunu belirten Dr. Kotan,

E vitamini bulunan yeşil yapraklı sebzelerin de bazı toksik maddelerin etkilerini azaltarak kanserden koruyucu etki gösterdiğini, güçlü bir antitoksidan olduğu için yağların ve hücrelerin oksidasyonunu önlediğini söyledi.

Bağırsak için kalsiyum

Dr. Kotan , salata malzemesi olarak kullanılan sebze ve bitkilerdeki kansere karşı önleyici etki gösteren mineralleri ise şöyle sıraladı:

"Molibden: Vücudun bu minerale gereksinimi düşüktür. Koyu yeşil sebzelerde bulunur.
Demir: Yeşil yapraklı sebzelerde bulunan bu minarelin fazla alınması gerekiyor. Bazı kimyasal kansorejenlerin etkisini azaltıyor.
Kalsiyum: Kemik gelişimi ve sağlığı için önemli bir besin öğesi. Yeşil yapraklı sebzelerde bulunuyor. Kemik ve kalın bağırsak kanseri riskini azaltıyor. Özel koku ve tat veren lahanalar ve kükürt içeren sarımsak, soğan da bu kategoride yerini alıyor."

Günde en az iki porsiyon

Dr. Kotan, soğan, sarımsak, lahana, havuç, marul, kıvırcık, salatalık, şalgam, turp, maydanoz, tere, nane, roka, biber, taze fasulye, bezelye, patlıcan, limon ve nar gibi sebze ve meyveler ile yenebilen otlar, domates ve birçok sebzenin de katılarak yapıldığı salatalardan günde en az 2 porsiyon tüketilmesi gerektiğini, bunların yanında günlük sebze ve meyve tüketiminin 5 porsiyon olması gerektiğini bildirdi.

haber7, 30/11/2007 

Kanserden Korunmanın 10 Kolay Yolu

Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal, çağın vebası olarak nitelendirilen kanserden korunmak için 10 maddelik bir reçete hazırladı. İşte reçete:..

1- Kızartmaları unutun: Kızartma yağlarını kesinlikle tekrar kullanmayın. Yağlardan aldığınız kalori günlük kalori alımının yüzde 30'unu geçmesin. Sofranızda lifli gıdalara ağırlık verin, rafine gıdalardan olabildiğince kaçının.

2- Tuzdan kaçının: Tuz kendisi kanser yapmasa da, mide yüzeyinin yapısını bozarak kanserojen maddelere ortam hazırlar. Tuzun bolca kullanıldığı turşulardaki nitrozamin denilen maddeler kanser oluşumunda etkilidir. Yapılan araştırmalar, dondurarak saklama yönteminin tercih edildiği ülkelerde mide kanseri görülme sıklığının yüzde 64 azaldığını gösteriyor.

3- Fast food'a son: Aşırı karbonhidratlı ve yüksek ısıda pişirilen bisküviler bile kanser açısından çok tehlikeli. Patates kızartmaları, tuzlu krakerler, katkılı konserveler, yağlı ve pişmiş et içerikli fast food'lar da tehlike sinyali veren yiyecekler.

4- Sebzeleri iyi yıkayın: Dünyada kanserin artma nedenlerinin başında tarım ilaçlarının bilinçsiz kullanımı geliyor. Bu ilaçlar sebze ve meyveleri yıkamakla da çıkmaz. Kabuklarını ayıklasanız da yiyeceklerin çekirdeklerine kadar girer. Bu da kansere karşı hem kendiniz, hem de çocuklarınız için büyük bir tehlike oluşturur.

5- Şişmanlamayın: Fiziksel aktivitenin azalması ve şişmanlık, kanser türlerinde artışa neden olur. Bilimsel çalışmalar meme, rahim, bağırsak, yemek borusu ve böbrek kanserlerinde şişmanlığın bir risk faktörü olduğunu kanıtladı. Şişmanlığın engellenmesi ve fiziksel aktivitenin arttırılması kanserin engellenmesinde son derece önemli bir araçtır.

6- Alkole bağlanmayın: Kronik alkol bağımlılığı, başta karaciğer kanseri olmak üzere, özellikle alkol sigarayla birlikte tüketildiğinde ağız, boğaz, yemek borusu, gırtlak ve mide kanserine neden olabilir. Bu yüzden kendinizi günde en çok iki kadehle sınırlamaya çalışın.

7- Doğru beslenin: Yanlış beslenme bütün kanserlerin yüzde 35'inden sorumludur. İdeal diyet; sebze, meyve, tahıl ve düşük yağlı yiyeceklerle gerçekleştirilir. Bebek emzirmek, genç yaşlardan itibaren egzersiz yapmak ve bazı vitaminler meme kanserinden korunmada faydalıdır. Yüksek yağlı diyetler meme, rahim ve prostat kanseri ile bağlantılı olabilir.

8- Güneşten korunun: Güneş ve solaryum deride erken yaşlanma ve hasar oluşturarak cilt kanserine neden olabilir. Cilt kanserinden korunmak için güneşten koruyucu krem kullanmak ve güneş ışınlarının tehlikeli olduğu saatlerde güneşe çıkmamak gerekir. Cildinizdeki benlere de dikkat edin. Benlerinizde herhangi bir büyüme, kabarıklık veya renklerinde koyulaşma fark ettiğinizde doktora başvurun.

9- Pillere dikkat: Kanserin ortaya çıkmasının önemli bir nedeni de çevre kirliliğidir. İnsanoğlu toprağı kazıp pek çok madeni yeryüzüne çıkarmakta, ne var ki aslında yeryüzünde bulunmaması gereken bu madenlerin atıklarını zararsızlaştırmada aynı duyarlılığı göstermemektedir. Her gün kullanılıp çöpe atılan piller bunun en basit örneğidir. Stratosferik ozonun azalması ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerini artırmıştır ve bu cilt kanserine neden olur.

10- Sigarasız bir yaşam: Kanserin yol açtığı ölümlerin yüzde 30'u sigara ve diğer tütün ürünlerine bağlıdır. Sigara içilmese bile sigara içilen ortamlarda bulunulması da akciğer kanseri riskini 1.5 kat arttırmaktadır. Sigara akciğer kanseri başta olmak üzere boğaz, yemek borusu, mesane, pankreas, böbrek, rahim ağzı ve meme kanserlerinin oluşumunda önemli rol oynar.

sabah, 08/11/2007

Kanserle Savaşan Yöntemler

DÜNYA Kanser Araştırmaları Vakfı (WCRF) bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırmaya imza attı. Beş yılda dünya çapında kanserle ilgili yapılan tam 500 bin araştırmanın incelendiği çalışmada sonucunda, kanserden korunmanın yolları belirlendi. Uzmanlara göre kansere karşı korunmanın en büyük yolu, sosis, salam gibi işlenmiş et ürünlerinden uzak durmak. Bu ürünler akciğer, gırtlak, mide ve prostat kanserini de tetikleyebiliyor. Araştırmada kanserle savaş için şu sonuçlara varıldı:

SEBZE
Günde 5 porsiyon (400 gr.) sebze ve en az bir porsiyon meyve yemek tüm kanserlere yakalanma olasılığını düşürüyor.

İŞLENMİŞ ET
Salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş etleri alışkanlıklarınızdan bir an önce bırakın. Az ya da çok yemek fark etmiyor.

EGZERSİZ
Günde en az 30 dakika spor yapmaya bakın. Vücudunuz forma girdiğinde 60 dakikaya çıkarın. Egzersiz, her kanseri önleyebiliyor.

ALKOL
Alkol ağız, gırtlak, bağırsak kanserine ve meme kanserine neden olabiliyor.

TUZ
Mide kanserinin en büyük nedenlerinden biri tuzlu yiyecekler. Günde 6 gram (bir çay kaşığı) tuz ya da 2.4 gram sodyumdan fazlası zararlı.

OBEZİTE
Vücüt kitle endeksiniz 18,4 ve 24,9 arasında ise tehlike yok. Vakıf Başkanı Sir Michael Marmot: "Ne kadar obez olursanız, kansere yakalanma riskiniz o kadar artıyor. 21 yaşından sonra kilo almayın"

UZUN BOY
Uzun boylu insanların kansere yakalanma riski biraz daha fazla. Uzun boyun bağırsak ve menopoz sonrası göğüs kanseriyle bağlantısı olduğu biliniyor.

vatan, 02/11/2007

Kanserle Savaşan Yiyecekler

Günde 5 porsiyon sebze ve meyve yenmesi kanser riskini yüzde 20'den fazla azaltıyor.

ABD'nin önde gelen sağlık ve tıp yazarlarından Dr. Maggie Greenwood-Robinson kanser ve beslenme ilişkisi üzerine yapılan araştırmanın sonuçlarından şu açıklamaları yatı.

Sebze yiyin!
Günde 5 porsiyon sebze ve yemek yenmesi kanser riskini yüzde 20'den daha fazla düşürüyor. Kitapta, kansere karşı en koruyucu sebze ve meyveler; havuç, soğan, sarımsak, brokoli, yeşil yapraklılar, domates, narenciye ve baklagiller olarak sıralanıyor.

Doymuş yağlar yakından ilişkili
Gelecekte kanserle savaş çabalarının 'mucize haplar' yerine diyetsel ayarlamalar etrafında dönecektir. Doymuş ve trans yağların; prostat, kolon ve göğüs kanserleriyle ilişkili olduğuna işaret ediliyor.

Beslenmede yağ oranı düşürülmelidir.

Lİfli gıdalar tüketin
Lifli yiyecek tüketiminin artırılması ve güçlü bir kanser savaşçısı olan C ve E vitaminlerinin bolca alınması gerekir. Eğer aktif kalırsanız, sağlıklı bir kiloyu koruyup, sigara içmezseniz ve doğru beslenmeyi sürdürürseniz, kanser riskiniz yüzde 70'e kadar azalır.

Yiyecekler:

Mesane: Sarımsak, yeşil yapraklı sebzeler, soya ürünleri, çay (yeşil ya da siyah), sarı-turuncu sebzeler, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri.

Göğüs: Yüzde 1 yağlı süt, elma, buğday kepeği, Brezilya fındığı, baklagiller ve fasulyeler, brokoli, Brüksel lahanası, küçük mantarlar, lahana, havuç ve havuç suyu, kiraz, vişne, yağlı balık (somon, ton), keten tohumu, keten tohumu yağı, sarımsak, kök lahana, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, kırmızı turp, soya ürünleri, ıspanak, tam tahıllar, sarı-turuncu sebzeler, yoğurt.

Kolon: Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç, karnıbahar, sap kereviz, yağlı balıklar, sarımsak, üzüm ve üzüm suyu, kara lahana, baklagiller, kıvırcık, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, yulaf kepeği, tam tahıllar, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri.

Yemek borusu: Yeşil çay, domates, domates ürünleri.

Karaciğer: Sarımsak, yeşil çay.

Akciğer: Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç ve diğer sarı turuncu sebzeler, karnabahar, acı biber, kara lahana, düşük yağlı süt ürünleri (kaymağı alınmış süt hariç), soğan, portakal, ıspanak, diğer yeşil yapraklı sebzeler, domates ve domates ürünleri.

Yumurtalık: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, karnıbahar, kara lahana ve diğer yeşil yapraklı sebzeler, sarı-turuncu sebzeler.

Pankreas: Baklagil, çay, domates ve domates ürünleri.

Prostat: Brezilya fındığı, Brüksel lahanası, brokoli, lahana, kanola yağı, karnabahar, kara lahana, az yağlı süt ürünleri, zeytinyağı, fıstık yağı, soya ürünleri, domates ve domates ürünleri.

Mide: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, bakla, sarımsak, yeşil çay, kara lahana, soğan, portakal ve diğer narenciye meyveleri, domates ve domates ürünleri, tam tahıllar.

ekolay, 29/10/2007

Kansere İyi Gelen Gıdalar

Onkoloji Enstitüsü direktörü Prof. Erkan Topuz'dan öneriler

Kolon kanserine deve dikeni sütü
"Kolon kanserini ne yapar? Bir kere kabızlık en önemli faktör. Onun için bağırsaklarımızı muhakkak yumuşak tutalım.
- Mesela dandelion denilen bir bir madde vardır. Türkiye'de henüz yok.
- Karaciğer kanserinden koruyan, taysıl dediğimiz deve dikeninin sütünden elde edilen bir madde vardır ki aşağı yukarı 30-40 yıldır Alman tıbbında, 3-4 bin senedir dünya tıbbında kullanılıyor.

Kolon kanseri riski olanların günde bir gram calsium, 100 mg aspirin almasıgerekir.Hasta olanların ise sürekli yoğurt yemesi gerekir. "

Sucuk, salam ve sosisten sakının
"Beyaz un, beyaz şeker, konserve, sucuk, salam, sosis, hazır meyve suları, margarin; bunlar genellikle kanserojen maddelerdir. Soya yağı ve keten tohumu meme kanseri olan ve sektörleri pozitif olan hastalara vermeyin. Ancak soya yağı, soya sütü, keten tohumu çocuğumuz küçük ve kansere meyili varsa o zaman korur. Bakın ne kadar çelişkili."

Kanser olan süt içmesin
"Büyüme hormonu sütle de vücuda geçiyor. Sütü çocuklar için söylemiyorum kanserli hastalara verdiğimiz zaman kanserde insülin seviyesini yani kanserojen maddeyi de yükseltir.

Kanser hastaları neler yapmalı?
Bir kere kilo almamalılar. Spor yapmalılar. Yağlı gıdalardan kaçmalılar."

Doğum kontrol hapına dikkat!
"Kadınlar, eğer memesinde fibrokist, ailesinde kanser varsa menopoza girdiği zaman kesinlikle hormon almamalı ve muhakkak çok sık meme kontrolleri yaptırmalı. Doğum kontrol hapını bir seneden fazla kullanmayın. Bir sene dinlenin. Çünkü over (yumurtalık) kanserini korur meme kanserini artırır."

Yoğurdu evinizde yapın, keçi peyniri yiyin. Cevizi de unutmayın!
" Brokoli, karnabahar, lahana, kırmızı lahana, kıvırcık salata, semiz otu, kırmızı turp salatası, kereviz, yeşil kabak ama bunlar mevsiminde yiyeceksiniz, turfanda değil...

Ayrıca bunlar kemoterapi esnasında yenmeli. En makbul gıda, en ucuz gıdadır. Şimdi soğan ve sarımsağa gelelim.

-Ceviz çok faydalıdır.
-Günde 4-5 acıbadem yenmeli.
-Kavrulmamış kayısı çekirdeğini 5 taneden fazla yemeyin, içinde bir madde vardır. 15 tane yerseniz ölüme sebebiyet verebilir.
-3 kara üzüm, kara erik, kara kayısı ama tazesini yiyeceksiniz.
-Kışın ise güneşte kurumuş gül kurusu makbuldur.
-Yoğurdu evde yapacaksınız. Katkısız olacak. Probiyotikten yapın ve soğuk sütün içine atın.
-Keçi peyniri ve çökelek de çok faydalıdır, özellikle karaciğer kanserine...

Süte bir bardak limon dökün, kesilsin ve içinde kalan peynirimsi kısmı dökün, suyunudan bardak bardak için... Şile Ağva ve Kilyos'ta böğürtlenleri kendiniz toplayın. Böğürtlenin hem yaprağında hem meyvesinde, hem kökünde, elledit asit vardır. Kendisini yemelisiniz. Ama meyvesi bir ay sürdüğü için yaprağını veriyoruz. Böğürtleni mevsiminde toplayın, şurubunu yapın. Çorba kaşığıyla yiyin, kolon kanserine büyük şifadır.

Kırmızı et olarak kuzu yiyin
"Genelilkle beyaz eti tavsiye ediyoruz. Balık tavuk hindi ve arkasından haftada bir kez kırmızı et veriyoruz. Ama lütfen kırmızı ette kuzu etini tercih ediniz. Çünkü genellikle kuzular hiçbir şekilde zehirlenmemiştir.

Niye kırmızı et zararlı? Hayvanlar genellikle otlayarak besleniyorlar. Etraftan inteksit (zehirlenmiş) dediğimiz otları yiyorlar, o da doğrudan doğruya adalelerine gidiyor. Ayrıca, growth factors, yani büyüme hormonu veriliyor. ancak kuzular daha otlamadan kesiliyor. Ne hormon veriliyor ne bir şey otluyor."

Kız çocuklarınıza asla turfanda yedirmeyin
"20 yaşına kadar bu diyet yapılırsa yüzde 60 korur. 20 yaşından sonra ise yüzde 20 korur. En çok kadınlarda meme kanserleri görülmektedir. Kız çocuklarını hormonal beslenmelerden uzak tutmak gerekir. Tüm gıdalarımızda hormon var. 15 Eylül'den 1 Ekim'e kadar domatesinizi salçanızı yapın.

Sakın turfanda yemeyin. Karnabahar varken brokoli yemeyin. Brüksel lahanası değil, 400 liralık lahana yiyin. Lahana, brokoli, semizotu, karnabahar meme kanserinin en büyük düşmanlarıdır. 12 yaş, erken bluğ, meme kanseri için çok önemli bir potansiyeldir, meme kanserini arttırır.

Haftada 3 kez yada daha fazla fast-food yiyen gençlerde beyin kanseri lenf kanseri ve kan kanseri 3 kat fazladır.

En faydalısı kanola yağı
"Fındık yağı, kanola yağı, zeytin yağını tavsiye ediyorum. Kanola yağı dünyada çok yaygındır, Türkiye'ye de yeni girdi ve en ucuz en kaliteli bitki yağıdır. Çocuklara. kanola ve zeytin yağı, keten tohumu ve soya yağı vermeliyiz. Kadınlara, kansere yakalanmadan önce vermeliyiz, ama kansere yakalandıysa da bunları vermeyiniz çünkü kanseri azdırır. İlk başta korur sonra azdırır.

Kemoterapinin trombositleri düşürdüğü iddia edilir.
Isırgan yaprağı ısırgan kökünün çayı prostat kanserine faydalıdır.
Yeşil çay prostat, meme, kolon ve mide kanserlerine karşı korur ancak günde iki kupa içelmelidir.

Hastalarıma şu bileşimi öneriyorum; yeşil çay, böğürtlen yaprağı, limon kabuğu, ısırgan yaprağını karıştırın.

vatan, 22/09/2007

Kahve: Kanserden Koruyor

Çok kahve içen kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin daha az...

Japonya Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı araştırma, çok kahve içen kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin daha az olabileceğini ortaya koydu.

Bilim insanları, 40-69 yaşlarındaki 54 bin kadının sağlık durumunu 15 yıl boyunca izledi.

RİSK AZALIYOR

Bu dönemde söz konusu kadınlardan 117'si rahim ağzı kanserine yakalandı.

Araştırmacılar, günde 3 fincandan fazla kahve içen kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin haftada 2 fincandan daha az kahve içenlere göre yüzde 60 az olduğunu belirledi.

bugun
02/09/2008

Günde üç fincan ya da daha fazla kahve, kadınlarda kalın bağırsak kanseri riskini yarı yarıya azaltabiliyor.

Tokyo Ulusal Kanser Merkezi'nde, 96 bini aşkın kadın üzerinde araştırma yapıldı. Yapılan çalışmada, diyet ve egzersiz gibi faktörler de göz önünde tutularak, günde üç ya da daha fazla kahve içen kadınların, hiç kahve içmeyenlere göre kalın bağırsak kanserine yakalanma riskinin yarı yarıya azaldığı kaydedildi.

milliyet, 02/08/2007 

Cilt kanserine karşı egzersiz ve kahve

ABD'de yapılan bir araştırmada, egzersiz ve kahvenin, güneş ışınlarının neden olduğu cilt kanserinden koruduğu ortaya çıktı.

New Jersey'deki Rutgers Üniversitesi'nde yapılan ve Proceedings for the National Academy of Sciences Dergisi'nde yayımlanan araştırmaya göre; fiziksel egzersizle birlikte ölçülü kahve tüketimi, güneşin ultra-viyole B (UVB) ışınlarının yol açtığı kanserojen etkileri ortadan kaldırabiliyor.

Rutgers Üniversitesi araştırmacıları, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde, egzersizle birlikte kafeinin, DNA'ları UVB tarafından bozulan kanserli hücreleri ortadan kaldırarak, UVB'nin yıkıcı etkisini ortadan kaldırdığını belirlediler.

Araştırmalarında özellikle güneş ışınlarına karşı hassas tüysüz fareleri inceleyen bilim insanları, bir gruba, insanlarda 1 veya 2 büyük fincan kahveye bedel kafein içeren su içirdiler, diğer gruba egzersiz yaptırdılar, üçüncü gruba da her ikisini birden uyguladılar.

Dördüncü gruba ise ne kafein veren, ne de egzersiz yaptıran araştırmacılar, tüm fare gruplarını, deri hücrelerinin DNA yapısına zarar veren UVB ışınlarına maruz bıraktılar.

Araştırmanın sonunda kafein verilen ve egzersiz yaptırılan grup, kanserli hücreleri ortadan kaldırma kapasitelerinin, diğer 3 gruptan açıkça fazla olduğunu gösterdi.

ntvmsnbc, 31/07/2007

Prostat Kanserine Karşı Brokoli

29 bin erkek üzerinde yapılan araştırmaya göre haftada iki kez brokoli yiyenlerde prostat kanseri riski yüzde 45 azalıyor.

AMERİKAN Ulusal Kanser Enstitüsü'nün 29 bin erkek üzerinde yaptığı araştırmaya göre haftada iki kez brokoli yiyenlerde prostat kanseri riski yüzde 45 oranında azalıyor.

Karnabahar ise protstat karşı erkeklerin en büyük silahı. Araştırmada bu sebzenin düzenli tüketilmesi durumunda kanser riskini yüzde 52 oranında azalttığı görüldü.

vatan, 31/07/2007

Kansere Karşı Diyet!

Yiyeceklerimiz, sağlığımız üzerinde düşündüğümüzden çok daha fazla etkili. Doğru ve dengeli bir beslenmeyle kanserden korunmamız mümkün.

Yediklerimizin sağlığımız ve yaşam kalitemiz üzerindeki etkisi uzun yıllardır biliniyor. Hatta bazı yiyeceklerin, belli kanser türlerine karşı etkili olduğu, ayrıca kanser vakalarının üçte birinin bilinçsiz beslenmeden kaynaklandığı laboratuvar deneyleriyle kanıtlandı.

Beslenme, yanlış uygulandığında kanser oluşumuna yol açabilen, doğru uygulama durumunda ise tedavi edici etki gösteren bir faktör.

İşe beslenme kalitemizi artırarak başlayabiliriz. Özellikle meyve, sebze, soğan ve ceviz gibi gıdalar içerdikleri vitaminler ve mineraller yardımıyla kansere yol açan maddelerin vücuttan atılmasını sağlıyor.

Hangi yiyecek, hangi kanser türüne karşı

Brokoli; Bağırsak ve göğüs kanseri
Domates; Prostat, akciğer ve mide kanseri
Kepekli ekmek; Bağırsak ve göğüs kanseri
Yeşil çay; Mide, bağırsak, cilt ve akciğer kanseri
Sarımsak; Mide kanseri
Balık; Göğüs kanseri
Soya fasulyesi; Rahim ve göğüs kanseri

Kanser ve nedenleri

Kanser, herhangi bir dokudaki hücre sayısının anormal şekilde çoğalması olarak tanımlanabilir. Hücreler yapı ve fonksiyon bakımından normalin dışına çıkarak hızla çoğalır ve kendilerinden bağımsız diğer doku ve organlara geçerek onların fonksiyonlarını bozar. Fakat bağışıklık sisteminin güçlü olduğu organizmalarda kanser hücreleri yok edilebilir. Bağışıklık sisteminin güçlü olması, kişinin doğduğu andan itibaren doğru beslenmesine bağlıdır.

Kanser oluşumunun nedenleri arasında; kalıtım, sigara, çevre kirliliği, kimyasal maddeler, radyasyon, güneş ışığı, bazı virüsler, ilaçlar, stres, beslenme en etkilileridir.

Kanser hastalarına beslenme önerileri

Bazı kanser türleri bir takım gıdaların sınırlı tüketilmesini gerektirebilir. İlaç tedavileri sırasında hastanın bağışıklık sistemi zayıf düşer ve mikroplara karşı direnci azalır. Yiyeceklerin hazırlanması sırasında hijyene dikkat edilmesi gerekmektedir.
- Çiğ besinler yerine pişmiş besinler tüketilmeli, meyvelerin kabukları soyulmalı, yemeklerin az yağlı olmasına özen gösterilmelidir.
- İştah kaybı halinde, sabahları çok düşük olan kan şekerinin dengelenmesi için güne iyi bir kahvaltıyla başlanması yerinde olur.
- Günde 7-8 kez küçük porsiyonlar halinde atıştırmak, iştahsızlık ve bulantı çeken hastaların beslenmelerini kolaylaştırabilir.

milliyet, 22/05/2007


Lahana Kürüyle Kansere Önlem Alın


Enerji veren, vücuttaki toksinleri atan, bağırsak kanserini önleyen, düşük kalorili beyaz lahana kürü, bir çok hastalıktan koruyor. İşte bir lahana kürü;

.Kadınların kabusu selülitleri üç haftalık kürle yok ediyor.
.Kış boyunca biriken fazla kilolarınızdan kurtulmanızı sağlıyor.
.Vücutta biriken toksinleri atıyor, kolon kanserini önlüyor.
.Kan dolaşımını düzenleyip, vücudumuzun canlanmasını sağlıyor.

Lahana ile vücudunuz canlansın

Sabahları uyanmakta güçlük çekiyor; bütün gün yorgun, uykusuz dolaşıyorsanız, nedensiz yere kendinizi mutsuz, bezgin hissediyor ve sık sık baş ağrıları çekiyorsanız, siz de bir bahar yorgunusunuz demektir.

Bunlara ek olarak eklem ağrıları da olabilir. Uzmanlar, baharın ilk günlerinde değişen hormon dengesi ve hava şartları yüzünden sık sık bu tür rahatsızlıklarla karşılaşabileceğinizi söylüyorlar.

Baharı, canlı bir şekilde atlatabilmenin çaresi ise, ucuz ve kolay bulunan bir sebzede...
Beyaz lahana.

Enerji veren, vücuttaki toksinleri atan, bağırsak kanserini önleyen, düşük kalorili beyaz lahan kürü, bahar yorgunluğundan kurtulmak açısından son derece yararlı.

Bunun yanı sıra uzmanlar, baharın güzelliklerini kaçırmamak için özellikle bitkisek kürlerin, sebze ağırlıklı beslenmenin ve egzersiz yapmanın önemli olduğunu vurguluyorlar.

Fito- biyokimya alanında çalışmalar yaparak bitkilerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştıran Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, baharın, sağlıklı beslenerek ve birtakım kürler uygulayarak oldukça rahat atlatılabileceğini söylüyor.

Besinler ve soluduğumuz hava üzerinden aldığımız toksinler protein özelliklidir. Protein özellikli olmaları, bu toksinlerin yağda çözülmeleri anlamına gekir ki, bu da vücudumuzun yağ dokusunda depolanmalarına sebep olur.

Ayrıca, böbrek, karaciğer, akciğer bu tür toksinlerin depolandığı organlarımız arasında gelir. Bu toksinler suda çözülmediklerinden, idrar ve terleme yoluyla atılmaları söz konusu değil. İşte, bu noktada beyaz lahana kürü iyi bir çözüm getiriyor.

Bu sayede toksinler, idrar ve terleme yoluyla vücudumuzdan atılırlar. Beyaz lahana kürünü uygulayanlar daha üçüncü ve dördüncü günde, yağlı yağlı terlediklerini hissedeceklerdir. Bu durum vücutlarından toksinlerin atıldığını gösterir.

Bu kürü uygulayanlar, aynı zamanda dengeli ve sağlıklı bir zayıflama kürü de uygulamış olurlar.

İnsanlar kış dönemlerinde daha fazla yağ ve şeker tükettiklerinden, hem sağlıksız beslenirler hem de kilo alırlar. Vücutta toksin birikiminin en fazla olduğu dönemler genelde kış aylarıdır. Çünkü, bu aylarda, yanan kalorifer ve sobaların atmosfere verdiği zehirli (toksin) gazları da solumaktayız.

Yorgunluğa çareler

.Bol bol temiz havada yürüyün. Hem zihin hem beden rahatlar.

.Kendinize uğraş bulun, kurslara yazılın.

.Arkadaşlarınızla sosyal aktivitelere katılın.

.Program yapın.

.Sağlıklı beslenin. Sebze- meyve ağırlıklı beslenin. Özellikle yeşil sebzelere ağırlık verin. Bunlar enerji verirler. Şok rejimlerden uzak durun.

.Yorgunsanız, biraz dinlenin. Ama abartmayın.

.Tartışmalardan uzak durun.

.'Benden geçti'laflarını bırakın.

.Olumlu düşünmeye çalışın.

Lahana kürü

.Kaynamakta olan yarım litre suda 6- 7 adet beyaz lahana yaprağını, 10 dakika ağzı kapalı olarak hafif ateşte pişirin.

.Sabah ve akşam olmak üzere aç ve tok karına birer su bardağı için. Bu işleme toplam 5 gün devam edin.

.Bu kürü 5 gün uyguladıktan sonra 3 gün ara verin ve tekrar 5 gün uygulayın. Böylece 10 günlük kür tamamlanmış olur.

.Toksin atıcı ve bağırsak kanserini önleyici bu 10 günlük kürü, 1 yıl boyunca 3 ya da 4 kez yapmak en doğrusudur.

.10 günlük kür için kesinlikle ihtiyacınız olan miktarı bir defada değil, her gün taze olarak hazırlayın.

.Kan dolaşımını düzenlemek amaçlı kullanımda 3-4 adet beyaz lahana yaprağı, kaynamakta olan yarım litre suya atılır ve hafif ateşte ağzı kapalı olarak 15 dakika pişirilir.

Sabah ve akşam aç veya tok karına bir su bardağı içilir. Her 3 günde bir, 3 gün ara verilerek toplam 21 gün içilerek uygulanır. 3 aylık aradan sonra tekrar; her 3 günde bir, 3 gün ara verilerek, toplam 21 gün içilerek ikinci ve son kür tamamlanmış olur.

rotahaber, 13/05/2007

Kanserden Koruyan Gıdalar

ABD Kanser Enstitüsü'nün yürüttüğü kapsamlı araştırma Dr. Ömer Küçük'ü doğruladı: Lycopene maddesi sayesinde domates yemek prostat karseri riskini ciddi miktarda düşürüyor.

Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından yapılan kapsamlı bir araştırma, domatesin prostat kanserine karşı etkili olduğunu ortaya koydu. Yaşları 40 ile 75 arasındaki 47 bin Amerikalı erkek üzerinde 12 yıl süreyle yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, domates ya da içinde bu sebzenin bulunduğu yemeklerden haftada 2 porsiyon tüketmek bile, prostat kanseri riskini yüzde 24 ila 36 oranında düşürüyor.

Domatese kırmızı rengini lycopene adlı bir madde veriyor. Son bulgularımıza göre bu maddeyi içeren özellikle domatesten bol miktarda yemek gerekiyor. A vitaminine bağlı bir doğal antioksidan olan lycopene, karpuz, greyfurt gibi besinlerde de bulunuyor. Aynı zamanda pizza, domates suyu, domates sosu ketçap da benzeri bir faydayı erkeklere sağlıyor.

Bilim adamları, pişmiş domatesin daha da etkili olduğunu, bunun nedeninin de pişirme sırasında domatesin hücre çeperlerinin çözülerek, daha fazla lycopene'nin açığa çıkması olabileceğini bildirdiler. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Türk doktor Ömer Küçük, geçen yıl, prostat kanserli hastalara, domatesin içindeki lycopen maddesi vererek, kanser tümörlerini küçültmeyi başardığını açıklamıştı.

Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından 2000 yılında basılan yayınında yer alan bir araştırma raporunda da; brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası, lahana ve kıvırcık salatanın prostat kanseri riskini azalttığı belirtilmiş, domatesin aynı etkiyi yapmadığı öne sürülmüştü.

Yapılan Başka Bir Araştırmaya Göre

Kötü beslenme alışkanlıklarının kanseri tetiklemesinden yola çıkan uzmanlar, kanserden korunmak için besinlerdeki bazı kimyasal maddeler üzerinde araştırmalarını yoğunlaştırıyor.

ABD Wayne State Üniversitesi Karmanos Kanser Merkezi'nde çalışmalarını sürdüren Prof. Ömer Küçük'ün de içinde yer aldığı bir ekip, bazı sebze ve meyvelerin, insanları kanserden koruduğu düşüncesinden yola çıkarak, domatesteki likopen, soyadaki izoflovan, brokoli ve balıkta bulunan selenyumun kanserden korunmadaki etkisini araştırmaya başladı.


Domatesteki likopen prostat kanserini küçülttü

Hayvanlar üzerindeki denemelerin ardından, prostat kanseri olan 30 hasta, 15'erli iki gruba ayırarak yeni bir araştırma yapıldı. Ameliyattan önceki üç hafta boyunca hastaların bir grubuna günde 30 miligram likopen, diğer gruba 200 miligram da izoflovanı tablet halinde verdi. Hastalardan likopen alanlarda prostat kanserinin küçüldüğü ve PSA düzeyinin düştüğü görüldü.


Balık ve brokolideki selenyum
    
Akciğer kanseriyle ilgili bir başka araştırmada ise hastalara brokoli gibi sebzeler ve balıkta bulunan selenyum veriliyor. Araştırmaya, hastalığın tekrarlama riskinin yüksek olan, hastalığa birinci evrede yakalanarak ameliyat olmuş hastalar katıldı. Riski azaltmak amacıyla başladıkları araştırmaya ABD'deki tüm hastaneler katıldı. 1300 hastaya günde 200 mikrogram selenyumu tablet olarak verdi. Dört yıldır devam eden araştırmaya toplam 7 yıl süreceği ve 700 hastayı daha buna dahil etmeyi planladıkları dile getirdi.

İşlenmiş domates daha etkili

Araştırmalar tamamlanıncaya kadar kanserden korunmak için herkese, bol miktarda meyve sebze yemesi önerildi.

Soyanın kanserden korunma etkisinin kanıtlandığına dikkati çekildi. Günde 5 miligram likopenin kanserden korunmaya etkisi olduğu, bunun da günde 1 kilogram domatesin tüketilmesi durumunda sağlanabileceği kaydedildi. Domatesin işlenmesi durumunda likopenin vücuda daha kolay girdiğini vurgulayan Küçük, bu nedenle ketçap ve salçanın da faydalı olduğunu sözlerine ekledi.

milliyet, 27/04/2007

Kansere Karşı Sağlıklı Beslenme

Girit Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bölüm Başkanı, Prof. Dr. Elias Castanas, "antioksidan değeri yüksek olan meyve, sebze, zeytinyağının, kanserli hücrelerin bastırılmasında ve tedavisinde olumlu etkileri var" dedi.

1960'lı yıllarda Akdeniz diyetiyle ilgili yapılan araştırmada, Akdeniz ülkelerinde kanser ile kardiyovasküler hastalıklarda ölüm oranının Kuzey Amerika ve Avrupa'ya göre çok daha düşük olduğunun tespit edildi. 

Bu ülkeler arasındaki en önemli farkın gıdalardan kaynaklandığını ve Akdeniz ülkelerinde ekmek, sebze, meyve, yağ, balık tüketiminin Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerine göre daha fazla olduğu belirtildi.

Antioksidanların yüzde 100'ü üzümün kabuğunda bulunuyor.  Kırmızı ve turuncu renkli meyveler ile özellikle koyu renkli yeşil sebzelerin antioksidan değeri yüksektir.


Kanseri Önleyen Gıdalar

Amerikan Kanser Enstitüsü'ne göre kanser vakalarının yüzde 80'i belirgin nedenlerden kaynaklanıyor. Kanser vakalarının yüzde 30'unun sebebi sigara, yüzde 35-50'si ise yanlış beslenmeden kaynaklanıyor. Uzmanlar, kanser riskini azaltan en önemli gıdaları da belirlediler. Dünyada tüm ölüm vakalarının beşte 1'ini kanser oluşturuyor.

Sebze ve meyvelerde bulunan anti-oksidanlar ve bazı kimyasallar, bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserojen maddelerin hücrelere sızmasına engel oluyorlar. Günde herkese sağlıklı bir yaşam için 5 kez sebze ya da meyve yemesi öneriliyor. Sebze ve meyvelerde bulunan vitamin ve mineraller, kanserojen maddelerin hücrelere sızarak anormal gelişmelerini engelliyor ya da tümör hücrelerinin yayılmasını yavaşlatıyor. Amerikan Ulusal Kanser Araştırmaları Vakfı, kanserle mücadelede etkin rol üstlenen sebze ve meyveleri de sıraladı.

SEBZELER
Lahana, brokoli, karnıbahar, brüksel lahanası, hardal bitkisi, turp, şalgam, tere, Tatlı kabağı, patates, havuç.

Tüm sebzelerde vücudun koruyucu enzimler salgılayarak kanserojen maddelerin hücrelere sızmasını ve tümörlerin büyümesini engelleyen güçlü kimyasallar bulunuyor.

BİBER
İçerdiği C ve A vitaminleri, folik asit ve potasyumla kanserle mücadele çok önemli bir kaynak. Uzmanlar, taze biberin her sofrada olmasını öneriyor.

DOMATES
Kanserle mücadele çok önemli rolü var. Salçasında, ketçap ve soslarında ''likopen'' adlı güçlü anti-oksidan bulunuyor. Likopenler prostat kanseri ve bazı diğer kanser çeşitlerinin riskini azaltıyor. Pişirilmiş domates, çiğ domatese göre daha etkili. Çünkü kanserle mücadele eden likopenler pişirilme sırasında açığa çıkıyor.

MEYVELER
Kızılcık, yaban mersini, ahududu, çilek, böğürtlen gibi meyvelerde bol miktarda C Vitamini, folik asit bulunuyor ve potasyum açısından da bir hayli zenginler. Bu tip meyveler içerdiği anti-oksidanlarla vücudu zararlı maddelere karşı koruyor.

ELMA
Elmanın kabukları bile, kanserle mücadele eden kimyasallardan ihtiva ediyor. Elma kabuğunun kolon ve karaciğer kanseri hücrelerin büyümesini engellediği bilimsel araştırmalarda da kanıtlandı.

NE İÇELİM
Su, madensuyu ve çay, kansere karşı tavsiye edilen içeceklerin başında geliyor. Şangay Kanser Enstitüsü ile Amerikalı araştırmacıların ortaklaşa yaptığı bir araştırmada, çay içenlerin, içmeyenlere göre mide ya da gırtlak kanserine yakalanma riskinin yarı yarıya azaldığı ortaya çıktı. ''Polifenol'' adlı anti-oksidan içeren çay, sağlık kaynağı. Günde 6-8 bardak sıvı alınması öneriliyor. Bu sayede iştahın bastırılarak kiloların kontrol edilebileceği de bildiriliyor.

ZEYTİNYAĞI
Özellikle de hiçbir kimyasal işleme maruz kalmadan elde edilen türleri tavsiye ediliyor. En sağlıklı yağ çeşitlerinin başında gelen zeytinyağında, E Vitamini ve bazı anti-oksidanlar bulunuyor. Zeytinyağının özellikle meme ve kolon kanserine karşı etkili olduğu bildiriliyor.

YÜRÜYÜN
Yürüyüş, moralinizi ve enerjinizi artırır. Kilo kaybı, tansiyonun dengelenmesi, kemik erimesinin engellenmesi ve kanser dahil bazı hastalık riskinin azaltılmasında etkili olur.

GÜNEŞE DİKKAT
Uzmanlara göre bronz ten, sağlık belirtisi değil. Aşırı güneşlenme, ciltte kalıcı sorunlara neden olup cilt kanseri riskini artırıyor. Bilim adamları en az 15 koruma faktörlü güneş yağı öneriyor ve solaryumdan da uzak durulmasını tavsiye ediyorlar.

BAŞKA BİR UZMAN ÖNERİSİNE GÖRE DE:

Şişmanlarda kanser riski normal kilolulara göre iki kat daha fazla. Şişmanlığın, özellikle kadınlarda meme kanseri riskini ikiye katladığını vurgulayan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Dalı Uzmanı Yasemin Bölükbaşı, kanserden korunmak için şu önerilerde bulunuyor:

* Doğal besinleri tercih edin, sebze ve meyveyi mevsiminde yiyin. Dengesiz beslenme kanser riskini yüzde 35 artırır; bu nedenle sofranızda, çeşitli besinlere yer vererek bir gökkuşağı oluşturun. Günde 5 öğün meyve-sebze tüketmek, kanser riskini yüzde 20 azaltır. Düzenli beslenme; kalın bağırsak ve mide kanseri riskini yüzde 90 azaltır.

* Düzenli egzersiz yapın; egzersiz, insanı kanserden yüzde 30-40, kadınları meme kanserinden yüzde 60 oranında korur.

* Antioksidan içeren ürünler fizyolojik etki yapar. Bol bol brokoli, çay, fındık, ceviz, badem, domates, lahana, keten tohumu, karnabahar, brüksel lahanası, balık, soya, süt ve süt ürünleri tüketin. Fındık, ceviz ve badem kolesterolün yükselmesini önler, kemik gelişimini destekler. Havuç; C ve B vitamini içerir, kanser riskini azaltıcı antioksidan içerir.

* Yeşil çay içmek sağlık için iyidir ancak 5 dakikadan fazla demlemeyin.

* Sigara; kanser riskini yüzde 30, enfeksiyon hastalıklarını yüzde 10 artırır. Sigara içmemek sizi kanserden yüzde 30 oranında korur.

Üzüm Kanseri Önlemede Yardımcı

Üzüm, dut ve yer fıstığında bulunan bir maddenin kanseri önlemekte yardımcı olabileceği bildirildi,

İngiltere'nin Leicester kentindeki De Montfort üniversitesinden Prof. Gerry Potter ve ekibi tarafından yapılan araştırmada, pek çok ürünün bozulmasına yol açan mantarlara karşı savaşan ''resveratrol'' adlı molekülün, vücutta kanser hücrelerini hedef alarak tahrip eden kanser karşıtı bir unsura dönüştüğünü saptadılar.

Daha önceki araştırmalarda da bu molekülün kanser önleyici olabileceği belirtilmişti, ancak ilk kez bu mekanizmanın nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgi edinildi.

Araştırmacılar, ''resveratol''ün farklı türlerdeki tümörlerde bulunan CYP1B1 adlı bir enzim tarafından işleme tabi tutulduğunu ve bu işlem sonucu molekülün ''piceatannol'' adlı toksik bir maddeye dönüştüğünü saptadılar.

Bilim adamları daha önceleri, yalnızca tümörlerde bulunduğu için CYP1B1'in kanser nedeni olduğunu sanıyorlardı ancak şimdi, değil kansere sebep olmak enzimin tümörlerde kensere karşı savaşmak için bulunduğu saptandı.

Profesör Potter, tabiattan edinilen bu bilgilerin kansere karşı ilaçların bulunmasında bilim adamlarına yol gösterici olacağını söyledi. Araştırma, British Journal of Cancer adlı tıp dergisinde yayınlandı.

Kanser Hücresine, Sarımsak

Kanada'da yapılan araştırmada sarımsağın içindeki bileşimlerden bazılarının, kanser hücrelerini öldürebildiği saptandı.

Kanada'nın Toronto Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada, sarımsağın, sıtma hastalığında olduğu gibi kanserle savaşta da önemli rol oynadığı saptandı. Disulfides bileşimlerini kanser hücreleri üzerinde deneyen uzmanlar, sarımsağın içindeki bileşimlerden bazılarının, kanser hücrelerini öldürebildiğini belirledi. Sarımsağın içinde bulunan bileşimlerin sıtmada enfeksiyon oluşmasını önlediği biliniyordu. Sarımsakta bulunan bileşimlerin, sıtmadaki enfeksiyonu önleme mekanizmasının, kanserle savaşta ortaya konulan mekanizmayla aynı olduğu belirtildi.

"Disulfides" adı verilen sarımsağın içindeki bileşimler, doğal olarak soğan ve mohogany ağacında da bulunuyor. Sarımsaktaki bileşimlerin, anti-mantar, anti-kanserojen ve anti-bakteriyel özellik taşıdığı açıklandı.

SITMA PARAZİTİ ÜZERİNDE ETKİLİ

Sarımsağın içindeki bileşimlerden bazılarının, kanser hücrelerini öldürebildiği belirlendi. Sıtma parazitinin hücreler üzerinde meydana getirdiği enfeksiyonu inceleyen araştırmacılar, kanser hücreleriyle sıtma enfeksiyonu taşıyan hücrelerin aynı profilde olduğu gözlendi.

Sarımsağın içinde bulunan bileşimlerden biri olan Ajoenen'in, hücreler için önemi bulunan glutathione sistemi üzerinde etkisi bulunduğu gözlendi.

Kuzey Carolina Üniversitesi'nde yapılan son araştırmalarda, sarımsağın vücudun savunma sistemini, enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı uyardığı belirlendi.

Sarımsağın birçok kanser türünü önleyici rolü bir kez daha kanıtlandı. Araştırmacılar, sarımsağın içinde bulunan anti kanserojen maddelerin mide ve kalınbağırsak kanserlerinin yanı sıra meme ve prostat gibi kanser türlerine karşı etkili bulunduğunu açıkladı.

Sarımsakla ilgili yapılan 19 ayrı araştırmada, sarımsağın içinde belirlenen yüksek miktarda selenyum ve minerallerin anti kanserojen etki oluşturduğu saptandı.

Sarımsağın kolesterol düşürücü etkisinin olduğu da biliniyor.

Elma Kanseri Önlüyor

Elmada bulunan "quercetin" adlı kimyasal maddenin, C vitamininden daha güçlü bir kanser önleyicisi olduğu belirlendi.

Bilim adamları, C vitamininin kanseri önlediğini, elmada bulunan doğal bir maddenin ise C vitamininden daha etkili olduğunu belirledi.

Güney Koreli bilim adamları, C vitamininin, hidrojen peroxidenin hücreler arasındaki iletişim oluşturup, kansere yol açan madde etkisini bloke ederek kanser riskini azalttığını gözledi.

C vitamininin vücutta önemli fonksiyonlarına işaret eden uzmanlar, bu vitaminin, yaraların iyileşmesini sağladığını, amino asit sentezi yaptığını, kolesterol ve kandaki yağlar üzerinde etkili olduğunu kaydediyor.

C vitamini, vücutta oksidasyon meydana gelmesini önleyerek, serbest radikallerin hücreler ve dokulara zarar vermesini önlüyor.

Journal Nature adlı dergide yayımlanan araştırma raporunda, içinde bol miktarda C vitamini bulunan taze sebze ve meyve tüketilmesi öneriliyor.

Brokoli Mide Kanserini Önlüyor

Fransız ve ABD'li araştırmacılar, brokolinin, mide kanserine neden olan bakteriyi öldüren bir madde taşıdığını öne sürdü.

ABD'deki Johns Hopkins Üniversitesi'ndeki araştırmacılar brokoliye özel tadını veren bir maddenin, mide kanserine neden olan "Helicobacter pylori" bakterisini öldürdüğünü keşfetti.

Araştırmacılar, diğer adımın, insanların brokoli yiyerek helicobacter enfeksiyonunu yenip yenemeyeceklerini görmek olduğunu belirtti.

Antibiyotikler, bu bakteriyi öldürebiliyor ve mide kanserini önleyebiliyor, ancak bu ilaçlar, sindirime yardımcı olan iyi bakterileri de öldürüyor

Bulgur da Kanser Düşmanı

Yeşil çay ve ısırgan otu gibi, bizim pek tüketmeye alışkın olmadığımız besinlerin kanser düşmanı olduğunu daha önce duymuştuk.


Araştırmalar, sağlıklı yaşama katkısı olan bulgurun özellikle bağırsak kanserine karşı etkili olduğunu ortaya koyuyor.

Sebze Ve Meyve Kanseri Önlüyor

Sebze ve meyve bakımından zengin beslenme tarzının, akciğer kanseri riskini azalttığı bildirildi. Ispanak, havuç, brokoli ve meyvelerde bulunan bitkisel hormonların (fitoöstrojenler) anti-kanserojen özelliğe sahip olduğu kaydedildi.

Bol sebze ve meyve tüketiminin kanseri önlediği, her üç kanser hastalığından birinin, yanlış beslenme alışkanlığından kaynaklandığı belirtildi.

Bol sebze ve meyve yiyen kişiler, akciğer, bağırsak, göğüs, rahim, ağzı, nefes borusu, ağız boşluğu, mide, mesane, pankreas ve yumurtalık gibi kanser türlerine daha az yakalanıyor.
Bilim adamları, sebze, meyve, ekmek, makarna, şehriye, pirinç ve diğer tahıllarda bulunan posalı gıdalardan yiyen kadınların, göğüs kanserine yakalanma riskinin, az posalı gıda alan kadınlardan daha düşük olduğunu tespit etti.
Ayrıca, yağsız etin ise sağlıklı beslenmenin bir parçası olduğu ifade edildi. Uzmanlara göre, kiloyu sağlıklı bir düzeyde tutmak, kansere yakalanma riskini azaltıyor. Şişmanlık göğüs, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanseri riskini artırırken, çok yağlı yiyecekler ise kalın bağırsak ve prostat kanserine sebep olabiliyor.


Uzmanların kanserden korunma tavsiyeleri ise şöyle sıralanıyor:

- Değişik ve besleyici gıdalar yiyiniz. Bunun nedeni de vücudumuzun kanserle savaşırken değişik gıdalardan gelen değişik maddelere ihtiyacı olmasına bağlanıyor.

- Her gün en az beş porsiyon sebze ve meyve yiyin.

- Ekmek, makarna, kahvaltılık tahıllar, pirinç, diğer tahıllar, patates, kuru bezelye ve fasulye gibi nişastalı ve yağı az besinlerden bol bol yiyin.

- Az yağlı ve bol posalı bir yemek rejimi ile düzenli egzersizi birleştirerek şişmanlığı önleyin.

- Balık, derisi çıkarılmış tavuk eti ve yağsız et yiyip, yemek rejimindeki yağ miktarını azaltın.

- Kızartmalar, "al-götür" türü yağlı gıdalar, sosis, salam, börek, hamur işi ve pastaları azaltın.

- Cips, tatlı bisküvi, yağlı kremalı pastalar ve şişmanlatıcı tatlıları özel günlere saklayın, her gün yemeyin.

- Ekmeğin üzerine tekli-doymamış veya çoklu-doymamış yağlardan (kanola ve ayçiçeği yağı gibi) yapılan ezmeleri az miktarda olmak üzere sürünüz. Yemek yaparken zeytinyağı, kanola yağı, yerfıstığı yağı ve aspur yağı gibi tekli-doymamış ve çoklu doymamış yağlardan kullanın.

- Büyükler ve okula başladıktan sonra çocuklar için yağı azaltılmış veya az yağlı süt, yoğurt ve peynir kullanın, okula gitmeyen çocuklara normal süt ve yoğurt verin.

- Turşusu yapılmış veya füme edilmiş ve bu sebeple çok tuzlu olan gıdalardan uzak durmaya çalışın.

- İçki almayın. Alkol; ağız boşluğu kanseri, nefes borusu kanseri, gırtlak kanseri ve karaciğer kanseri riskini artırabilir. Sigarayla birlikte içki içmek kanser riskini çoğaltır.

Güneş Kanserden Koruyor..!

Güneşte fazla kalmak cilt kanserine yol açabiliyor, ama işin iyi bir tarafı da var: Güneş, meme ya da kalınbağırsak kanseri riskini azaltıyor...

ABD'nin Maryland eyaletindeki Ulusal Kanser Enstitüsü uzmanları, 24 eyalette 1984 ile 1995 yılları arasında cilt, prostat, kalınbağırsak, meme ve rahim kanserlerinden ölümleri inceleyerek California, Güney Carolina, Hawaii, Teksas gibi bol güneşli bölgelerde cilt kanserinden ölümlerin fazla olduğunu belirlediler.
Araştırmacılar, aynı bölgelerde meme ve kalınbağırsak kanserinden ölümlerin ise çok az olduğunu saptadılar.

Güneşli bölgeler, siyah erkekler arasında prostat kanserinin de beyazlardan daha fazla ve ölümcül olduğu belirlendi.

Araştırmacılar, D vitamininin kanserli hücrelerin çoğalma hızın düşürdüğüne ilişkin laboratuar bulgularının, güneşin koruyucu yönünü açıklayıcı nitelikte olduğuna işaret ettiler.

Güneş ışını, vücutta D vitamini sentezini sağlıyor.

Zeytinyağı Kansere İyi Geliyor

Egzoz gazları, fabrika bacalarının kustuğu kanserojenler, içme sularımıza karışan sanayi atıkları, bir yandan da belediyelerin temizlemek için suya kattıkları klor, fast food gıdalardaki, hazır yiyeceklerdeki tehlikeli katkı maddelerine karşı elimizde iki silah var:
EKMEĞİMİZ ve ZEYTİNYAĞIMIZ

Doktor İlhami Güneral, bugün dünyanın en önemli kanser ilacı olarak kabul edilen köpekbalığı kıkırdağının Küba'nın ihracat kalemleri arasında ilk sırada yer alışını gülümseyerek karşılıyor. Köpekbalığından çıkarılan squalene adlı madde sızma zeytinyağında bol miktarda bulunuyor. Günde 100 cl. Zeytinyağı tüketimi ile köpekbalığı kıkırdağından alınacak kadar squalene alınır...

Büyük ilaç firmaları, havucun ya da baklanın sağlık yönünden değerini araştırmayı istemezler. Zira kendi ürünlerine büyük yatırımları vardır. Para musluğu neredeyse, ilgi ve araştırma da o tarafta. Böylece anlaşılıyor ki, konvansiyonel tıbbın kanser problemini çözmesi olanaksızdır.

Köpekbalığı Kıkırdağı Yerine ZEYTİNYAĞI


Zeytinyağı ABD'de unutturulmak isteniyor. Bir süre önce İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yayımlanan 'Tarihten Günümüze İzmir Mutfağı' adlı kitabında, zeytinyağının Akdeniz'in bir mucizesi olduğunun altını çiziyoruz. Gerçekten de, Akdeniz'de kalp krizleri ve kanser dünya ortalamalarının çok altındaydı.

Köpek balığı karaciğerinde bulunan Squalene maddesi tümörlerin yok edilmesinde yapıtaşı niteliğindedir. Bu madde bazı böceklerde ve karıncalarda da vardır. Squalene kanser tedavisinde başarı ile kullanılmaktadır. En önemli üreticisi Küba'nın da önemli bir zenginlik kaynağıdır. Ancak i bu maddenin en çok bulunduğ madde ise sızma, geleneksel yöntemlerle çıkarılmış zeytinyağıdır.

Zeytinyağında yüzde 2 oranında Squalene bulunur. Günde en az 100 cl. Zeytinyağı tüketen bir kişi gerektiği kadar Squalene almış olur.

Amerikan Tabipler Birliği'nin yayınladığı Archive of Internal Medicine Dergisi'nin 12 Ocak 1998 sayısında çıkan bir makale hayati bilgiler içeriyor. İsveç'teki Karolinska Enstitüsü'nden başta Dr. Alicya Wolk olmak üzere 8 bilim adamının yıllar süren 61.471 kadın üzerinde yaptıkları araştırma da şu çok önemli sonucu vermiştir:
Zeytinyağı kanser riskini yüzde 50'ye yakın azaltmaktadır.

Buna mukabil soya, mısır, ayçiçek yağları, hayvani yağlar ve margarinler kanser riskini yüzde 69 yükseltmektedir. O nedenle buğday kadar önemli olan zeytinyağının tüketimini arttırmalıyız.

Pozitif Düşünmek, Kanser Hücrelerini Yok Ediyor

İngiliz bilim adamları, pozitif düşünen ve kendini mutlu hisseden kanser hastalarının vücudunda salgılanan

serotonin maddesinin, kanser hücrelerinin kendi kendini yok etmesini sağladığını ortaya çıkardı.

Serotonin maddesi özellikle lenf kanserine yol açan hastalıklı hücreler üzerinde etkili oluyor.

Bilim adamları, vücudun salgıladığı doğal bir kimyasal madde olan serotoninin, insanın ruh halini dengede

tuttuğunu ve eksikliğinin depresyona yol açtığını belirtiyor.

Akciğer Kanserine Domates

Florida'da yapılan bir araştırma; meyve ve sebzelerle zenginleştirirlmiş diyetin kanseri önlediği ortaya çıkardı.

Doktor Ed Giovannucci tarafından yapılan araştırmada haftada 2-3 kere yenilen domatesin akciğer kanserine yakalanma riskini azalttığı vurgulandı.

130 bin kişinin diyetleri incelendi, domates ve domates ürünlerinde bulunan bir çeşit antioksidant olan ve aynı zamanda domatese kırmızı rengini veren Likopen adlı maddenin insanları akciğer kanserinden koruduğu söylendi. Özellikle domates suyundaki likopeni tüketen kişilerin sigara içiyor olsalar dahi akciğer kanseri riskinin çok az olduğunu belirtildi

Domatesin yemeklerde özellikle sıvı yağ ile pişirilmesi halinde likopenin vücutta emilmesi daha kolay olacaktır.

Ayrıcada; antioksidanların yüzde 100'ü üzümün kabuğunda bulunuyor.

 Kırmızı ve turuncu renkli meyveler ile özellikle koyu renkli yeşil sebzelerin antioksidan değeri yüksektir.

Güneş Banyosu Prostatı Önlüyor

Boston Üniversitesi uzmanları, günde 2 saatlik güneş banyosunun göğüs, prostat ve bağırsak kanserine karşı iyi geldiğini açıkladı.

Profesör Michael Holick, "Güneş ışığındaki D vitamini tümörlerin oluşumunu önlüyor" derken, uzmanlar, güneş banyosunun mutlaka öğleden önce ya da öğleden sonra alınması gerektiğinin altını çizdi.

Zira 2 saatten fazla güneş altında kalmak ya da öğle saatlerinde güneşe çıkmak, deri kanseri riskini artırıyor.

Kansere Karşı Yiyecekler

Amerikalı ünlü kanser uzmanı ve tıp yazarı Dr. Maggie Greenwood-Robinson'un kaleme aldığı "Kanserle Savaşan Yiyecekler" adlı kitabında yer alan liste.

Dr. Maggie Greenwood-Robinson'un kitabında; bütün kanser türlerinin yüzde 70'inin kötü beslenmeyle bağlantılı olduğu, sağlıklı diyet ve beslenmeyle kansere yakalanma oranının düşürülebileceği vurgulanıyor.

Kansere karşı en koruyucuların başında sızma zeytinyağı olmak üzere, sebze ve meyvelerin; havuç, soğan, sarımsak, brokoli, yeşil yapraklılar, domates, narenciye ve baklagiller olduğu belirtilen kitapta şu ilgi çekici ifadeye de yer veriliyor:

"Gelecekte kanserle savaş çabaları 'harika haplar' yerine diyetsel ayarlamalarla yürütülecek."

"Lifli yiyecek tüketiminin artırılması ve güçlü bir kanser savaşçısı olan C ve E vitaminlerinin bolca alınması" önerilen kitapta, "Eğer aktif kalırsanız, sağlıklı bir kiloyu koruyup, sigara içmezseniz ve doğru beslenmeyi sürdürürseniz, kanser riskiniz yüzde 70'e kadar azalır" deniliyor.

 İşte liste 

Dr. Maggie Greenwood-Robinson, kitabında; kanserin tüm türlerinde sızma zeytinyağının kullanılmasının ve peynir olarak ta keçi peynirinin şart olduğunu söyleyerek, hangi kanser türüne hangi yiyeceklerin daha yararlı olduğunu şöyle sıralıyor:

 Mesane kanseri: Sarımsak, yeşil yapraklı sebzeler, soya ürünleri, çay (yeşil ya da siyah), sarı-turuncu sebzeler, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri.

 Göğüs kanseri: Yüzde 1 yağlı süt, elma, buğday kepeği, Brezilya fındığı, baklagiller ve fasulyeler, brokoli, Brüksel lahanası, küçük mantarlar, lahana, havuç ve havuç suyu, kiraz, vişne, yağlı balık (somon, ton), keten tohumu, keten tohumu yağı, sarımsak, kök lahana, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, kırmızı turp, soya ürünleri, ıspanak, tam tahıllar, sarı-turuncu sebzeler, yoğurt.

Kolon kanseri: Fındık, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç, karnabahar, sap kereviz, yağlı balıklar, sarımsak, üzüm ve üzüm suyu, kara lahana, baklagiller, kıvırcık, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, yulaf kepeği, tam tahıllar, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri.

 Yemek borusu kanseri:Yeşil çay, domates, domates ürünleri.

 Mide kanseri: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, bakla, sarımsak, yeşil çay, kara lahana, soğan, portakal ve diğer narenciye meyveleri, domates ve domates ürünleri, tam tahıllar.

 Akciğer kanseri: Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç ve diğer sarı turuncu sebzeler, karnabahar, acı biber, kara lahana, düşük yağlı süt ürünleri (kaymağı alınmış süt hariç), soğan, portakal, ıspanak, diğer yeşil yapraklı sebzeler, domates ve domates ürünleri.

 Yumurtalık kanseri: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, karnabahar, kara lahana ve diğer yeşil yapraklı sebzeler, sarı-turuncu sebzeler.

 Pankreas kanseri: Baklagiller, çay, domates ve domates ürünleri.

 Prostat kanseri: Fındık, Brüksel lahanası, brokoli, lahana, kanola yağı, karnabahar, kara lahana, az yağlı süt ürünleri, zeytinyağı, fıstık yağı, soya ürünleri, domates ve domates ürünleri.

 Karaciğer kanseri: Sarımsak, yeşil çay

kalitem


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|haberler|ilk yardım|sağlıklı yaşam|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document