Untitled Document Untitled Document
Untitled Document
Untitled Document
 
 
 
 
 
kaynaklar
site haritası

 


Narın; Suyuda Kabuğuda Faydalı

Untitled Document
yaklasansaat.com

 

 

 




Site İçi Arama
 
 
anal fissür
bebeklerde pişik
boyun fıtığı
İBS
kabızlık
Kadınlarda Mantar Enfeksiyonu
Kadınlarda Vajinal Akıntı
 

 

 

Nar Kabuğunun Faydaları

Narın kabuğunun, meme kanseri başta olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini önleyici ve iyileştirici faydaları olduğu açıklandı...

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Uslu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, narın insan sağlığına faydalarının saymakla bitmeyeceğini, bu nedenle de bol bol tüketilmesi gereken bir meyve olduğunu söyledi. 

Bir ilaç olduğunu ifade eden Uslu, ''Nar bağışıklık sistemini güçlendirerek, bizleri başta kanser olmak üzere pek çok hastalıktan korunmada faydalıdır. İçerdiği flovanoidler, vitaminler, polifenoller, antosiyaninler, taninler vasıtasıyla kolesterol ve şekeri de dengeleyen özellikle hicaz narı, kalp ve damar sağlığımızı koruduğu gibi, kanser hücrelerinin de gelişmesini çok önemli oranda engellemektedir'' dedi. 

Mucizevi bir şifa kaynağı olan narın kabuk, zar, çekirdek ve sudan oluştuğunu vurgulayan Uslu, şunları söyledi: 

''Nar suyunun genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruduğu, damar tıkanıklıklarını geriletme ve tansiyon düşürücü etkileri herkes tarafından bilinmektedir. Halkımız narı, suyunu içerek tüketmektedir. Narın içindeki zarlar ile yendiğinde mide ülserini iyileştirdiği ise pek az kişi tarafından biliniyor. Yine son günlerde pek çok firmanın satışa sunduğu nar çekirdeği yağı, çok değerli punicic acid içermektedir. Nar çekirdeği yağı özellikle cildimizde kırışıklıkları ve yaşlanmayı gidermekte, saçlarımızda canlılık ve saç çıkarıcı etkileri nedeniyle ilaç endüstrisi tarafından önemli miktarda kullanılmaktadır.'' 

NAR KABUĞU, SUYUNDAN DAHA FAZLA DEĞERLİ 

Nar kabuğunun ise Türk halkı tarafından hiç kullanılmadan çöpe atıldığına dikkati çeken Uslu, şöyle devam etti: 

''Halbuki Çin'deki Instutute of hygiene and Environmental Medicine (Hijyen Enstitüsü ve Çevresel Tıp Bilimi) kuruluşunun yaptığı son araştırmalara göre, nar kabuğu, suyuna göre daha fazla oranda değerli bileşikler içermektedir. Yani nar suyu bir ilaç gibi sağlığımız için faydalıdır, ancak kabuğu suyundan daha fazla değerlidir. Nar kabuğu içinde bulunan ellagik asit, başta meme kanseri olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini hem önleyici hem de iyileştirici faydalar sağlamaktadır. Nar kabuğundaki flavanoitler, fenolik bileşikler ve antioksantlar suyundan çok daha fazla miktardadır.'' 

Prof. Dr. Uslu, araştırmaların, nar kabuğunun kötü huylu kolesterolü azalttığı, beta hücrelerini artırarak diyabetli hastalara, kalp ve damar hastalarına suyuna göre çok daha önemli faydalar sağladığını gösterdiğini anlatarak, şunları kaydetti: 

''Nar kabuğunda bulunan ellagik asit antioksidan, anti-mutajen ve anti-kanser özelliklere sahiptir. Çalışmalar meme, yemek borusu, cilt, bağırsak, prostat ve pankreas kanserlerinde anti-kanser özelliğini göstermiştir. Ellagik asit P53 geninin kanser hücrelerince yok edilmesini engellemektedir. Ellagik asit kansere neden olan moleküllere bağlanarak onları çok önemli bir oranda etkisizleştirmektedir. Bu yüzden özellikle kanserli hastaların kullanımı amacıyla ellagik asitli içecekler başta İsrail olmak üzere pek çok ülkede eczahanelerde satılmaktadır. Nar kabuğu narın en değerli yeri iken ülkemizde meyve suyu fabrikaları bu değerli maddeyi üstüne bir de para vererek çöpe atmaktadır. 

Yine kanserli hastaları tedavi etmek için nar kabuğundan hazırlanmış ellegik asitli kapsüller 50 gramı 50 dolardan eczahanelerde satılmaktadır. Bir firma yüzde 95 saflıktaki nar kabuğundan ürettiği ellagik acitin 1 gramını 83 avrodan satmaktadır. Görüldüğü üzere nar kabuğu nar suyundan çok çok daha fazla değerlidir. 

Kanserli hastaların ilk başta vücutlarının pH'sını 7.4'ün üzerine çıkarmaları gerekmektedir. Bunun için gerekli çabayı göstermeleri gerekmektedir. O halde hem kansere yakalanmamak için hem de kansere çözüm amacıyla artık hiçbir işe yaramayan siyah çay, asitli içecekler yerine yeşil çay, ada çayı, zeytin yaprağı çayı gibi bitki çayları ve özellikle de nar kabuğu çayını tüketelim.'' 

SIKILAN NARIN KABUKLARI ASLA ATILMAMALI 

Ellagik asit sayesinde nar kabuğunun, kanser hastalığına karşı çok önemli koruyucu, hatta kanseri tedavi edici özellikleri olduğu vurgulayan  Uslu, ''Bununla ilgili literatürde çok fazla makale yayınlanmıştır. Tüm bu etkileri nedeniyle özellikle meyve suyu fabrikalarından atılan tüm nar kabuklarının kurutularak özellikle büyükbaş hayvanların gıdalarına karıştırılması durumunda bu hayvanların da daha az hastalığa yakalanması ve sağlıklı olmaları sağlanacaktır. Böylece büyükbaş hayvanlara gereksiz yere antibiyotikler verilmeyeceğinden, bu hayvanların sütünü ve etini kullanan bizlerin de bu antibiyotiklerden etkilenmemizin önüne geçilmiş olacaktır'' dedi. 

Prof. Dr. Uslu, evde sıkılan narın kabuklarının asla atılmaması gerektiğini de belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: 

''Gölgede veya 40-50 dereceyi geçmeyecek ortamlarda kurutarak, ufaladığımız nar kabuklarını serin bir yerde saklayalım. Daha sonra 100 gram kaynamış suya, 2 gram nar kabuğu atarak, yaklaşık 10 dakika kaynatıp suyunu hemen her gün çay olarak tüketelim. Böylece başta kanser, kalp ve şeker hastalıkları olmak üzere pek çok hastalıktan korunmaya katkı sağlamış olacağız. Hatta çay içmekten üşenirsek, kurutulmuş ve parçalanmış nar kabuklarını, kahve çekme makinelerinde toz haline getirip, bir çay ya da kahve kaşığı tozu salata, peynir gibi gıdalarla direk olarak ta tüketebiliriz. Özellikle şeker hastaları beta hücrelerini artıracak bu tozu tüketmeye özel çaba göstermelidir. Genelde tüm meyvelerde olduğu gibi narın da en değerli yeri kabuğudur. Bir ilaç gibi içtiğimiz nar suyundan arta kalan kabukları da asla atmayalım ve başta kanser, şeker ve kalp olmak üzere hemen hemen tüm hastalıklardan korunmaya katkı sağlıyalım.''

iyibilgi, 22/02/2013

Nar Suyu Egzersiz ve Romatizma Ağrılarını Hafifletebilir.

Egzersiz günümüzde sağlıklı bir yaşamın temel anahtarlarından biri. Ancak kol ve bacak kaslarını kuvvetlendirmek ve tendonların gerilmesini sağlamak amacıyla yapılan ekzentrik hareketlerin kaslarda yol açtığı geçici hasar sonucu doğal olarak yangı ve ağrı meydana gelir. Diğer taraftan koyu kırmızı renkli meyveler zengin polifenolik içeriği nedeniyle yangı ve oksidatif hasarı giderici etki gösterir.

Vişneli tart sever misiniz?

Birkaç yıl önce yapılan bir çalışmada polifenolik bileşikler bakımından zengin bir meyve olan vişneyle hazırlanmış tart yenilmesinin gönüllülerde kas ağrılarının iyileşme sürecini kısalttığı ortaya konulmuştu.

Çalışmada vişneli tartın ne şekilde yararlı olduğu deneysel olarak incelenmemiş ancak yapılan yorumda polifenolik bileşiklerin antioksidan etkileri nedeniyle yangı ve oksidatif baskının azalmasını sağladığı ileri sürülmüştü.

Nar suyunun faydası var mı?

Yeni yayımlanan ve bilimsel ölçekte (randomize, çift körlü, boş ilaç kontrollü) bir klinik çalışmada ise bu defa polifenolik bileşikler bakımından zengin bir başka meyve olan narla alınan sonuçlar açıklanıyor. Daha önce nar suyunun kuvvetli antioksidan etkisine bağlı olarak diyabet ve kalphastalarında karotid arterlerde (şah damarı) aterosklerotik plak oluşumu riskini azalttığını bildiren çalışmalardan bahsetmiştik. Bu defa antioksidan aktivitesinin ekzentrik egzersizlerden sonra oluşan kas ağrılarının hafifletilmesinde yararlı olup olamayacağı incelenmiş.

ABD’de Teksas Üniversitesi’nde yürütülen çalışmada sigara kullanmayan 23-25 yaşlarında, 16 sağlıklı erkek gönüllü seçilmiş. Gönüllülerin daha önce olduğu şekilde yaşamlarını ve fiziksel aktivitelerini sürdürmeleri ama vitamin, mineral formüllerini ve ağrı kesici kullanmamaları istenmiş. Bir ay bu şekilde koşullandırılan gönüllüler iki gruba ayrılmış ve bir gruba dokuz gün süreyle sabah ve akşam günde iki defa yarım litrelik özel bir nar özütü içeceği (elajik asit-punikalagin bakımından zengin) ve diğer gruba ise benzer görünümde boş içecek verilmiş. Uygulamanın beşinci günü her iki gruba da kol ekzentrik hareketleri yaptırılmış ve ardından dört gün süresince kas kuvveti ve ağrılardaki gelişim gerek sorgulama anketi ve gerekse kan tahlili sonuçlarıyla (kreatin kinaz, miyoglobülin, interlökin 6 ve C reaktif protein) izlenmiş. Sonuç olarak nar içeceği verilen grupta iyileşme sürecinin kısaldığı tespit edilmiş. Şüphesiz, az sayıda gönüllü üzerinde yürütülen bu çalışmanın sonuçlarına bakarak kesin bir yargıya varılması mümkün değil ancak günlük egzersizlerden sonra bir bardak nar suyu içmenin yarardan başka bir zararı olabilir mi!

Kabuğuyla da deney yapıldı

Geçen ağustos ayında yayımlanan bir başka çalışmada bu defa narın suyundan değil dış kabuğundan hazırlanan özüt kullanılmış. Deney hayvanlarında oluşturulan deneysel eklem yangısı modelinde olumlu sonuçlar gözlenmesi üzerinde araştırmacılar ufak bir gönüllü grubunda klinik etkinliğini denemek istemiş.

Sekiz aktif romatoid artrit hastasına üç ay boyunca yemeklerden önce günde iki defa 5 ml özel nar kabuğu özütü verilmiş (bu miktar 200 mililitre nar suyuna eşdeğer). Uygulamadan önce ve üç ay sonunda hastalarda eklemlerin durumu (DAS28) ve serum oksidatif (lipit peroksidasyonu, total tiyol grubu, paraoksonaz 1 aktivitesi) parametrelerindeki değişim değerlendirilmiş.

Sonuç olarak eklem sertliğinin belirgin bir şekilde (yüzde 62) azaldığı, serum oksidatif durumunda belirgin bir düzelme sağlandığı tespit edilmiş. Burada bir husus belirtmekte yarar görüyorum. Nar kabuğu ekstresi dikkat edilirse çok düşük miktarda (iki defa 5 mililitre, yani bir tatlı kaşığı) uygulanmış, fazla miktarda alınırsa bayağı sert, tansiyonu düşürüp sersemletir, yani önermem. Dolayısıyla eşdeğeri miktar olan iki su bardağı nar suyu içilmesi daha akılcı.

iyibilgi, 27/12/2011

Nar Suyundaki Faydalar

Hem kanser hücrrelerinin ilerlemesine engel oluyor hem de

Kaliforniya Üniversitesi’nden araştırmacılara göre, nar suyundaki bileşikler hem kanser hücrelerinin ilerlemesine engel oluyor hem de prostat kanserinin metastazına neden olan bir kimyasalın etkisini azaltıyor.

Prostat kanseri erkeklerde ölüme neden olan ikinci kanser türü olarak biliniyor. Eğer ameliyat sonrasında kanser tekrar ortaya çıkarsa erkeklik hormonu olan testesteronun seviyesi azaltılmaya çalışılıyor. Çünkü kanserli hücreler yayılmak için bu hormona ihtiyaç duyuyor.

Ancak zaman içerisinde kanser, hormonu baskı altına alan bu tedaviye karşı bir yol keşfediyor ve tekrar yayılmaya başlıyor.

Martins-Green biyoloji laboratuarında yapılan bu araştırma, yapay olarak üretilen prostat kanser hücreleri üzerinde nar suyunun mucizevî bir etki gösterdiğini kanıtlıyor.

Araştırmacılar Lei Wang, Andre Alcon ve Jeffrey Ho, nar suyu ile tedavi edilmiş tümörlü hücrelerin parçalanmasının ve yayılmasının daha az bir ihtimal olduğunu kaydetti.

Araştırmacılar nar suyunun içerisindeki bileşikleri de ayrıştırmayı ve isimlendirmeyi başardı. Bu sayede bu bileşikleri daha da güçlendirerek prostat kanserinin yayılmasına karşı etkili bir ilaç üretebilmeyi amaçlıyorlar.

Uzmanlar önemli bir proteinin kemik iliğine sıçradığını ve burada yeni tümörlere neden olduğunu belirtti.

Nar suyu bu proteinin işlevini kısıtlıyor ve böylece prostat kanserinin kemiğe sıçramasına da engel oluyor.

vatan, 10/03/2011 

Kanser Hücrelerini Zayıflatıyor

California Üniversitesi'nde görevli araştırmacılar, nar suyundaki bileşenlerin kanser hücrelerini zayıflattığını belirlediler.

Nar suyunda bulunan kanser hücrelerinin seyrini önleyen bileşenleri keşfeden bilim adamları, kanseri önlemede yeni tedavilerin yolda olduğunu söylediler.

California Üniversitesi'nde görevli araştırmacılar, nar suyundaki bileşenlerin kanser hücrelerini zayıflattığını belirlediler. Bu çalışmanın kanser metastazını önlemek için yeni tedavilere öncü olabileceği kaydedildi.

Laboratuarda oluşturulan prostat kanseri hücreleri üzerinde nar suyu kullanan araştırmacılar, nar suyundaki aktif bir grup bileşenin metastatik prostat kanseri hücrelerinde hücre yapışması ve göçünde moleküler etkiye sahip olduğunu tespit ettiler.

Bilim adamları, şimdi nar suyundaki kanseri engelleyici bileşenleri değiştirebileceklerini, fonksiyonlarını geliştirebileceklerini ve onları prostat kanserin yayılmasını önlemede daha etkili hale getirebileceklerini açıkladılar. Bunun da daha etkiliilaçtedavileri için bir öncü olduğu belirtildi. (Zaman)
bugün, 14/12/2010

Kabuğunda Bile Şifa Gizli

Damar sertliğinden boğaz ağrısına, ishalden menapoza kadar bir çok hastalığa şifa kaynağı...

Kış mevsiminin tercih edilen meyvelerinden narın yararları saymakla bitmiyor. Kaynatılmış nar kabuğunun boğaz ağrısına iyi gelmesi, bunlardan sadece biri.

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bu nedenle narın hangi kısmının kullanıldığının önemli olduğunu söylüyor.

Prof. Yeşilada, ishalden, damar sertliğine, menopozdan boğaz enfeksiyonlarına kadar bir çok hastalıkta olumlu etkileri bulunan narın farmakolojik özellikleri ve yararları hakkında şu bilgileri veriyor:

“Meyve suyu yüksek antosiyanin türevi içeriğine bağlı olarak kuvvetli antioksidan etkili ve özellikle kalp ve dolaşım sistemi işlevleri üzerinde etkinliği dikkat çekiyor. Meyvelerinin kabukları ise gallotanen tipi polifenolik bileşikler bakımından zengindir. Yapılan bilimsel çalışmalar, bağırsak enfeksiyonlarına ve boğaz enfeksiyonlarına yol açan mikroorganizmalar üzerinde etkili olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle, nar meyvesi kabukları bağırsaklarda hem ishale yol açan mikroorganizma üzerinde etkisini gösteriyor, hem de astrenjan (büzücü) etkisine bağlı olarak ishalin tedavisine yardımcı oluyor. Gargara şeklinde uygulandığında ise boğaz enfeksiyonunun tedavisinde yararlı oluyor. Nar ağacının dal ve kök kabukları ise çok daha farklı kullanıma sahiptir. Tedavide sadece tenya düşürücü olarak kullanılıyor.

ŞİMDİ NAR ZAMANI!

Meyve ve sebzelerin antioksidan etkili maddeler bakımından zengin olduğu ve tüketilmeleri ile kalp-damar hastalıkları vekansergelişimi riski ve bu hastalıklara bağlı ölümlerde önemli azalma sağlanabildiği artık herkes tarafından bilinen bir gerçek. İşte antioksidan içeriği bakımından dikkati çeken bir meyve de ‘nar'. Manavlarda, marketlerde tezgahlar boy boy, renk renk, nar meyveleri dolu. Taze sıkılmış veya fermente edilmiş nar suyunun antioksidan etkisinin yüksek olduğu bilimsel olarak ortaya konulmuş. Bu etkisi bakımdan kırmızı şarap ve yeşil çaydan daha kuvvetli etkili olduğu ifade ediliyor.

Özellikle son yıllarda fenolik bileşiklerinin etkinliğini ortaya koyan yayınlanmış çok sayıda bilimsel çalışmaya rastlanıyor. Esasında antioksidan etki hem nar meyvesinin kabukları, hem nar suyu ve hem de çekirdekleri için söz konusu. Nar suyunun etkisinde kırmızı rengini veren bileşenlerinin rolü büyük. Ancak meyve kabuklarının antioksidan etkisi meyve suyundan çok daha fazla bulunmuş. Zaten halk arasında da kurutulmuş nar meyvesinin kabukları ishallerde çay gibi demlenip içiliyor. Aman, "madem meyve kabuğu daha etkiliymiş", diye düşünüp meyve kabuğu yemeye kalkmayın. Etkisinin daha kuvvetli olması daha güvenli olduğu anlamına gelmez, taşıdığı bazı maddeler (çok düşük oranda alkaloid) nedeniyle fazla miktarda tüketilmemesi gerekir.

NARIN DAMAR SERTLİĞİNE ETKİSİ

Nar suyunun damar sertliği (ateroskleroz) riskini azaltıcı etkisinde en önemli faktörün LDL'nin (kötü huylu kolesterolün) oksitlenerek daha zararlı şekli VLDL'ye dönüşmesini engellemesi ile ilişkili olabileceği düşünülüyor. Yüksek tansiyonlu hastalarda (62-77 yaşlarında) 15 gün süre ile günde 50 ml (bir çay bardağı) nar suyu verilmesi ile enfarktüs riskini artıran faktörlerden biri olarak kabul edilen serum ACE değerleri üzerinde yüzde 36 düşme sağlarken, yüksek tansiyon üzerinde sadece yüzde 5 bir azalma sağlayabilmiştir. Bu çalışmada hastaların hiç birinin sigara içmediği vurgulanmış. Çünkü sigaranın zararlı oksijen radikalleri oluşturduğu biliniyor ve bu da deney sonuçları üzerinde doğrudan olumsuz etki yapacaktır.

Bir diğer klinik çalışmada, nar suyunun bir yıl süre ile kullanılması ile LDL ve HDL'nin oksidasyonun belirgin bir şekilde azaltılabildiği, 3 yıl kullanılması ile ise kanda aterosklerotik lezyon gelişimi riskinin önemli ölçüde azaltılabildiği ortaya konulmuş. Yapılan son bir çalışmada ise diyabetli hastalarda önemli bir risk oluşturduğu kabul edilen damar sertliğinin önlenmesinde nar suyunun yararlı olup olmayacağı incelenmiş. Bilindiği gibi meyve suları genel olarak şekerli içerikleri nedeniyle diyabetlilerde kan şekerinin artmasına neden olabiliyor. Nar suyunun diyabetlilerde bu bakımdan herhangi bir risk oluşturmadığı ve damar sertliği riskinin azaltılmasında önemli katkısı olduğu bildirilmiş.

KALP HASTALARINA DA İYİ GELİYOR

Bir diğer klinik çalışmada 3 ay süre ile nar suyu (günde 2 su bardağı) kullanılması ile 45 koroner kalp hastasında strese bağlı bazı etkenlerin (miyokard iskemisi gelişiminin) azaltılabildiği gözlenmiştir. Bu çalışmanın daha uzun süreli ve daha geniş hasta sayısı üzerinde tekrarlanması gerektiği vurgulanıyor. Çok yeni bir çalışmada ise, konjuge linoleik asit (yağının yüzde 83'ü) bakımından zengin olan nar çekirdeklerinin (tohumları) deney hayvanlarında kolon kanseri ve damar sertliği riskini azalttığı ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu yararlarının bulunduğu gösterilmiş. Diğer taraftan, çekirdeklerin zengin bir östrojenik içeriğinin (kadın hormonu) bulunduğu bildirilmekte.

Yapılan son bir çalışmada çekirdeklerinin farelerde belirgin östrojenik etkisinin bulunduğu tespit edilmiş. Bu bakımdan menopoz döneminde kadınların nar meyvesini çekirdekleri ile birlikte tüketmesinin kemik erimesi dahil bazı menopoz şikâyetleri üzerinde yararlı olabileceği ileri sürülüyor. Bu etkisi nedeniyle 'erkeklerde prostat şikâyetlerinin azaltılmasında da yararlı olabilir mi' diye düşünüyorum. Çekirdeklerde sadece östrojen bulunmuyor, erkek hormonu testosteron da bulunmuş. Bu bakımdan henüz bir çalışma yürütülmemiş.

Mutfak kültürümüzde nar ekşisinin de önemli yeri var. Ancak piyasada satılan nar ekşilerinin büyük çoğunluğunun glukoz ve sitrik asit ile hazırlandığına dair bilgiler mevcut. Bu nedenle en iyisi nar suyunu evde hazırlamak. Nar suyu veya diğer kısımlarının etkileri ile bilgiler, aslında basında sık sık yer alıyor. Benim burada vermek istediğim bilgiler ise bunların ne kadarının bilimsel olarak ortaya konulabildiği. Yoksa "fazla idrar söktürür, ishali ve kusmayı keser, karaciğer hararetini söndürür, kabızlığı giderir, kalp ve mide ağzındaki ağrılara iyi gelir...." gibi iddiaları burada sıralamak değil.

KANSERDEKİ ETKİNLİĞİ ARAŞTIRILIYOR

Narın kanser üzerindeki etkisi üzerinde yapılan çalışmalar henüz klinik aşamaya gelmemiş, deney hayvanları veya yapay ortam (in vitro) çalışmalarına dayanıyor. Nar suyunun kanser üzerinde etkisi yine taşıdığı antioksidan etkili polifenolik bileşiklere bağlı olarak ortaya çıkıyor.

Kanser üzerinde etkili olabileceği ileri sürülen kısım daha ziyade, "narın çekirdeği". Konjuge linolenik asit bakımından zengin çekirdek yağının, fareler üzerinde yapılan çalışmada kolon kanseri modeli üzerinde belirgin etkisi tespit edilmiş. Ayrıca deney hayvanlarında göğüs kanseri, prostat kanseri modelleri üzerinde de belirgin etkisi tespit edilmiş. Prostat kanseri hücreleri üzerinde yapay ortamda nar çekirdeğinden koruyucu ekstraksiyon yöntemi ile (superkritik karbondioksit ekstraksiyonu) elde edilen nar yağının soğukta sıkılarak elde edilen çekirdek yağından daha etkili olduğu gözlenmiş. Dolayısıyla narı çekirdekleri ile çiğneyerek yemek bence daha etkili olabilir."

ntvmsnbc, 25/11/2010

Kabuğu ve Zarı da Hastalıklarda Kullanılıyor

Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Karadeniz, narın faydalarını anlattı.

Kalbi kuvvetlendiriyor. Nar suyu karaciğer zafiyetini gideriyor, mide iltihabını ve ağrısını geçiriyor.

Nar meyvesinin yüzde 15'inin karbonhidrat, yüzde 0.8'inin protein.  B1 ve B2 vitaminleri ile kalsiyum, fosfor ve demir bakımından zengin.

Nar mideyi temizliyor. Deniz tutmasına karşı iyi geliyor. Nar içindeki zarları ile yendiğinde mide ülserini iyileştiriyor.

Nar suyu yüksek tansiyon hastalığının tedavisinde, kalp ağrılarında, basur hastalığının tedavisinde faydalı oluyor.

Böbrek zafiyetine karşı nar suyu içilmesi yararlı

Nar suyunun harareti giderice özelliği bulunuyor. Şeker ve kurdeşen hastalığına iyi gelmekte. Nar ekşisi şeker hastalarına tavsiye ediliyor.

Nar şırasının şekerle hazırlanan şerbetinin idrar söktürücü özelliği var.. Romatizma ağrılarının hissedildiği eklem ve uzuvlara nar şırası sürüldüğünde, ağrı kesici özelliği bulunuyor.

Bayılmalara karşı nar şerbeti içilmelidir. Tatlı nar suyu, ses kısıklığı ve zatürreye karşı şifalıdır.

Nar çiçeği bağırsak yara ve iltihaplarını iyileştirir. Boyun tutulmasında nar çiçeği lapası boyna konursa şifalı gelir.

Narın kabuğu çay gibi demlenerek içildiğinde, mide ve bağırsak hastalıkları ile ishal ve dizanteriye karşı faydalı.

Nar kabukları evlerde böcek zararına karşı kullanılıyor.

Meyvenin market raflarında satılan suları ise bu faydaları sağlamaktan uzak. Pastörizasyon işlemi ve kutuda bekleme sonucunda meyvenin besin değerinde kayıplar oluşabiliyor. Meyveyi taze olarak yemeli veya taze sıkılmış suyunu içmeli.

internethaber, 21/12/2007

Afrodizyak Etkili

İngiltere'de bir sağlık enstitüsü tarafından yapılan araştırmaya göre, günde bir bardak nar suyu içmek erkeklerde cinsel perfromansı artırıcı ve ereksiyon problemlerini giderici etki yapıyor.

53 kişi üzerinde 6 ay süre ile yapılan deneylerde, uzmanlar, nar suyunun içindeki maddelerin seks yaşamını hareketlendirdiğine dair ciddi tespitlerde bulunduğunu söyledi.

sabah, 29/11/2008

İşte Sağlıklı Yaşamın İksiri

Kalbi sağlamlaştırır, kanser ve cinsel sorunlardan korur.

Kalbinizi korumak için her sabah "bir avuç ceviz yeter" diyerek çığır açan ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, sağlıklı yaşamın "nar iksiri"ni açıkladı.


CİNSEL SORUNLARI ÖNLÜYOR

Narın suyu dışında çaya ve tatlılara katılarak da tüketilebilir. Narın diğer meyvelerden ayrılan tarafı, E vitamininden 20 kat daha güçlü olan polifenol maddesinin bol miktarda bulunmasıdır. Antioksidan özelliği olan bu madde, aynı zamanda kalp hastalıkları ile cinsel problemleri önler.

6 hafta boyunca nar suyu içen 45 kadın ve 45 erkekte kalp krizi riski yüzde17, kansere yakalanma riski yüzde 22, cinsel problem yaşama riski ise yüzde 16 oranında azalıyor. Önceki araştırmalarda, narın kolestrolü ve şekeri dengeleyip, ishali kestiği, bağışıklık sistemini güçlendirip, prostat ve cilt kanserini önlediği saptanmıştı.

bugün, 21/01/2009

Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Karadeniz, kalbi kuvvetlendiren nar suyunun, karaciğer zafiyetini giderdiğini, mide iltihabını ve ağrısını geçirdiğini söyledi.

Karadeniz, narın Türkiye'de batı, Güneydoğu Anadolu, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde yetiştiğini belirtti. Nar meyvesinin yüzde 15'inin karbonhidrat, yüzde 0,8'inin protein olduğunu, ayrıca B1 ve B2 vitaminleri ile kalsiyum, fosfor ve demir bakımından zengin olduğunu ifade eden Karadeniz, "Nar mideyi temizlemekte, deniz tutmasına karşı iyi gelmektedir. Ayrıca nar içindeki zarları ile yendiğinde mide ülserini iyileştirmektedir." dedi.

Nar suyunun böbrek ve karaciğer hastalıklarına karşı çok faydalı olduğuna dikkati çeken Turan Karadeniz, şu bilgileri veriyor:

Nar suyu yüksek tansiyon hastalığının tedavisinde, kalp ağrılarında, basur hastalığının tedavisinde faydalı olmaktadır.

Böbrek zafiyetine karşı nar suyu içilmesi yararlıdır.

Nar suyunun harareti giderici özelliği bulunmakta, şeker ve kurdeşen hastalığına iyi gelmektedir.

Kalbi kuvvetlendiren nar suyu, karaciğer zafiyetini gidermekte, mide iltihabını ve ağrısını geçirmektedir.

Nar ekşisi şeker hastalarına tavsiye edilmektedir.

Nar şırasının şekerle hazırlanan şerbetinin idrar söktürücü özelliği vardır.

Romatizma ağrılarının hissedildiği eklem ve uzuvlara nar şırası sürüldüğünde, ağrı kesici özelliği bulunmaktadır.

Bayılmalara karşı nar şerbeti içilmelidir. Tatlı nar suyu, ses kısıklığı ve zatürreye karşı şifalıdır.

Narın meyvesi ve suyunun yanı sıra çiçekleri ve kabuğu da yararlarıdır. Nar çiçeği bağırsak yara ve iltihaplarını iyileştirir. Boyun tutulmasında nar çiçeği lapası boyna konursa şifalı gelir.

Narın kabuğu çay gibi demlenerek içildiğinde, mide ve bağırsak hastalıkları ile ishal ve dizanteriye karşı oldukça faydalı olmaktadır.

zaman, 25/12/2007

Prostata Karşı Nar Suyu

Amerikalı bilim adamları, nar suyunun ileride prostat kanseriyle mücadelede kullanılabileceğini kaydettiler.

Wisconsin Üniversitesi'nde görevli Hasan Mukhtar başkanlığındaki bir araştırma ekibi, fareler üzerinde yaptığı araştırmada, hayvanların içme suyuna nar suyu karıştırdı.

Kanserin ilerleme hızının nar suyu miktarı artıkça yavaşladığını tespit eden bilim adamları, bundan sonraki deneylerde nar suyunun insanlardaki etkisini araştıracaklarını açıkladılar.

Amerikalı bilim adamları, farelere verilen nar suyu konsantresinin, insanların bir günde içebileceği nar suyuna eşdeğer olduğunu da belirttiler.

hürrüyet, 28/09/2005


Untitled Document Untitled Document


anasayfa|bitkiler|vitaminler|mineraller|haberler|ilk yardım|sağlıklı yaşam|site haritası|arama|e-mail

Bu sitedeki yazı, resim ve dökümanlar, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


Lokman Hekim'den Uyarı
Bu Site'nin amacı, "Giriş Yazısı" nda açıklanmıştır.Amaç ticari olmadığı gibi; tıbbi teşhis, tedavi ve reçete önermekte değildir.Aksine bu bilgilerin kullanımı, ilgili tıbbi uzmanın tavsiye ve onayını gerektirmektedir. Bu Site'yi ziyaret eden okuyucuların "Giriş Yazısı" nı dikkatle okumalarını ve bu bilgilerin kullanım sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu unutmamalarını önemle hatırlatırız.

Untitled Document